Posted by : Natsume


Kısım 4

Denetim merkezine vardık.
Bu şehir Büyülü Kıta'da bulunmakta, ama gemiye bindiğin an Kutsal Milis Krallığı'nın sınırlarına girmiş oluyorsun.
Yanında gtördüğün her şey için vergi alınıyor, ayrıca ülkeye girdiğinde incelemeye tabi tutuluyorsun.
Sebebi artık suçları engellemek mi yoksa sadece para koparmak mı bilmiyorum.
Eh, sebebi beni çok ilgilendirmez aslında.
Para ödememizi isterlerse zaten ödemek zorundayız.

Öylece hafife alırken,
'2 insan ırkı ve bir şeytan ırkı ne kadar tutuyor?'
'İnsanlar için kişibaşı 5 Küçük Demir Sikke.Hangi şeytan ırkı peki?'
'Supard ırkı.'

Kontrol noktasındaki personel bir an ağzı açık bir şekilde Ruijerd'e bakakaldı.
Sonra başındaki kele bakınca rahatlamışçasına bir soluk verdi.
Hiçbir şey yapmaya takati kalmamış bir suratla.

'Supard ırkı için 200 küçük yeşil sikke ediyor.'
'2...200 sikke mi?'
Şaşırma sırası bana gelmişti.
***Totalde en ufak para biriminin 200.000 katı yani
'Ne...niye bu kadar pahalı ki?!'
'Söylememe gerek yoktur heralde, anlaman gerek.'
Supard ırkının gemiye binmesinin bu kadar pahalı olması için bir sebep.
Farkındayım tabiki!
Şuana kadar yolculuğumuzda başımıza gelenlere bakarak bu sonuca varabilirim.
Yine de, aşırı pahalı.

'Niye istedikleri para miktarı bu kadar uçuk?'
'Nereden bileyim.Yasayı koyana sor.'
'Babalık, senin bir tahminin yok mu?'
'He? Şeyyy, muhtemelen olası terörizme karşı alınan bir tedbir.Bunlardan biri köle olarak Milis Kıtası'na götürülse ve serbest kalsa, anladın ya?'

Hmm mantıklı.
Supard ırkına canlı bomba muamelesi yaptıklarını zaten biliyordum.
'Siz şu meşhur [Ölü Son] sunuz değil mi? Gemiye bindiğiniz an doğru düzgün ırk tespiti yapılıyor.Yani böyle abes kandırmacaların bir manası yok, 200 küçük yeşil sikkeyi burada mı ödeyeceksiniz?'

Çok şükür görevli bize böyle bir uyarıda bulundu.
Diğer bir deyişle millete Migurd ırkı diye yutturmaya çalışsak bile açığa çıkacak.
'Eğer ırkın hakkında yalan söylersen ceza var mı?'
'Elbette, baya büyük bir meblağ ceza ödersin.'
Görevli personelin dediklerine bakılırsa parayı veren düdüğü çalıyor burada.
Ne kadar para bazlı bir ilkeleri var.

Kısım 5
Kontrol merkezinden ayrıldığımızda güneş batmaya başlamıştı.
Hana dönüp yemek yemeye karar verdik.
Handa ikram ettikleri yemek liman şehrinin spesiyalitesi olan deniz ürünüydü.
Yumruk büyüklüğünde bir kabuklu balık bu geceki ana menümüz.
Sanki üstüne tereyağı dökülüp likörle tütsülenmişçe bir tadı vardı.
Güzeldi.
Büyülü Kıta'da yediğim yemekler arasında en güzeli buydu diyebilirim.

'Bu leziz!'
Eris pasaklıca yemeği yerken hayli mutluydu.
Geçen sene içerisinde Asura Krallığı'nın sofra adabını iyice unutmuşa benziyor.
Sağ elindeki bıçakla yemeği kesip sonrasında çatalı batırarak ağzına götürmek gibisinden şeyler.
Yani en azından elleriyle yemeği alıp ağzına tıkıştırmasın canım, bunda adap falan kalmamış.
Edona şimdiki halini görse sanırım ağlamaktan yere yığılırdı.
Peki bu benim suçum mu?

'Eris.Yiyiş tarzın hiç sofra adabına uymuyor!'
'Mogumogu? Sofra adabı mı, kimin umrunda?'
Yani Ruijerd yeme tarzı bile daha asil duruyor.
Tamam o da zerafetten yoksun kabul ama.
Bıçak kullanmak yerine yemeği kesmeye kadar her şeyi çatalla hallediyor.
Sadece çatalı baştan aşağı kaydırmasıyla et tereyağı gibi kesiliyor.
Usta birinin işçiliğini görebiliyorum.

'Peki madem, o halde yemeğin ortasında olmamıza rağmen bugünkü toplantımıza koyulalım.'
'Rudeus.Yemeğin ortasında konuşmak sofra adabına aykırı.'
Dedi Eris somurtkan bir suratla.

Kısım 6
Yemeği bitirip midemizi tıka basa doldurduktan sonra toplantıya başladık.
'Yolculuk ücreti 200 küçük yeşil sikke.Akıl alır gibi değil.'
'Kusra bakmayın, benim yüzümden.'
Ruijerd'in suratı asıldı.
Bu kadar olacağı benim de aklımın ucundan geçmezdi.
Dürüst olayım, yol parasını zaten çok dert etmiyordum.
Az buz çalıştığımız sürece çabucak parayı çıkarıp yola koyuluruz diyordum.
Gel gör ki, insan ırkı sadece 5 küçük demir sikke,
Hatta diğer şeytan ırkları bile en fazla 1 veya 2 küçük yeşil sikke tutarken,
Sadece Supard ırkı böylesine uçuk bir ücrete tabi tutulmuş.

'Babacım ama bu haksızlık.'
'Ben senin baban değilim.'
'Biliyorum, sadece şakaydı.'
Bir şekilde 200 küçük yeşil sikke ha.
Normal bir fiyat değil ki.
Para toplamak için A ve S seviye görevlere yoğunlaşsak bile muhtemelen birkaç yılımızı alır.
Herhalde Milis Kıtası'nın Supard ırkına ayrı bir garezi var.

'Çok can sıkıcı yahu.Yani Ruijerd'i burada bırakacak halimiz yok.'
Ruijerd'i arkada bırakmak.
En kısa çözüm bu olurdu.
Şu noktada maceracı olarak yeterince deneyimliyiz.
Eminim Ruijerd olmasa bile bundan sonrasına yolculuğumuz gayet devam edebilir.
Dememe rağmen kesinlikle böyle bir niyetim yok.
Ruijerd yolculuğumuzun sonuna kadar bizimle gelecek.
Bizim dostluğumuz yıkılamaz ve ilelebet sürecek, gibi gibi.

'Tabiki seni geride bırakmayacağız.'
'Peki, ne yapacağız?'
'Yöntem olarak 3 seçenek var.'
Dememle 3 parmağımı kaldırmam bir oluyor.
Her şey 3 sayısıyla başlar.(Allah'ın hakkı 3'tür gibi :d)
Koşullar ne olursa olsun, her zaman 3 seçenek vardır, yoluna devam et, geri dön veya dur.

'He?'
'Harika, 3 yöntemimiz mi var?'
'Fufufuuu.'
Açıklamaya başlamadan biraz duruyorum, daha seçeneklerin ne olduğunu düşünmedim de.
Ehmmm...

'İlki.Bu işi doğru yoldan halletmek var, parayı kazandıktan sonra Milis'e yol almak.'
'Ama o yol...'
'Aynen, çok fazla zamanımızı alır.'
Yani elimizden gelenin en iyisini yapsak dahi en az bir yılımızı alır.
Ki ben eminim o süreç içerisinde başımıza muhakkak bir iş gelir.
Mesela dikkatsizce cüzdanı düşürmek gibisinden.

'İkincisi.Bir labirente girip sihirli kristal veya büyülü item bulmak.Baya meşakkatli olur ama bir seferde hatrı sayılır miktarda para kazanabiliriz.'
Sihirli kristallere gayet yüksek fiyatlar biçiliyor.
Yani tam olarak ne kadar edeceğini diyemem ama kontrol noktasındaki amire versek bile eminim yolculuk masraflarımızı karşılar.

'Labirent! Kulağa hoş geldi hemen gidelim!'
'Olmaz.'
Ruijerd labirent seçeneğini reddetti.
'Niyeymiş?!'
'Labirentler tehlikelidir.Benim gözlerim bile tuzakları görmeye yeterli değil.'
Ruijerd'in gözü her ne kadar canlı etkenleri algılasa da görünen o ki labirentteki tuzaklarda işe yaramıyor.

'Ama denemeden bilemeyiz?'
'Biliyorum benim önerimdi ama, ben de gitmek istemiyorum.'
Dikkatlice hareket ettiğimiz sürece bir şekilde başarmamız mümkün olurdu belki, ama konu aklı beş karış havada ben olunca, eminim bir yere basıp hayati bir hataya sebep olurum.
İşte burada Ruijerd'in sözünü dinlememiz gerekiyor.

'Üçünçü.Şehirde bir kaçakçı bulmak.'
'Kaçakçı mı? O ney?'
'İnsanların sınırdan geçiş yaptığı böyle yerlerde, para karşılığında bir şeyleri taşımayı kabul edenler.Mesela bizim gibi uçuk fiyatlar ödenmesi gereken durumlarda.Büyük ihtimalle herhangi bir tüccar daha ucuza götürebilir.
'Öyle miymiş?'
'Aynen öyle.'
Öyle olmasa her ırkın ödediği ücret ayrı olmazdı.

'Bunların arasında mesela aşırı pahalıya patlayan maddeler de var.Halk taşıtlarıyla götürmeye gücü yetmeyenler daha ucuza böyle yapıyor.'
Eh, bunun gerçek olmama durumu da var tabi.
Ama etrafta birkaç tüccarla konuşmayı denersek eminim bir şekilde 200 küçük yeşil sikkeden aşağıya götüren çıkacaktır.
Kontrol noktasında konan ücret kesinlikle fahiş fiyat.
Kurallara birazcık uymazsak cezası çok da fazla olmayacaktır.
Ama yok, böyle düşünemem.
Eğer her zorluk gördüğümüz yerde kolaya kaçarsak bok çukurunu boylarız.
Bunu tecrübe ederek öğrendim zaten.

Genel olarak bir yöntem diye ekledim, ama elimizden geldiğince kötü seçeneklerden kaçınmaya çalışalım.
Şimdilik bu üçünü düşünebildim.

  • Doğru yoldan para elde etmek
  • Labirente girip köşeyi dönmek
  • Yeraltı tüccarlarından yardım istemek

Seçeneklerden hiçbiri olumlu değil.
Ah, doğru.
Bir çıkar yol daha var.
Asamı satabilirim, <<Asi Su Ejder Kralı, Akuhatia>>
Kar zarar hesapları bir yana dursun, yine de bu asayı satmak istemem.
Doğumgünümde Eris'ten aldığım bir hediye bu.
Şimdiye dek hep gözüm gibi bakarak kullandım.
Eminim Ruijerd ve Eris de buna karşı çıkacaktır.
Ama belki de en iyi yolu budur.

Kısım 7
O gece bir rüya gördüm.
Hitogami:
'Bir tezgahtan yiyecek alıp şehrin varoş sokak aralarında yalnız başına dolaş.' dedi.
Ve.
Şimdilik yapacak bir işim olmadığına göre, bir şansımı denerim dedim.
'Mesele yapacak başka bir işin olmaması mı yani?'
Yok ondan değil, yani yiyecek alıp ara sokaklarda dolanmak falan, mevzuyu anladım ben.
'Anladın mı?'
Şu şeyi diyorsun değil mi, ortalıkta dolanan kayıp, aç bir çocuk olacak,
Sonra bir şekilde garip biriyle bağlantısı çıkacak falan?

'Aynen öyle, vay canına!'
Sonrasında ben çocuğu kurtarınca her nasılsa bu çocuk tersaneci bir lonca kaptanının torunu falan çıkacak, o tarz bir şey değil mi?
'Fufufu, orası istersen ya-rı-na kal-sın.'
Bunun neresine sevinmem gerek anlamadım.
Şimdiye kadar keyif verici tek bir gelişme bile olmadı.(Burada oyunlara kıyasla konuşuyor, kurgu falan)
Dahası, sen var ya sen! Konuşmayalı başlayalı te bir sene oldu!
Tam da bir daha yüzünü göstermeyeceksin diye sevinmeye başlamıştım.

'Şeyy~~ geçen sefer benim yüzümden başın biraz belaya girmemiş miydi? Sonrasında yüzümü göstermeye çekindim.'
Ha!
Demek tanrıların da böyle halleri varmış.
Ama sakın yanılgıya düşme.
O benim kendi hatamdı.
Ama ben yine de ne yapsam o durumda doğru olurdu senden duymak isterim.

'Ne yapsam doğru olurdu diyorsun da sadece normalde olduğu gibi muhafızlarla hoşbeş etmiş olsan onlar da Ruijerd'le bir sıkıntı olmadan geçinip gideceklerdi.'
He? O kadar basit miydi yani?
'Aynen öyle.Eğer onlarla iyi geçinseydiniz Nokopara sizi gözüne kestirmeyecekti.Cidden beklentilerimin hayli dışında bir gelişme oldu.Gerçi bana sorarsan izlemesi baya eğlenceliydi.'
Bana göre hiç de eğlenceli değildi ama.
'Ama bunun sayesinde tamı tamına bir yılda buraya kadar geldiniz değil mi?'
Yani demek istediğin sonuç itibariyle işler yolunda, öyle mi?
'Sonuçlar her şeydir.'
Peh.
Hoşuma gitmedi.

'Öyle mi?Eh, sıkıntı yok.Peki peki canın sıkıldığına göre ben kaçayım.'
Bir dur.
Sana sormam gereken bir şey var.
'Neymiş?'
Acaba bu senin tavsiyelerin, üzerinde çok fazla kafa patlatmasam daha mı iyi olacak sanki?'
'Bana kalırsa üzerine kafa yorman olayı daha ilginç hale getiriyor...'

Ah, şimdi anladım!
Öyle bir şey bu yani ha.
Anladım anladım.
Dediğin gibi olsun o zaman.
Bir dahaki sefer hiç de ilgi çekici olmayacak.
'Fufufu, merakla bekliyorum öyleyse.'
Öyleyse...öyleyse...öyleyse...
Bilincim bir kez daha bu yankıya boğulup kayboluyor.

{ 8 yorum ... read them below or Comment }

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan