Posted by : NightTheFox 15 Temmuz 2016 Cuma





Yazım hatası varsa affola :D Blogger'ın kontrol tool'u çalışmadı :(

Çeviren: NightTheFox

Ling Chen uçurumdan aşağı düştükten sonra, Altın Savaş Kurdu ve kurtlar hemen hedeflerini değiştirdiler, hepsi kayalıkların aşağısındaki oyunculara döndü. Altın Savaş Kurdunun ulumasının ardından, darmaduman çığlıklar arasında Ling Chen'i aşağıya doğru sürükleyen oyunuclara doğru atıldılar.

Oyuncular bir kurtla tek başına savaşırken bile zorlanıyorlardı, 100 kurt aynı anda saldırında, liderleri de bir Lord BOSS olunca, oradaki okçular ve büyücüler yüzlerindeki tüm rengi bir anda kaybettiler. Hepsi saldırılarını durdurdu, ayaklarını yerden kaldırdılar ve kaçmaya başladılar. Neyse ki mesafelerini iyi korumuşlardı, kurtlar onlara yetişemeden güvenli bölgeye yetişebildiler. Fakat onlar nefes bile alamadan, şok edici bir biçimde o devasa altın kurdun Kurt Kayalıklarından dışarıya atıldığını, o "güvenli bölge"ye girdiğini, ve heybetli bir hava taşıyarak onlara zıpladığını gördüler.

"Çabuk... çabuk, geri çekilin!!"

Bunu beklemeyen oyuncuların korkudan renkleri soldu, fakat Altın Savaş Kurdu basitçe çok hızlıydı. Grubun arkasındaki büyücü koşmaya başlamak istedi ve çoktan Altın Savaş Kurdu tarafından yakalanmıştı. Vahşi bir sıçrama onun üzerine indi, direk olarak tek atıp öldürdü ve ardından bir uzun zıplayış daha, grubun tam ortasına inerek. Kurt kafasını kaldırdı ve her yeri titreten bir şekilde uludu, bir Sonik Şok kaçan oyuncuları kapladı.

Au~~~~~~

-101, -99, -85, -100...

3 elemental büyücü çırağı, 2 okçu çırağı'na tek atıldı, geriye kalan 1 okçu ve 2 kalkan koruması çırağı kritik durumda, Sonik Şok tarafından sersemletilmiş. Altın Savaş Kurdu kuyruğunu salladı, 1 ok, 2 kalkan da yere düştü.

Bir anda, Altın Savaş Kurdu 9 kişiyi düşen yaprakları savuran bir rüzgar gibi halletmişti, Black Flame Bow'un alnı ter olmaya başlamıştı, geri çekilirken bağırıyordu: " Tüm kalkanlı korumalar... Çabuk olun ve bloklayın!!"

Grupta geriye kalan son dört kalkan koruması da dişlerini sıktı ve ileriye atıldı, tahta kalkanlarını altın kurda vurmak için kullandılar. En güçlü defans ve HP'ye sahip olan grup olarak, birlikte bir yaratığa saldırdıklarında merkez sütün olarak görev alıyorlardı. Fakat 4 LV4 kalkan korumasının LV7 bir Lord BOSS'u tutmak istemesi karşı koyulamaz bir biçimde abartılmış bir illüzyondan ibaretti. Altın Savaş Kurdunun ilk zıplaması, ve dört kalkan koruması da çoktan yerdeydi, ve ardından 2 acımasız batırış, bu kalkan korumalarının hepsi ölmeden önce kurdun sadece üç saldırısına karşı koyabilmişti.

4 kişi harcanmış olsa da, geri kalan oyuncular sonunda kaçabilmişti. Altın Savaş Kurdu onlara bir bakış attı, takip etmedi. Arkasını döndü ve tekrar Kurt Kayalığına döndü, kayalıkların en tepesindeki kayaya çıktı, gururla daha yaklaşamayan oyunculara baktı.

Birkaç dakika sonra, gruplar halinde oyuncular kayalıkların dibine gelmeye başladı. Bilinmeyen bir sebepten ötürü Lord BOSS'un Kurt Kayalıklarında olduğu bilgisi yayılmıştı, daha ve daha çok insan öğrenmişti. Bunun cazibesine dayanamayan sayısız oyuncu buraya akım etmişti, bir anda kayalıkların dibi siyah bir kalabalığa döndü.

"Bu Lord BOSS ilk olarak bizim tarafımızdan bulundu, Black Flame Çetesi(Gang), eğer buradaki tüm arkadaşlar bize bir iyilik yapıp BOSS'u teslim ederse, ileride karşılaşırsak güzel bir şekilde konuşabiliriz." Buradaki insan sayısı artmaya devam etti, Black Flame Bow'un yüzü de git gide karardı. Artık BOSS'u kendine istemenin imkansız olduğunu biliyordu, kalabalık arasında, sanal dünyada birbirinden güçlü olan loncaların isimlerine baktı. 
(TLÇN: Çoğu klan/lonca eski oyunlardan geliyor)

"Black Flame Çetesiyseniz ne olmuş? Bu Lord BOSS aileniz tarafından yetiştirilmiş değil ya, kim alırsa o alır!!" YÜksek bir ses kalabalığın içinden geldi.

"Hehe, kimin yeteneği varsa Lord BOSS'u o alacak değil mi?"

Black Flame Bow'dan çok da uzakta olmayan bir ses normal bir şekilde konuştu, Black Flame Bow sinirli bir şekilde ona baktı, yüzü bir anda dondu, bu kişi...

Yan Huang ittifakı da gelmiş!!
(TLÇN: Yan Huang çin efsanelerindeki Çin'in ataları olan iki kralı temsil ediyor. Çinli insanlar da aynı zamanda "Yan Huang'ın Torunları/Soyu/Nesli" olarak biliniyor)

Buradaki insan sayısı artmaya devam etti, açgözlü bakışlar o parlak, altından büyük kurdun üzerine düştü fakat kimse ilerlemedi çünkü kim ilk giderse sadece ölmeye gitmiş olmayacak, aynı zamanda herkesin hedefi haline gelecekti.

                                                                                                                            

Ling Chen'in yerinde duramayan kalbi sonunda yatıştı, çünkü bu düşüş halini bir dakikadan uzun bir süredir devam ettiriyordu.

Uğuldayan rüzgar duyma yetisini boğuyordu, uçuruma düştüğünde kalbi kinle doluydu, Altın Savaş Kurdunu öldürememek çoktan kaderi olmuş olsa da, eğer kaçmak isteseydi, iki kat fazla kurt olsa bile onu engelleyemezlerdi. Fakat bu olmuştu, tam o kaçış yolunu hesapladığında bir dizi ok ve elemental mermi uçarak ona gelmiş, onu geri çekilmeye zorlamış ve bitmeyen uçuruma düşürmüştü.

Black Flame Bow...

Black Flame...

3 sene önce adını Çin'de duyuran Black Flame Çetesi aklına geldi, ortalama gücü Çin'in en iyi 30 loncası içindeydi!

Ben, Ling Chen, gerçekten ölüme itildiğim bir güne sahibim...

Black Flame Çetesi... fısıldayarak bu ismi söyledi, Ling Chen'in bakışları derin bir soğukla parıldadı.

Çoktan kim bilir ne kadar derin olan bu yere düşüyordu, etraf tamamen karanlıktı. Düşüş hızı çoktan ulaşabileceği maksimum hıza erişmişti. Bu çeşit bir yükseklik onun bir düzineden fazla ölüme düşmesine yeterdi.

Cidden ne çeşit bir uçurumdu bu, böyle korkunç bir derinlikle. Mistik Ay kıtası 2 parça kara 8 paröa sudan oluşuyordu, mantıkla bakılırsa, bu çeşit bir derinliğin çoktan su seviyesine ulaşması gerekiyordu. Köy Şefi bir seferinde demişti, acemi köyleri birbirinden bitmeyen denizlerle ayrılmış adacıklardan oluşuyordu, Acemi Köylerinin dört bir yanı göz göremeyecek uzaklıkta denizlerdi. Bir uçurumun varlığı bu mantığı yıkıyordu.

Fakat ne olursa olsun, bu çeşit bir yükseklikten, ölüme düşüşü kesindi.

Ling Chen'in gözlerinin içinde, küçük ışık noktaları bir anda oluştu. Şaşırmış hissetti... Bu kadar derin bir yerde, gökyüzünden ışık buraya erişemezdi, neden güçsüz bir ışık bir anda belirmişti ki, yoksa...

Ling Chen hemen aşağıya baktı, soluk bir bölge anında görüş alanında oluştu, bu ışıklar aslında yerden geliyordu. Aynı zamanda, hava akışında belirli bir değişiklik de oluşmaya başladı.

Neredeyse uçurumun dibine gelmişti!!

Ling Chen tüm konsantrasyonunu toplayıp derin bir nefes aldı ve gözlerini sıkıca kapattı, sessizce etrafındaki havanın değişimini hissetti, tabana yaklaştığını hissetti, daha ve daha fazla yakınlaştığını...

BAM!!

-2600!

Ling Chen'in vücudu yere indi... aşırı derece sert zemine çarparak. Tüm vücudu sarsılıyordu, o anda sanki tüm vücudu parçalara ayrılıyor gibi hissetti, iç organları şiddetli bir şekilde sarsılıyordu, HP de bir anda sıfırlandı.

"DING... Öldünüz."

Aynı zamanda bir sistem mesajı geldi, mavi bir ışıkla birlikte ona eşlik eden bir kırılma sesi Ling Chen'in göğsünden çıktı, bu safir kolyenin ışığıydı.

"DING... 'Kutsanmış Safir Kolye' aktifleştirildi, yeniden canlandırıldın, HP seviyesi maksimuma tamamlandı."

"DING... 'Kutsanmış Safir Kolye' kırıldı, tamir edilemez."

Boş HP bir anda tamamen doldu, Ling Chen safir kolyeyi göğsünden çıkarttı, dışının çatlaklarla kaplandığını farketti, mavi bir ışık çıkaran safir kolye artık tamamen cansızdı.

Ölümü garanti olan Ling Chen safir kolyenin etkisiyle ölümden kaçmıştı.

Vücudundaki ağrı hissi çabucak yok oldu, hafifçe sersemlemiş beyni de sonunda uyandı. Ling Chen ayağa kalktı, etrafına bakındı. Burası boşluğun dibiydi, bir ışığın gelmesi imkansızdı. Fakat etrafı belirsiz beyaz bir ışık kaplamıştı, Ling Chen'in etrafındaki bir alanı görebilmesini sağlıyordu. Ling Chen onaylamadan önce uzun bir süre etrafı inceledi, bu ışığı yayan şey zemindi, muhtemelen hafif bir ışık yayan bir çeşit özel taştı.

Ling Chen'in arkasında tepesi görünemeyen bir duvar vardı, elini duvara dayadı, eli inanılmaz soğuk hissetti. Aniden, Ling Chen'in zihni panikledi... Bir anda düşündü, ölüme düştükten sonra, şehre dönmeyi seçebilirdi, direk olarak Acemi Köyüne. Fakat safir kolyenin kutsamasından dolayı, ölmemişti... ve, Acemi Köyünün bu tarz işler için bir ışınlanma parşömeni yoktu.

O zaman nasıl geri dönecekti!?

Üstünde yüksekliği tahmin bile edilemeyen bir kaya vardı, ondan aşağıya düşmek bile bir dakikasını almıştı, yukarıya tırmanmak... Bu imkansızdı!!!

Soğuk terler yavaşça Ling Chen'in alnından kaydı. Bu tarz bir durumda, ölüm buradan çıkmak için tek yol gibi gözüküyordu. Fakat, Misti Ay dünyasında bir intihar seçeneği yoktu.

Sonsuza kadar burada tıkılı kalmış olamazdı!?

{ 11 yorum ... read them below or Comment }

  1. Orda kalsa üç gün gülerim

    YanıtlaSil
  2. oraya gitmesi bence iyi bir şey ışığı gördüpünü söylediğine göre demek ki farklı bir ışık kaynağı ve farklı bir ekosistem var yani farklı canavarlar ve farklı npc gibi şeyler olabilir :D

    YanıtlaSil
  3. Acaba power up mı geliyor :D

    YanıtlaSil
  4. Eline sağlık. Bölüm için teşekkürler. ...

    YanıtlaSil
  5. Vovovovo hadi bakalım interesting

    YanıtlaSil

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan