Posted by : Natsume 12 Kasım 2015 Perşembe


6.Bölüm: Savaş Başlangıcı

Köyün girişinde 100 kişilik vampir ordusu bekliyordu. Önlerinde ise Lucas ve Sebastian saldırıyı yönetmeye hazırdı.

“Hey, sizler Denneth’in alevli nefesiyle başa çıkmanın bir yolunu biliyor musunuz?”

Lucas bir plan oluşturmak amacıyla Sebastian’a sordu.

Hepsi silahlı ve savaşa hazırdı ama Denneth’i küçük göremezlerdi. İskeletin onu neden güçsüz gördüğünü bilmese de Lucas için güçsüz bir canavar değildi. Oyundaki tüm zamanını bu mağarada geçiren Lucas bunu iyi öğrenmişti.

“Öyle bir saldırıya karşı savunmanın bir yolu var fakat… gücümüzün yarısına mal olur.”

“Ne demek istiyorsun?”

Sebastian sonra süreci açıkladı.

50 kadar büyücü saldırıyı engelleyecek kadar güçlü bir bariyer oluşturabilirdi. Fakat bu sürede bariyeri oluşturabilmek için hareket etmemeleri gerekiyordu. Sadece o kadarla kalmıyordu, yeteneğin hazırlanması uzun sürdüğü için bariyer oluşturulduktan sonra en iyisi saldırı bitince bile bariyeri kaldırmamaktı.

“Anlıyorum, o zaman bu bariyer üssümüz olacak ve tamamlandıktan sonra ejderhanın saldırılarına göre girip çıkacağız.”

“Tamamdır.”

“Peki, başka yetenekleriniz de var mı?”

Yeteneklerini duyduktan sonra Lucas bir plan oluşturdu. Daha önce hiç tecrübesi olmadığı için ne kadar etkili olacağını bilmiyordu. Fakat başka hiçbir seçeneği olmadığı için planına güvenmesi gerekiyordu.

+     +     +

Bu sırada gerçek dünyada Trask ve çalışanları zaman farkı yüzünden Lucas’ın [Alfa Gri Kurt] tarafından saldırıya uğradığı zamanı izliyordu. Tabii Lucas’ın etrafta yürüdüğü veya normal avlandığı zamanları atlamışlardı.

“Sonunda izlemeye değer bir rakip…”

Trask sonunda videoyla ilgilenmiş ve o da izlemeye başlamıştı.

Şu anda binanın içindeki tiyatro odasındalardı. Büyük ekran ve projektörle tıpkı bir sinema gibiydi. Başka çalışanların oturması için de yerler de vardı fakat hepsine yetmemişti bu yüzden bazıları ayakta kalmıştı ama sorun etmiyorlardı.

Bir süre sonra Lucas’ın Alfa’nın kükremesiyle felç olduğu yere geldiler.

“Hah, görünüşe göre tekrar ölecek.”

“Hi hi, içimde bir his var, eğer Lucas’sa bundan bir şekilde kurtulmayı başaracaktır.”

“Ne söylüyorsun? Hareket edemez, yapabileceği hiç-”

Pearce Lilianne’le tartışması sırasında sözünü yarım bırakmak zorunda kalmıştı. Nedeni ise Lucas’ın bir sonraki hamlesiydi. Öyle ki odadaki herkes gözlerini Lucas’a dikmişti.

Çünkü Lucas yetenek kullanarak vücudunu hareket ettirmiş ve saldırıdan kurtulmayı başarmıştı.

“Anlıyorum, demek yetenek yardımcısı cezalardan daha önce geliyor. Başka bir açıklık fark etmiş olması… bu çocuk da kim böyle?”

İmkansız gibi görünen olayın nasıl olduğunu anlayan Trask hayranlığını gösterdi.

“Yazılımcılara söyle tamir etsinler… o görevi bitirdikten sonra. Başarılı olsa da olmasa da… Ayrıca tüm oyunculara değişiklikle ilgili bildiri gönder.”

“Peki, patronun iznini alacağız.”

Çalışanın patrondan bahsetmesinin nedeni Trask’tan daha üst rütbeli birisinin olmasıydı. Trask sadece şirketin dünyadaki birçok CEO’sundan biriydi, tüm şirkete sahip değildi. Başka birisi sahipti.

[World Gate Online] adlı oyunu yaratan kişi…

Tek başına başka bir dünya yaratmış birisi, şirket yönetmek gibi problemli bir işi ise daha uygun Trask gibi insanlara bırakmıştı.

Onun iznini istemelerinin nedeni ise gereksiz bir iş yaparak işlerin aksamasına yol açmamak istemeleriydi. [Eğitim Odası]’ndaki açığı giderirken de onu bilgilendirmişlerdi tabii.

Bir süre sonra çalışan geri döndü ve mesajı iletti.

“Nasıldı?”

“O-o… patron öyle kalmasını istedi.”

“… Nedenini sordun mu?”

“Evet, bilerek öyle bıraktığını söyledi…oyuncuların hayal güçlerini serbest bırakmak için.”

Bunu duyunca Trask alaylı bir şekilde gülümsedi.

“Sanırım o öyle bir insan…”

“Efendim, savaş bitti, tekrar hızlandıralım mı?”

Nostaljik duygular içindeyken, Lilianne Trask’a seslendi ve iznini istedi.

“Ah, evet lütfen… Tamamdır, durabilirsin.”

Trask ilginç bir şeyin olabileceğini görmüş ve videoyu normal hızına döndürtmüştü.

Videoda Lucas köye geri dönüyordu.

“Ovvv, orduya bak!”

“En az 100 kişiler!”

“Oh!!! Belki görevi tamamlayabilir!!!”

Köyün girişindeki vampir ordusunu görenler tezahürata başlamıştı.

Akıllarında Lucas liderlik edeceği baskına benzer bir savaş vardı.

[[Hadi, şu EXP ejderhasını halledelim.]]

“Bir baskın! Bir baskın!!!”

Lucas’la Denneth arasında gerçekleşecek olan savaşı bekleyen izleyiciler bağırdı.

“Hoh, bir vampir ordusunu yönetecek olması… üstelik [Karizma] değerini de elde etmiş gibi görünüyor.”

“Hi hi hi, tam da Lucas’tan bekleneceği gibi.”

Pearce ve Lilianne Lucas’a hayranlıklarını göstermişlerdi.

“Oradaki, son parçayı fragmana eklemeyi unutma.”

Videoyu hazırlamakla görevli kişiye emir verdikten sonra Trask gülümsedi ve ancak kendisinin duyabileceği bir sesle konuştu.

“Şimdi, bana neyin var neyin yok göster, [Dünya Geçidi Anahtarı]’nın taşıyıcısı…”

+     +     +

‘O’ masasının arkasında oturuyordu, önünde yaşanan savaşı izliyordu.

Sayısız monitör duvarı kaplamış durumdaydı.

Önünde çeşitli karakterler geziyor, dinleniyor, savaşıyor ve çeşitli işler yapıyorlardı. Bunlar [World Gate Online]’ın bazı oyuncularıydı. ‘Kendi’ başına yarattığı oyunun…

Etrafında birçok oyuncu olmasına rağmen o ilgisini beyaz saçlı, bir ejderhayla savaşmakta olanın üstünde odaklamıştı.

[Eğitim Odası]’ndaki açık giderilmek için izin istendiğinde bu oyuncuyu ilginç bulmuştu.

İlk başta [Eğitim Odası]’nda bir açık olduğu haberi geldiğinde şaşırmıştı. Olayı araştırınca bunu kimin keşfettiğini de bulmuştu. O oğlan bu açık sayesinde 1. Seviye için çok yüksek değerler kazanmıştı.

Oğlanı izlerken düşünceleri karmaşık durumdaydı. Hem bu kadar basit bir hata yaptığı için tedirgin olmuş, hem ‘kendi’ programında açık bulabilen bir oyuncu olduğu için sevinmiş, hem de ileride bu çocuğun gelebileceği noktadan dolayı korkmuş ve son olarak ilginç bulmuştu.

O zamandan beri oğlanın [Portal]’ını hacklemiş ve takip etmekteydi. Fakat oğlan bir hata yapmış ve başlangıç kasabasını yeniden doğum noktası olarak eklemediği için yüksek seviyeli bir zindanda hapis kalmıştı.

Şimdi ise oğlanın mağarayı terk etme zamanı gelmişti. Fakat önce mağaranın gardiyanı konumundaki ejderhayı yok etmesi gerekiyordu.


Savaşı izlerken unuttuğunu düşündüğü doğal bir gülümseyiş yüzünde belirdi…

Not: Ne yazık ki daha fazla çeviri yapmayacağım. Ayrıca bu bölümün kısa olduğunu biliyorum, bunun için özür dilerim. Umarım ileride başka birisi çevirir ve seriyi sevenler okumaya devam edebilir. Benden bu kadar, şu ana kadar okumuş olduğunuz için teşekkürler.

Dipnot:Cetus arkadaşımıza şu ana kadarki tüm çevirileri için teşekkür ederim, bu seriyi de 1.kitap bitene kadar götürürüz muhtemelen ondan sonrasına bakarız artık.Chatango'da yazılan  linkin yanlış olması gerekçesiyle bölümü silip tekrar yükledim yorumlar gitti kusra bakmayın.

{ 8 yorum ... read them below or Comment }

  1. iyi gidiyordu keşke bitirseydiniz.baya bir okumayan çıkar

    YanıtlaSil
  2. Malesef çeviren olmayınca okuyanın olup olmaması bişi ifade etmiyor

    YanıtlaSil
  3. Bölüm için teşekkürler. ...

    YanıtlaSil

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan