Posted by : - 9 Temmuz 2016 Cumartesi



Tanıtım

Çevirmen: Euphia


Beş Gün Önce

Bakımdan bir gün sonrası.
Her zamanki gibi yerleri süpürmeye ve çamaşırları yıkamaya devam ediyorum, ama öğleden sonra bir sürü boş vaktim oluyor. Açıkçası, bu kişiliğimden kaynaklanıyor; çünkü ev işini çabucak halletmezsem rahatsız hissediyorum.
Pekala.
Profesörün tahmini eve geliş saati, dördü yirmi geçe.
“Hmm, kumanda, kumanda……..”
“Buldum!” diye bağırıp kumandayı masadan aldıktan sonra uzanıyor ve televizyonu açıyorum. Eğer kumandayı bedenimin içine saklasaydım çok daha uygun olabilirdi, ama maalesef öyle bir işlevim yok. Profesör bir keresinde “Eğer öyle saçma bir şey yapsaydım, bakımını yapmak çok daha zorlaşırdı,” demişti.
Büyük ekran, bugüne ait haberleri gösteriyor. Politik skandallar, kuzeydeki ordunun durumu, ve bir yerdeki cinayet vakası. Kadın sunucunun hızla oynayan dudaklarına bakıyorum.
Pff, çok sıkıcı.
Şu anki duruşumu değiştirmeden kumandanın ses çıkaran butonlarına basıyorum. Ekrandaki resimler periyodik bir biçimde değişiyor, ama yemek ya da yarışma programlarından ilgimi çeken yok.
Kanalı isteksizce haberlere geri çeviriyorum, ve ‘o’ birden karşıma çıkıyor.
“Öğleden sonra saat bir civarında, Venus Fountain Plaza’nın içindeki Oval Terminalinde bir robot aniden kendini kaybedip etrafına saldırdı.”
Venus Fountain Plaza, Profesör’e çok benzeyen tanrıça heykelinin bulunduğu yer.
Haber bülteni yakınlardaki bir ikinci el eşya dükkanında çalışan genişçe robotun etrafına bağırdığını ve bir anda çığırından çıktığını bildirdi. Robot mağazanın duvarına çarpıp onu yıkmıştı ve Fountain Plaza’ya doğru ilerlemişti. Gelen telefonun ardından, polis müdahale etmek için olay yerine gitmişti.
“İşte olay görüntüleri.”
Sunucu konuşmasını bitirdiğinde, yayın farklı bir sahneye geçti.
Gösterilen, muhtemelen güvenlik kamerası kayıtlarına aitti. Ekranda gri silindirik bir robot beliriyor ve kollarını etrafa savuruyor. Mağazanın duvarlarına defalarca vururken, filmlerdeki genç, enerjik insanları fazlasıyla andırıyor. Şimşek işaretine benzeyen birkaç çizik geniş sırtında görülebiliyor.
Nihayet, robot sallanarak plazaya doğru yürüyor.
Ahhh, izleyemeyeceğim.
Kalbimin derinliklerinde dualar ediyorum.
Oraya gidemezsin.
Ama dileklerim ona ulaşmıyor. Robot kalabalık plazaya giriyor. Beklenildiği gibi, hareketleri sohbet eden yaşlı insanlar, gürültücü çocuklar ve sarmaş dolaş sevgililer dağılırken büyük rahatsızlık yaratıyor.
İnsanlar ayrıldıktan sonra robot yalnız kalıyor. Sadece donuk bir şekilde duran robotun arkasındaki fıskiye, sayısız renkli damlalar saçarak ritmik hareketlerle dans ediyor. Aldatıcı bir biçimde harmonik görünen sahne, durumun asıl halini maskeliyor.
Ve sonra aniden-
Robotun bedenine saplanmış ateş böcekleri gibi görünen birkaç mavi nokta beliriyor. Robot, onlara bakmak için başını hafifçe eğiyor, ardından, lazer ışını birden havayı delip geçiyor. Lazer, robotun ağır, metal cildinin içinden geçiyor ve fıskiyeye dokunduğunda; buhar damlaları bir lav gibi delicesine etrafa yayılıyor.
Bu, polisin lazer tüfeğiydi.
İkinci bir atış. Lazer keskin bir ses çıkarıyor. Işın havayı kesiyor ve robotun sağ kolunu omzundan ayırıyor. Kolu, ağır bir ‘takk’ sesiyle yere düşüyor. Robot, sağ kolunu almak için yere eğiliyor, ve üçüncü atış doğrudan ona isabet ediyor. Dışa uzanan sol eli, bir cam üfleyicinin elindeki cam küresi gibi mavi, zalim bir ışık huzmesi yayıyor.
Çok sürmeden, dördüncü atış robotu sağ bacağından ediyor ve dengesini kaybetmesine sebep oluyor; ardından beşinci, altıncı ve yedinci atışlar isabet ediyor
Ahhh, durdurun şunu, daha fazla izlemek istemiyorum!
Sanırım onun tek kelimeyle imha edildiğini söyleyebiliriz. İlk vuruştan yaklaşık otuz saniye sonra, kopmuş başı, robotun geriye kalan en büyük uzvuydu.
Robot şimdi sessiz, beş metal kasklı insan olay mahalline koşuyor. Onlar, gümüş zırhlarıyla tam ekipmanlı özel polis kuvvetleri, ve ‘Atık İmha Birlikleri’ olarak adlandırıyorlar. Keskin, küre biçiminde şarjörleri olan bir metre boylarındaki lazer tüfeklerini taşıyorlar bu, birliklerin robotlara karşı özel olarak kullandıkları silah.
Etrafa dağılmış robot parçalarını toplamaya başladıklarında, aralarından biri robotun ‘başını’ alıyor ve bir savaş ganimetiymişçesine havaya kaldırıyor. Siyah makine yağı, yeri kaygan noktalarla kaplayarak kan misali yere damlıyor.
Bu görüntüden iğreniyorum. Boğazımda bir şeylerin tıkandığını hissediyorum.
Kayıt sona erdiğinde, sunucunun yüzü tekrar ekranda beliriyor. Bunun Oval Şehri’nde bu ay yaşanan üçüncü robot suçu olduğunu söylüyor.
Robot suçu. Bir robot suç işlediğinde, böyle adlandırıyorlar.
Robot suçları iki kategoriye ayrılıyor: İlki, bir robotu kullanarak insanlar tarafından işlenen suçlar; ikincisi ise robotun kendi kendini kaybetmesiyle olanlar. Robotun kendi kendine mi, yoksa sahibinin emirleri doğrultusunda mı etrafa saldırdığına nasıl karar verebiliriz? Resmi makamlar ve ‘hukuki tasnif birliği’ bunu yapamıyor.
Robot taşkınlığı vakaları trafik kazalarından yüzde bir az oranda meydana geliyor, ama haberlerde her zaman abartılıyor. Kamuoyu baskısından ötürü, robot üreticileri ürünlerini geri çekmek zorunda kalabiliyorlar. Konunun çözüm süreci aslında diğer tüketici ürünlerininkine benziyor, ama bir robot lüks araba kadar paraya mal olduğundan dolayı; üreticilerine ağır bir darbe vuruyor. Ürünlerini sık sık geri çekmek zorunda kaldıklarından iflas eden üretici vakalarıyla karşılaşmak zor değil.
Bunu izlememeliydim.
Televizyonu kapatıyor ve halıya şeklinde uzanıp gözlerimi kapatıyorum.
Robotlar sakinleşmek istediklerinde gözlerini kapatırlar. Görüntü sensörlerini geçici olarak devre dışı bırakmak zihin devrelerinde rahatlatıcı bir etkiye sahip.
Dışarıda yağmur yağdığını fark etmemişim. Odada yalnızca yağmur damlalarının ısrarcı sesini duyuyorum.
Zavallı bir robotun videosu göz kapaklarımda belirmeye başlıyor. Robotun parçaları muhtemelen ikinci el dükkanlarına düşecek, ya da tamamen hurdaya eritilecek. Ne de olsa, umumi tesisleri ve barışı hiçe sayarak aniden etrafına saldırdı. Böyle bir durumda hurdaya dönüşmekten fazlasını bekleyemezsiniz.
Ama.
Kalbimde bir soru öylece kalakalıyor.
Neden bir anda kendini kaybetti?


{ 4 yorum ... read them below or Comment }

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan