Posted by : Natsume


Kısım 1
Loncanın dışında geçirdiğimiz ikinci günde kertenkele suratlı bir adam bize seslendi.
'Ah, merhaba.Rütbemizi yükselttik.'
Bu herif de kim?
Tam böyle düşünürken böcek gözlü kadının da sahneye girmesiyle sonunda geçen günkü hayvan hırsızları olduğunu anımsıyorum.
Sanırım adları Jalil ve Veskel'di.
Yüzlerinden tanımak zor oluyor çünkü şehirde bir sürü kertenkele suratlı insan var.
Hatırlayamamın bir diğer sebebiyse geçen günkünden farklı elbiseler giymeleriydi.
Geçen gün A şahsının giydiği kıyafetler sıradandı.
Bugünse Maceracı A olarak sıradan deri zırh giyinmiş.
İki kıyafet de sıradan olmasına rağmen, bıraktıkları izlenim tamamen birbirinden farklı.
'Ah, Jalil-san, emeklerin için teşekkürler.'
'Bu da ne, konuşma tarzın, biraz nahoş geldi...'
'Bu Keigo.Kullanmayayım mı?'
***Japon aksanlarından biri
'Boşver gitsin.'
Bir süre bana dik dik bakıyor sonra gözlerini başka yöne çeviriyor.
'Veskel-san, bugünden itibaren iyi geçinmek dileğiyle.'
'Ah...Tabi.'
Veskel hala Ruijerd'den korkuyor.
Ruijerd'se hala dik dik onlara bakıyor.
Eh, elden bir şey gelmez.Eklemek gerekirse, Veskel de maceracı kıyafetlerini giymiş.
'O halde içeri girelim.'
'Ah, peki.'
Sözlerimi başıyla onarken Jalil'in yüzünde huzursuz bir ifade vardı.

Kısım 2
Loncaya girmek üzereyken gözleri keskin At kafalı adam bizi görüp yanaşmaya başladı.
'Hey!'
'.....Selam.'
Bu herif bugün de mi loncada sürtüyor....?
Cidden hiçbir işe güce baktığı yok, öyle mi?
'Areee, bugün 『P-Hunter』'la berabersiniz.'
'Naber Nokopara, görüşmeyeli uzun zaman oldu.'
Görünüşe göre At kafalı adamla kertenkele suratlı birbirini tanıyor.
'Gerçekten bir hayli zaman oldu.Bu arada duydum Jalil, rütbeni C'ye yükseltmişsin.Emin misin bundan? Rütbeni C'ye yükseltirsen ev hayvanı yakalama görevi yapamayacaksın artık değil mi?'
Nokopara bunu derken gözleriyle bir onlara bir bize bakıyor.Ve at kafalı adam kişniyor.
'Anladııım.İşi çabucak bitirmenize şaşmamalı, görevi 『P-Hunter』'ın yardımıyla yaptınız değil mi?'
Görünüşe göre P-Hunter Jalil'in partisinin adı.
Anladım, güzel!
'Evet! Dün ev hayvanını arıyorken tanıştık! Ayrıca bize ev hayvanlarını aramak için teknik bile öğrettiler!'
Rasgele birkaç yalan uydurdum.
'Haha, ödlek Jalil sonunda kendine bir talebe edinmiş.Ve bu talebe de çakma Supard, hahahaha....!'
Bu yanlış anlaşılma tam da ihtiyacımız olan şey.
Bu herif cidden basit kafalı.
At kafalı adam bir süre gülmeye devam ediyor, sonra aniden Jalil'in arkasına bakıyor.'
'De bakalım, Roman nerede, bir şey mi oldu?'
'Ah, hm...Roman...öldü.'
'Öyle mi, çok yazık olmuş.'
Roman Ruijerd'in dün öldürdüğü kişi olmalı.Nokopara herifin ölümünü duysa da çok zayıf bir tepki verdi.
Muhtemelen maceracılar arasında birinin ölmesi öyle büyük bir mesele değil.Acaba bunun mühim bir mesele olduğunu düşünen sadece ben miyim?
Hatta bu konudan bahsetmişken Jalil ile Veskel bile Roman'ın öldürülmesinden öyle pek rahatsız olmadılar.
'Peki madem Roman öldü, neden rütbenizi yükseltiyorsunuz ki? Partinizdeki en güçlü kişi o değil miydi?'
'Şey...'
Jalil birden bana bakıyor.
Nokopara kişniyor, yo, kahkaha atarak başını sallıyor.
'Ah...Hehe anladıım, bir şey demene gerek yok.Demek öyle..., artık bir çırağın olduğuna göre biraz da olsa gurur yaptın he!'
Nokopara kendince gelişigüzel bir sonuca varıyor, seslice Jalil'in sırtını sıvazlıyor ve loncanın içine geri dönüyor.Jalil kurtulmuşçasına bir iç çekiyor.
Bu herifin derdi ne sahi, sabahtan akşama bizimle uğraşıyor.Acaba beni sevdiğinden mi böyle yapıyor...?
Yo, belki gözleri sadece Ruijerd'i görüyordur, yaniiii...
Tabiki şaka yapıyorum.
'Eh, hadi görevlere bir göz atalım.'
Loncaya girdiğimizde hala meraklı meraklı bize bakanlar vardı.
Şimdilik bunları umursamamak en iyisi.
Çırakmış gibi davranmamız işimize gelir.D ile B seviye görevlere bakarken Jalil'e soruyorum.
'Toplama ile hasat görevleri arasındaki fark nedir?'
'Eh? Ah şey, hasat daha çok bitkilere yönelik, toplamaysa büyük çoğunluğunda sihirli yaratıklara yönelik olur...'
Jalil belli belirsiz bir cevap veriyor, ama cidden fark sadece bu gibi.
Toplama eylemi canlı yaratıkları baz alıyorken hasat eylemiyse cansız varlıklar için kullanılıyor.
Örneğin toplama görevi şöyle yazılmış,


=======================

C

- Görev: Hayvan postu topla

- Ödül: 6 Demir sikke

- Görev içeriği: 20 tane Çakal sürüsü postu

- Yer: Şehrin dışında

- Süreklilik: Yok

- Süre sınırı: Yok

- Talepçinin Adı: Maceracılar Loncası

- Not: Elimizdeki post azalmaya başladı. Lütfen yardım edin. Bu görevi yırtmayın, sadece topladığınız kadar postu tezgaha getirmeniz yeterli.

==========================


Okurken birden tüccara postları 4 demir sikkeden sattığımı hatırladım.Cidden az para almışız...
Yo, belki de bu görevin ödemesi bayağı fazladır, normalde böyle materyallerin paraya çevirilmesi bu kadar yüksek olmaz.
'Ruijerd-san.'
'Ne oldu?'
'Kusura bakma, sanırım aynı zamanda para kazanıp seviyemizi artırmamız gerekecek.'
'...Neden bana bunu söylüyorsun ki?'
'Eğer böyle yaparsak, o meseleyi bir müddet ertelememiz gerekecek de.'
Veskel ve Jalil'le Ruijerd'in ismini yaymaları konusunda konuşmuş olsam da onlardan pek bir beklentim yok.
Bunu hesaba kattım.
Efendice bizim için görev aldılar, bu yüzden şimdilik işlerine çomak sokmayı düşünmüyorum.
Aslında böyle yaparak eylemlerini gözlemleyemem.
Ama eğer ki birileri bunları yasadışı bir şeyler yaparken görürse, Ruijerd'in onları yapmaya zorladığını iddia etseler bile rütbeleri ondan daha yüksek olduğu için alay konusu olurlar, zaten Ruijerd'in çakma olduğunu düşünmelerinden bahsetmiyorum bile.
'Anladım.Peki.'
Ruijerd'in rızasını aldıktan sonra Jalil'le aldığımız görevler hakkında konuştum.

Kısım 3
Nöbetçiyi selamladıktan sonra şehrin dışına yol aldık.
Çakal Sürüsü, Zehirli Kurtlar, Koca Tosbağalar ve Yüce Tosbağa Kralı.
Bu sihirli yaratıklar şehrin eteklerindeki hedeflerimiz.
Görevimiz Çakal Sürüsü'nden post, Zehirli Kurtlar'dan diş ve kuyruk, Koca Tosbağa'dan et ve Yüce Tosbağa Kralı'ndan sihirli taş toplamak.
Öncelikle Koca Tosbağa'ya hiç bulaşmayacağız, çünkü eti çok ağır.
Asıl önceliğimiz Yüce Tosbağa Kralı olacak, sihirli taşlar ufak ve kolay satılabilir olduğundan...
Önceliğimiz Yüce Tosbağa Kralı'nın taşları olmasına rağmen(paraya çevirmek için birebirler), ortalıkta çok az var.Ayrıca şehrin yakınlarda boy göstermiyorlar.
Sonuç olarak odak noktamızı Çakal Sürüsü yaptık, küçük bir çatışma bile onları grupça avlayabilmemize imkan sağladığından bunları paraya çevirmesi daha kolay oluyor.
Görevimiz Çakal Sürüsü'nden post toplamak.Onları avlamanın avantajı ihtiyacımız olan materyalleri çabucak toplamamız olacak, çünkü onları bulmak için sarf ettiğimiz süreyi ve derilerini yüzme kısmını göz önüne alırsak, avlama mevzu Zehirli Kurtları biçmek kadar basit bir faaliyet babında kalıyor.
Tabiki etrafta bir Zehirli Kurt görürsek onu da avlayacağız.Zehirli Kurt'a yönelik görev almamış olsak bile böylesine bir görev için materyalleri önceden toplamak en iyisi.Görev geldiğinde elimizdekini tezgaha getirip her şeyi halletmek en basiti olur.
En büyük Çakal Sürüsü grubu 10 tanesinin bir arada olduğu, bunu göz önüne alınca araması, derilerini yüzmesi derken bir günde öyle pek avlayamayız.
Diye düşünmüştüm ilkin.
Bir grup Çakal Sürüsü'nü katledip derisini yüzdükten sonra Ruijerd cesetlerini bir noktaya getirip yığdı.
Ne yaptığı üzerine kafa yorarken,
'Rüzgar Büyüsü'nü kullanarak kokuyu yayabilir misin?'
Ruijerd'in sorusu tüm merakımı yanıtladı.
Kanın kokusunu kullanarak diğerlerini de pusuya düşürecektik.
Önerisi üzerine Rüzgar Büyüsü'nü kullanarak hava akımının yönünü değiştirerek her yöne dağılmasını sağlıyorum.
'Yüce Tosbağa Kralı'nı bu yöntemle avlayamasak bile civardaki Çakal Sürüleri'nin toplanmasını sağlayacaktır.'
Tam da dediği gibi oldu.
O gün 100'ün üzerinde Çakal Sürüsü avladık, öyle ki sanki civardakı tüm Çakal Sürüleri'nin kökünü kuruttuk gibime geldi.
Eh, bu olasılık 0'a yakın olmalı.
Ama bu sıkı çalışmamızın ürünü.
Ruijerd ve Eris yaklaşan, sonu belirsiz Çakal Sürüsü'nü katlederken ben de derilerini yüzüp post topladım.
30 tanesinden sonra taş kesilmişti ve omuzlarım ağrımaya başlamıştı, bir de üstüne kanın kokusundan ötürü mide bulantısından kusmakla kusmamak arasında bir halde kaldım.
Hepsini katlettikten sonra sihirli taşa dönüşseler ne kadar kolay olurdu...
Şikayetlerimin ardı arkası kesilmese de çalışmaya devam ettim.
Ama 70 küsür yaptıktan sonra sınırıma ulaştım ve Eris'le oyuncu değişikliği yaptık.
Büyü kullanarak Çakal Sürüsü'nü katletmek derilerini yüzmekten kat be kat basitti.
Onları avlayıp aynı zamanda postlarına zarar vermemek için küçük bir oynama yaparak yaptığım büyülerin gücünü düşürdüm ve azami dikkatle bir bir öldürdüm.
Düşündüğüm gibi, zekamı böyle işlere kullanmak bana daha çok uyuyor.
30 küsür tanesinin derisini yüzdükten sonra Eris mızmızlanmaya başladı.
Cidden böylesine sabır ve emek gerektiren bir işe uygun bir tip değil.
Kalanını Ruijerd'in yapmasını düşündüm, ama zaten elimizde yeterince vardı ve şehre taşıyabilmemiz için gruplara ayırıp taşımamız gerekiyordu.
'Bekle, önce cesetleri yakmamız lazım.'
Taşımaya başlamadan önce Ruijerd böyle diyor.
'Yakmak mı? Yiyecek miyiz ki?'
'Yo, Çakal Sürüsü'nün tadı berbattır.Cesetleri yakıp gömmemiz gerek.'
Eğer cesetleri bırakırsak diğer sihirli yaratıklar bunları yiyerek sayılarını artırır.Ama öyle yakıp bıraksak muhtemelen başka varlıklar tarafından yenecekler.
Ayrıca sadece gömersek de Zombi Çakal olarak geri dönecekler.
Bunları engellemek için, önce yakıp sonra gömme prosedürünü izlememiz önemli.
Temiz bir biçimde postlarını al> Onların zombiye dönüşme ihtimalini riske et> Lonca bunların yok edilmesi için görev çıkarsın> Onları yok et.
Tam bize daha fazla para getirebilecek bu olaylar silsilesini düşünüyordum ki Ruijerd bana engel oluyor.
Sanırım kasti olarak Sihirli Yaratıklar'ın sayısının artmasına izin vermek yasak.
Birinin bunu kurallar arasına sokmasını dilerdim.
'Ama yolda gelirken bu adımı uygulamamıştık değil mi?'
'Sadece birkaç tanesi olsa sorun olmaz.'
Sınır nerede değişiyor emin olmamakla birlikte, buradaki cesetlerin miktarı bir salgın başlatmaya yetecek nicelikte.
Sonuçta reddetmemi gerektirecek herhangi bir özel sebep olmadığından cesetleri kömüre dönene kadar yakıyorum.
Postları taşımamız bittiğinde güneş çoktan batmıştı.Bugünkü avımız burada sonlanıyor.
Bugün çok çalıştım ve cidden hana gidip bir an önce dinlenmek istiyorum.
Yarın da bu sonu gelmez toplama işine devam etmek zorunda mıyız?
Yarın şöyle güzel bir uyku çekmek istememe rağmen.
'Bugün bir hayli kazandık! Yarın da aynen böyle devam edelim!'
Eris yine enerji dolu.
Eris'in önünde yakınamam.

Kısım 4
3 gün sonra, [Ölü Son] E rütbesine yükseldi.Bayağı hızlı oldu.
'Elinize sağlık.'
Kadirşinas bir halde Jalil'e dedim ve bugünkü kazancımızın %10'unu ona verdim.
'Sa-Sağolun...'
Büyük bir meblağ olduğunu sanmıyorum ama bu kadarı onlar için yeterli olmalı.
Birkaç şey danuştıktan sonra onların diğer maceracılardan farklı olduğu kanaatine vardım.
Görünüşe göre bu şehirde sabit bir işleri var.
'Ne tür bir iş?'
'Pet shop.'
Demek öyle.Satıp sonra tekrar kaçırabilmek için.
Cidden ahlaktan yoksun bir tüccarlık.
'Öyle çok kötü şeyler yamayın bak.'
'Tamam.'
Başlangıçta şehirdeki vahşi hayvanları yakalayıp biraz eğiterek evcil hayvan haline getirmişler.
Jalil'in ırkı Lugonia, vahşi hayvanları eğitmekte baya hünerliymiş.Eğitme metodları te anitk çağdan beri nesilden nesile geçiyormuş ve böylece yabani köpekten tut da pek çok vahşi hayvanı saygıdeğer bir ev hayvanı haline getirip teslim edebiliyorlarmış.
Hmm hmm.Cidden harika bir ırk desene.
Eğer Ruijerd ve Eris burada olmasalardı, sessizliğimi korumak yerine eminim şöyle derdim 'Lütfen ne olursa olsun, bana öğret' , başımı öne eğip çırağı olurdum.
Eh bunları bir kenara bırakırsak, bu pet shop işi aslında iyi bir meslek, ortalıktaki başıboş vahşi hayvanları da yok ettiğine göre.
Maceracılar Loncası onlar için yan gelir olsa gerek.
'Elinizde böylesine güzel bir meslek varken, ne diye evcil hayvanları kaçırıyorsunuz ki...?'
'İlkin bunu onları korumak için yaptık, ama sonradan çok cazip gelmeye başladı.'
Bunu yapmak cazip geldi ve böylece kendilerinden geçip bu hale geldiler öyle mi?
'Ama aynı anda pet shop işletip hem de maceracı olmak yorucu değil mi?'
'Pek sayılmaz, sonuçta bir sürü evcil hayvan var.'
Sanırım dükkanı öğlene kadar açık tutup, öğleden sonraysa görevlerle meşgul oluyorlar.
'Peki, görevleri tamamladığınız sürece herhangi bir şey demeyeceğiz.'
'O işi bize bırakın.Sonuçta hala düşük rütbeli maceracılarız.Ayrıca düzgün bir şekilde Ölü Son'un namını da yayıyoruz.'
Cidden bu doğru mu?

Kısım 5
An itibariyle elimizde 6 demir sikke, 8 küçük demir sikke ve 5 taş sikke var.
Kısmen daha zenginiz artık, o yüzden sıradan zırh ekipmanı almak için dışarı çıktık.
Başlangıç itibariyle gündelik kıyafet almak için bir seyyar satıcıya gidiyoruz.
Eris alışverişini çabucak bitiriyor.Kıyafetleri kendince dayanıklı olmasına ve içinde rahat hareket edebilmesine göre seçiyor.Bu elbiseleri her şeyi hesaba katarak alıyor, ama en azından bir tane hanım hanımcık kıyafet alsa daha güzel olurdu.
Bu yüzden dükkanı tarayarak pembe, dantelli bir kıyafet araştırıp ona önermeyi deniyorum, fakat sonuç bariz bir şekilde beğenmediğini yüzünde göstermesi oluyor.
'Böyle bir şey giymemi mi istiyorsun?'
'Bu elbiseyi almamın herhangi bir kötülüğü olacak mı sana?'
'O halde Rudeus da kendine daha erkeksi bir şeyler almalı.'
Eris zorla bana haydutların kıyafetine benzer deri bir yelek uzattı.
Bir an eğer Eris dantelli elbiseleri giyecekse benim açımdan iyi bir anlaşma olur diye düşündüm, ama ikimizi onları giymiş şekilde yanyana direnirken hayal edince bu düşünceden vazgeçtim.
Elbiseleri aldıktan sonra zırh satan bir dükkana girdik.
Şimdilik Ruijerd de Eris de öyle önemli diyebileceğimiz yaralar almadı.Herhangi bir küçük yara İyileştirme Büyüsü ile halledilebilir.
O yüzden acaba zırh kullanmasak sorun olur mu diye sordum.
Ruijerd 'Olması daha iyi.' diye yanıtladı.
Sahip olduğum İyileştirme Büyüsü ile hayatı tehdit edecek büyüklükteki yaraları ve kopmuş, kesilmiş vücut parçalarını iyileştiremem.Eris'in gerçek savaşlara ilişkin çok bir tecrübesi yok, bir anlık dikkatsizlik sonucu hayatını riske atabilecek bir yara alması gayet mümkün.
Bundan dolayı zırh almamız gerekli gibi.Bu konuda Ruijerd'i dinlemem daha mantıklı olur.
Zırh dükkanlarının genişliği bir hayli büyük oluyor, ama Asura'daki dükkanlara kıyasla bayağı değişik.Bu yer daha bir paslanmışlık hissi veriyor.
Dükkana girdiğimizde seyyar satıcılarınkinden hafif daha pahalı ürünler görüyorum.Seyyar satıcılardaki mallar daha ucuz olmasına, hatta aldığın bazı ürünlerde aşırı karlı çıkabilmene rağmen, dükkandaki mallar daha çeşitli ve kalite güvencesi var.
Ayrıca bedenler de daha çok kategoriye ayrılmış, sonuçta biz çocuk bedeni için kıyafet arıyoruz.
An itibariyle Eris'e bir zırh seçmesi için yardım ediyorum.İş göğüs zırhına gelince birçok çeşit var.
'Kalbi korumak için kaliteli bir zırh almak en iyisi olur...'
'Bu işimizi görür.'
Eris kendi bedenine göre bir zırh giyerek, 'Bu iyi mi?' diye soruyor.
Tabiki göğüslerine bakma şansını es geçemem.
...Hmm, büyüdükleri muhakkak.
'Bir beden büyüğünü almalısın.'
'Nedenmiş o?'
Cidden bunu sorman gerekli mi?
'Büyüme çağındayız.Eğer tam şuanda üstüne uyan bir şey alırsan, bir süre sonra içine giremezsin.'
Böyle diyerek, aynı zırhın bir beden büyüğünü alıyorum.
'Bu gevşek değil mi?'
'İyidir, iyi.'
Eris vücudu için diğer zırhları alırken söylenmeye devam ediyor.
Geçtiğimiz günkü savaşların ardından kolay yaralandığı bölgeleri de daha iyi biliyor.
Yaşam için önem teşkil eden yerlerle diğer bölgeler bir yana, peki ya kafan?
Eğer çok ağır olursa hızı düşer, ama kafa da hayati önem taşıyor, nasıl bir şey almalı?
'Bu kask nasıl?'
Dünya'nın sonuna gelmiş zorba bir kralın erkek kardeşine aitmiş izlenimi veren bir kaskı tavsiye etmeyi deniyorum.
Eris dobraca tiksindiğini ifade eden bir yüze bürünüyor.
'İğrenç görünüyor.'
Reddedildim.
Günümüz gençliği iyi maldan anlamıyor olsa gerek.
Birkaç kask daha denedikten sonra, çok ağır, çok demode, iğrenç kokuyor, görüş alanı çok dar gibi gerekçelerle sonunda saç bandı gibi bir şey aldık.
Görünüşe göre saç bandı demir bir plağın üstüne dikilmiş ve Hachikin diye adlandırılmakta.
Eklemek gerekirse, önceden aldığımız kapüşon saçlarını gizlemek içindi ve koruyucu bir zırh gibi niteliği yoktu.
'Ve işte bu.Nasıl olmuş Rudeus! Artık maceracı gibi duruyor muyum?'
Eris giyindiği maceracı hafif zırhı ve hemen yanındaki Robin'den aldığı palaya benzeyen kılıçla şıp diye dönüyor.
Dürüst olayım, bildiğin cosplay gibi durmuş, üstelik göğüs zırhının bedeni hiç olmamış.
'Üzerinize çok güzel oturmuş.Ojou-sama, neresinden bakarsam bakayım, artık deneyimli bir savaşçı gibisiniz.'
'Öyle mi? Ohoho.'
Eris ellerini beline yerleştirip, gülümseyerek kendine bakıyor.
Eris gülümseyedursun ben de pazarlıkla fiyatı 1 demir sikkeye indirdim.
Düşündüğüm gibi, tam setler pahalıya patlıyor.
'Şimdi sıra Rudeus'ta!'
'Benim pek ihtiyacım yok ama?'
'Olmaz! Bir cüppe alman lazım! Cüppe! Büyücülerinki gibi!'
Kılıç ustası olup çocukluk arkadaşınla maceraya çıkmak.
Eris böylesine bir senaryoyu yıllarca istemiş olsa gerek.
Bazen geceleri uyuyamadığı günler olmasına rağmen, gün içerisindeki Eris düşüncelerini ve isteklerini hiç saklamıyor.
Eh sorun değil, istediği gibi olsun.
'Oji-san, bana uygun bir cüppen var mı?'
Sözümü duymasıyla zırh dükkanındaki yaşlı adamın sessizce dolabı açması bir oluyor.
'Bunlar Hobbit ırkına göre.'
Renk renk cüppeler var ve her birinin kendine has farklılıkları var.
Toplam 5 renk: Kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve gri.Oldukça açık tonda boyanmışlar.
'Renkli cüppelerin herhangi bir farkı var mı?'
'Cüppeler Sihirli yaratıkların postlarından yapılma, yapıldıkları yaratığa göre de dirençleri var.'
'Kırmızı ateş, sarı ise toprak... Peki ya kül rengi olan?'
'O bildiğin sıradan bir elbise.'
Anladım.Kül rengindekinin yarı fiyat olmasına şaşmamalı.Diğer renk cüppeler arasında da hafif farklar var, muhtemelen materyallerden kaynaklanan farktan ötürüdür.
'Rudeus'a mavi gider!'
'Nedenmiş o...'
Eğer yakın dövüşe girersek şok dalgasının patlama etkisiyle havaya uçabilirim, belki de yeşil veya kırmızı daha iyidir.
Acaba rakun mu olsun tilki mi?
'Evlat.Hangi büyüyü kullanıyorsun?'
'Tüm tipteki büyüleri kullanabiliyorum.'
'Hoh.Etkileyici.Bu kadar ufak görünmene rağmen...Eh, biraz daha para eklemen gerekecek olsa da...'
Yaşlı adam diğerlerine görece daha koyu gri bir cüppe çıkarırken konuşmaya devam ediyor, yalnız tıpkı bir sıçanın rengi gibi.
***Burada sıçan ve gri rengiyle alakalı bir kelime oyunu yapılıyormuş, ama tabi önemli olan Greyrat'ın anlam olarak gri sıçan olması, anladınız siz onu.
'Bu Mackey sıçanının başından yapılma.'
'Mickey Mouse?'
'Fare değil, sıçan.'
Zihnimde siyah teni kırmızı kısa pantolonu olan biri canlanıyor, hemen bu düşünceyi silip atıyorum.
Bu gerçekten tehlikeli--
Dokununca bildiğin elbise hissi vermesine rağmen, aslında bir hayvanın başından yapılmış demek?
'Herhangi bir efekti var mı?'
'Büyü direnci olmasa da oldukça dayanıklıdır.'
Giyip deniyorum.
'Biraz büyük geldi, bunun daha küçüğü var mı?'
'En küçüğü bu.'
'Çocuklara göre bir şeyin olmalı değil mi?'
'Maalesef.'
Neden kendimi ilk defa normal bir elbise giymiş judo öğrencisi gibi hissediyorum?
Eh, vücudum hale geliştiğine göre aslında bedeni iyi bile olabilir.
Kalitesi de bayağı iyi, dediği gibi dayanıklı, muhtemelen kesme darbelerine karşı dirençlidir.
Ve de sıçan rengini cidden sevdim, isim ve görünüşü birbirini tamamlıyor.
'Peki, bunu alıyorum.'
'Beğendin mi? 8 demir sikkeye veririm.'
'Şey...'
Fiyatı indirmeyi deniyorum ve 6 demir sikkeye alıyorum.
Ayrıca Ruijerd'le kendime de farklı renkte saç bandı aldım.Gerektiğinde bu saç bandını Ruijerd'in alnındaki Sihirli taşı gizlemek için kullanabiliriz.
Neden mi kendime de saç bandı aldım?
Çünkü arkadaşlarım birlikteyken dışlanmış hissetmek istemem.
Kendimize bir şeyler almaya giderken Ruijerd'i Veskel'i gözlemlemek üzere bıraktım.
Onlardan çok şey beklemesem bile, yaptıkları işe bakarak bizim ünümüzü düşürmeleri de olası.
Bu yüzden Ruijerd'den gözlemlemesini istedim.
Bana, 'Madem bu kadar endişe edecektin, en başından parti kurmasaydın onlarla.' dedi.
Haklısın.
Ama onların sayesinde ek gelir kaynağımız oldu.
Çıkarımlarıma göre işlerini samimi olarak yapıyorlar.F seviye görevlerde bile herhangi bir isteksizlik belirtisi göstermediler ve ellerinden geleni yaptılar.
Veskel bugün böceklerden kurtulma görevini aldı mesela.Mutfaktaki tiksinç şeylerden kurtulmayı amaçlayan bir görev.
Veskel Zumeba ırkından, ve salyasında bir çeşit zehir var.
Salyası sayesinde böcekleri çekip hemen öldürebiliyor, veya daha iyisi felç edip Zumeba yiyeceğine dönüştürüyor.
Özetlemek gerekirse, böceklerden kurtulmak onun uzmanlık alanı.
İş talebinde bulunan yaşlı bir kadın.Kadın dudakları devamlı へ şeklinde bulunan acayip bir tip.
Ruijerd'in dediğine göre kadın en ufak bir tatminsizlikte adam kovalayacak tiptenmiş.
Ama Veskel böyle bir sorun yaşamadı ve çabucak böcekleri imha etti.
Ruijerd de bunu doğrulayıp evde böcek kalmadığını söyledi.
Sonrasında Veskel boşlukları ip gibi bir şeyle kapayarak böceklerin girip çıkabileceği yerleri engellemiş.
'Çok teşekkür ederim Veskel, bu böceklerden uzun süredir çekiyordum.'
'Bana teşekkür etmenize gerek yok, eğer başka istekleriniz olursa, her şeyi 『Ölü Son'dan Ruijerd』'e bırakmanız yeterli.'
'『Ölü Son'dan Ruijerd』 mi? Artık parti adın bu mu?'
'Öyle bir şey işte.'
Veskel kadınla muhabbete devam ediyor.
'Eğer böcekler tekrar gelirse, bunları kullanın.'
Yaşlı kadına ufak şişelerde salyasından vererek veda ediyor.
Görev tamamlandı.
Maceracılar Loncası'nda bizimle buluştu ve ücretini aldı.
'Anlattıklarına göre sıkı çalışıyorlar.'
'...Ah.'
İşini tek kelimeyle mükemmel yaptı, hayal edebileceğimden de iyi.Yaşlı kadınla içli dışlı olup üzerine bir de ek hizmet verdi.Başkalarını taklit ederek işini gören bana kıyasla, başkalarını etkilemekte on numara iş yaptı.
'Görünüşe göre tamamiyle kötü birileri değiller.'
'Öyle görünüyor.'
Eh, ben bile hala onlardan biraz şüpheleniyorum.
Ama sadece Ruijerd'in adını yüceltmek onlara bir yük teşkil etmemeli.
Muhtemelen mental olarak 'endişesiz biçimde para kazanmak' modundalar, bu yüzden bize ihanet etme ihtimali azalıyor.
'Ama gerçek şu ki, değiştirilemez kötü şeyler yaptılar.'
'Ama şuan için ellerinden geleni yapıyorlar Ruijerd-san.'
'Hmm...'
Suçlular bile bir yerden sonra kötü şeyler yapmayı bırakabilir.Tıpkı onlar gibi, kendim gibi, Ruijerd gibi.
Onları özellikle hayvan kaçırma konusunda uyarmadım, ama yine de bunu yapmayı bıraktılar.
Eh, daha 3 gün oldu.Henüz yaptıklarının açığa çıkması üzerine neredeyse ölümle burun buruna gelmelerini unutmaları için erken.
'Ama tek övgüye değer şey şuan olabilir.Fırsata mahal vermemek için gözlemlemek en iyisi.'
Ruijerd böyle dediğimi duyunca kaşlarını çatıyor.
'Sen...birlikte iş yaptığın insanlara güvenmiyor musun?'
'Elbette.Bu koca şehirde güvendiğim kişiler sadece sen ve Eris.'
'...Öyle mi.'
Ruijerd galiba başıma koymak üzere eline uzattı, ama nedense öyle yapmadı.
Ruijerd'e güvenmeme rağmen, sanırım onun güvenini kaybettim.
Eh, öyle sonuçlansa bile sorun değil.
Hedefim Asura Krallığı'na Eris'le birlikte dönebilmek ve Supard ırkının şöhretini biraz olsun düzeltmek.
Ruijerd'in güvenini kazanmak gibi bir hedefim yok.
'Hadi gidelim.'
Sihirli ışıklandırma taşlarının ışığı altında usul usul yürüyerek hana geri döndük.
---
Sanırım maceracı olarak hayatımız yolunda gidiyor.

{ 7 yorum ... read them below or Comment }

  1. Elinize sağlık :) Devamını sabırla bekliyoruz :)

    YanıtlaSil
  2. Emeğine sağlık

    YanıtlaSil
  3. Devamını okumak için bekliyorum :)

    YanıtlaSil
  4. Aaa olmaz ki ama. :( Güvenini kaybetme Ruijerd'ın.

    YanıtlaSil

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan