Posted by : Natsume 22 Ekim 2015 Perşembe


Kısım 1
Kaçırılma olayını tezgahlayan kişi kahya Thomas çıktı.
Evvelki kötü adamların bahsettiği sapık soylularla bağlantısı varmış.
Bu bahsi geçen sapık soylunun Ojou-sama'ya uzun zamandır ilgisi varmış ve bu kendini bilmiş vahşi canavara karşı sadistçe arzular içindeymiş.
Thomas'ın para deyince gözü dönmüş ve bu iki adam aralarında anlaşıp benim planıma dahil olmuşlar.
Cidden.Böyle hainler de varmış piyasada.
Eğer böyle bir şeyler yapacaksan haberim olsun, tamam mı?
Ama planları suya düştü, çünkü benim tuttuğu iki adamdan kaçabilecek kapasitede olduğumu düşünemedi.Ayrıca tuttuğu adamlar sandığı gibi sadık değillerdi.
Sapık soyluya gelince, tüm her şeyi inkar etti, ama onu cezalandırmak elimizde değildi.
Sadece Thomas'ın itirafına dayanarak suçlamamız kanıt olarak yeterli olmazmış, ayrıca ölen iki adamla beraber tüm kanıtlar tarihe karışmış.Böylelikle o sapık soyluyu suçlu çıkaracak hiçbir kanıt kalmamış, amaaan neyse işte.
Şüpheli olduğu aşikar ama kanıt olarak kullanılamıyor.Galiba bu, sözde politika yapmak dedikleri şey oluyor.
Olay sanki her şeyi Ghyslaine halletmiş gibi aktarıldı.
Tüm dünyaya Greyrat ailesinin Sword-Kral Ghyslaine'i paralı asker olarak tuttuğunu bildirip, bu olayı caydırıcı olarak kullanıp ayrıca ailenin gücünü ve engin servetini sergilemiş oldular.
Biraz sorgulandıktan sonra, bu meseleden uzak durmamı emredip gerisini Ghyslaine'e bırakmamı söylediler.
Eğer benim varlığım diğer Greyrat aile üyeleri tarafından bilinecek olursa işler içinden çıkılmaz bir hal alırmış.
Bu da bir çeşit politika öyle mi?

Diğer Greyrat aileleri ha.
'Meseleyi böyle halledeceğiz.Sorun yok değil mi?'
'Elbette.Dileğiniz benim için bir emirdir efendim.'
Philip üstte bahsettiğim konuları misafir odasında açıkladı.
Sadece, Philip'in lordun oğlu olduğunu biliyordum, ama aslında Roa'nın belediye başkanlığı görevi onun yükümlülüğündeymiş.Bu olayın sorumluluğu da tamamen ona yüklenmiş durumda.
'Kızının kaçırılmış olmasına rağmen, bayağı sakin görünüyorsunuz.'
'Eğer hala kayıp olsaydı endişe ederdim.'
'Haklısınız.'
'Eh.Eris'in özel hocalığı mevzuna gelince...'
Philip gelecekle ilgili meseleler üzerine konuşmaya başlıyor, ardından kapının yine sertçe tekmelenip açılmasıyla beraber enerjik Jii-san içeri dalıyor.
'Duyydum!'
İçeri dalan kişi Sauros.
Odaya kabaca giriyor, ardından kafamı tutuyor.
Ve acıtarak başımı sıvazlıyor.
'Duydum ki Eris'i sen kurtarmışsın, doğru mu bu?'
'Ne ne ne ne ne diyorsunuz? Her şey sekreter hanım(Ghyslaine) tek başına yaptı.Ben hiçbir şey yapmadım!'
Sauros'un güzleri parladı birden, sanki vahşi bir hayvanınki gibi.
Ko-korkunç.
'Lan fırlama.Bir de bana yalan mı söylüyorsun!?'
'Y-yo, sadece Philip-sama böyle yapmamı isteyince...'
'Philip!'
Sauros arkasını dönüp Philip'in suratının tam ortasına bir tane yerleştiriyor.
Baamm~ felaket bir gürültü odanın içinde yankılanıyor.
'Uaahhh!'
Suratına yumruğu yedikten hemen sonra ötedeki koltuğa kadar uçuyor Philip.
Bu çok hızlıydı.Bu yumruğun hızı yanında Eris'in ki kaplumbağa gibi kalır.
'Seni hergele! Kızının kurtarıcısına bir teşekkürü bile fazla mı görüyorsun! Yoksa ona soyluların yaptığı ahmakça rolleri mi öğretiyorsun?'
Yere yığılmış olan Philip sakince cevaplıyor.
'Baba.Paul'un bizle bağını koparmasına rağmen hala Greyrat kanı taşıyor.Böylece doğal olarak oğlu Rudeus'un damarlarında ailemizin kanı akıyor, yani o bizden biri.Bir dünyevi ödüle kıyasla ona ailenin bir üyesiymiş gibi davranmak daha iyi olur diye düşündüm.'
Philip yediği dayakla yerle bir olmasına rağmen ses tonunda hiçbir değişiklik yoktu.
Belki Sauros'un yumruklamasına çoktan alışmıştır.
'Eğer öyle diyorsan peki! Sadece soyluların yaptığı pisliklere uyma!'
Philip'in dediklerini duyduktan sonra Sauros koltuğa oturdu.
Görünüşe göre vurduğu için birinden özür dileyen biri değil.Burası fiziksel cezalandırma dünyası.
Böyle demişken, Eris de bana vurduktan sonra özür dilemedi.
Hatta kurtardıktan sonra teşekkür bile etmedi...Neyse, şimdilik bununla uğraşmayacağım.
'Rudeus!'
Sauros kollarını bağlayıp başını dikeltiyor.Gözleri tüm vücudumu baştan aşağı inceliyor.
Bunu sanki bir yerde görmüştüm.
'Senden bir isteğim var!'
Eh, birinden bir şey rica ederken takınılacak tavır bu mu?
Bu yönden aynı Eris'e çekmiş.----Yani, tıpkı kendisi gibi.Çocuk taklit ediyor.
'Umarım Eris'e büyü öğretirsin.'
'O konu hakkında.'
'Eris az önce benden istedi.Dedi ki Rudeus'un büyüsü onu derinden etkilemiş, gitmeni istemiyor.'
Aslında, tıpkı dediği gibi, gözleri kamaştıran bir büyü istiyorsun değil mi? 
***ÇN: Cümle alakasız gelmiş olabilir, burada derinden etkilemek ile çevirisi 'gözleri yakan' olup gözleri kamaştıran diye çevirdiğim kalıplar arasında pun varmış yani bir nevi kelime oyunu ondan dolayı.

'Elbette....'
Aslında hemen kabul edecektim ama tam o anda ağzımı kapattım.
Eris'in böyle olmasının sebebi Sauros'un onu bu kadar pohpohlaması olabilir.
Böyle demem doğru olmayabilir, fakat Sauros'u ne kadar taklit ettiğine bakarak ondan ne denli etkilendiğini anlayabiliyorum.
Eris'in gelişmesi ve olgunlaşması için, daha fazla pohpohlanmaması lazım.
Eris'in düzgün yetişmesi için bir yükümlülüğüm olmamasına rağmen böyleyken ona bir şey öğretemem.
Durum öyle gösteriyor ki onu yavaş yavaş düzeltmeye sorunu gördüğüm yerden itibaren başlamam gerekecek.
'Bu mevzu Sauros-sama'nın rica etmesiyle değil de Eris'in gelip şahsi olarak talep etmesiyle gerçekleşmeli.'
'Ne dedin sen!?'
Sauros sanki patlamaya hazır bir volkanmış gibi yumruğunu havaya kaldırıyor.
Ürkerek yüzümü gizliyorum.Bu Jii-san cidden nükleer bomba gibi.
'Belli ki birisinden bir şey isteyecek, ama kimseyle yüz göz olup baş eğmek istemiyor.Eris'i böyle bir yetişkin olarak mı görmek istiyorsunuz ileride?'
'Oh! Çok doğru söyledin! Haklısın!'
Sauros yumruğunu gürültüyle dizine vuruyor ve biraz zoraki başını sallıyor.
Ardından dudak uçuklatacak derecede yüksek bir sesle:
'ERİ-----S! Hemen oturma odasına gel!'
Neredeyse kulak zarlarım yırtılmış gibi hissettim.
Böylesine bir sesi çıkarabilmek için kaç beygir gücünde ciğer kullanıyor acaba?
Ama Eris de aynı bunun gibi.Mesajı hizmetçilerle iletmek gibi daha medeni yöntemler yok mu ki?
Ah bu balta girmemiş ormandan gelen hödükler...
Philip tekrar koltuğa oturuyor ve öncekinin yerine gelen kahya(sanırım adı Alphonse idi) kapıyı kapatıyor.Sauros'un her zaman rüzgar gibi girip çıktığını duymuştum, demek bu yüzden kapıyı hemen kapatmıyorlar.
Kapıyı kaba kuvvetle açıp girmeyi hakikaten seviyor, ama çekerek açmak işine gelmiyor.O derece bencil bir Jii-san bu.
'Efendim!'
Odadan bir cevaplama sesi geldi.
Hemen ardından tak tak koşma sesleri duydum.
'Geldim!'
Dedesininki kadar aurası olmamasıyla birlikte Eris de aynı şekilde kapıyı kabaca açıp içeri giriyor.
Sanki Eris'in hareketleri dedesininkileri standart alıyormuş.Çocuklar sahiden taklit etmeyi çok seviyorlar, hmm.
Eğer ilk gün dayak yemiş olmasaydım belki bu sahneden etkilenirdim, ama bugün için diyeceklerimde net olmam gerek.
Bu kötü alışkanlık değişmeli.
'Ah...'
Eris beni otururken görünce çenesini kaldırıp dik dik bana bakıyor.
Acaba bu Boreas ailesinin öğretilen bir ürkütme pozu falan mı?
'Ojii-sama.Talebimi dile getirmemde yardımcı oldunuz mu?'
Sauros abartılı bir şekilde doğrularak kollarını birleştirerek Eris'e bakıyor.
Aynı pozdalar.
'Eris! Başkalarından isteyeceğin bir şey varsa eğer başını eğip onlardan talep etmen gerekir!'
'Ama az önce Oji-sama bana yardım edeceğinize söz vermiştiniz...'
'Zırvalamayı kes! Eğer kendin istemezsen Rudeus'u tutmuyoruz!'
Eh?
Ne-ney!?
Ah, ama, doğru, şey...
Hassiktir.Az önce kendi mezarımı mı kazmış oldum!?
'Arghh, aghh...'
Eris yüzü kızararak bana bakıyor.Bu utandığından değil, aşağılanmanın getirdiği öfkeden ötürü.
Eğer Oji-sama burada olmasaydı, cehennemin dibine girsen bile seni bulur kıyma gibi doğrardım, der gibi bakıyor.
Dehşet verici...
'Lü-lütfen...'
'Birinden böyle mi talepte bulunuyorsun!'
Diye bağırıyor Sauros.
Bunu sen mi diyorsun?
'Ahh...'
Bunun duyduktan sonra Eris saçını tutup iki kuyruk yapıyor.Eğreti bir iki kuyruk ve göz kırpıyor.
'Lü-lütfen Eris'e büyü öğret, nyan~☆'

Kısım 2
Heh!?
Rüya mı bu? Bilincim kara bulutlar altında kaldı, sanki bir kabus içindeyim.
'Bana dil öğretmene gerek yok, nyan~☆'
Nööeeeeyyyy~~ Rüyada mıyım!?
Ne-neler oluyor.Bu ne be?
İlaveten bir boyut makinesi mi aktifleşti!?
Hadi hemen 2 boyutlu dünyayı yükle ve beni Manga cennetine yolla!
'Bana matematik öğretmene de gerek yok, nyan~☆'
Sonuç olarak.Korkunç ötesi.Tüyler ürpertici.
Dudakları gülüyormuş gibi görünse de gözlerinin içi hiç gülüyormuş gibi değil.Sanki bir avcının gözleri gibi.
Bu dünyada birinden bir şey rica ederken böyle mi yapıyoruz!?
İnanamıyorum...
'Bana sadece büyü öğret, nyan~☆'
Ne dedin sen? Şaka yapıyorsun değil mi? Davranışların sanki daha çok bozuldu?
Lütfen Eris'in yüz ifadesine bakın bir.
Yüzü öfkeden kıpkırmızı kesilmiş ki, sanki eğer bu durumda olmasam seni öyle bir yumruklardım ki cehennemin en derinliklerinden doğru cennete uçardın, diyor.
Öfke 8, aşağılanma 2, ama gram utanma yok...?
S-Sauros Jii-san lütfen kafasına bir tane yerleştir ve ağzının payını ver.
'Mmm.Eris hakikaten çok şirin.Bu yeterli değil mi? Ne dersin Rudeus?'
Burada sadece torununa düşkün Jii-sama var.
Kim!?
Az önceki hırçın ve güvenilir büyük amcam nerelere gitti!?
'Efendi hayvan ırkına oldukça düşkündür.Ghyslaine işe alınırken de son sözü o söylemişti.'
Kahya ciddiyetle acı gerçeği bana bildiriyor.Ah, demek öyle.Bu yapmaya çalıştığı iki kuyruk değil, aslında kulak.Aslına bakarsan gerçekten sarkık kulaklar gibi görünüyorlar.Üstüne biraz düşününce bu malikanede bir sürü hayvan ırkından hizmetçi bulunduğunu hatırladım.
Ehhh, demek öyle?
Hehhh...
'Eris.'
Eris'in babası sahneye çıkar!
Ah, hala buradasın demek!Acele et.Kafasına bir tane indir ve onu azarla, Philip-san!
'Belini tam bükmezsen yeterince güzel olmuyor!'
Ehh, demek o da beş para etmez biri.
Pekala, anladım.Demek öyle.
Greyrat ailesi, Paul da dahil, hepsi böyle insanlar.
Aslında bunlarla kıyaslayınca Paul normal kalıyor, değil mi?
'Af edersiniz, Sauros.....Sama, bir soru sorabilir miyim....?'
'Neymiş?'
'Eee, erkekler de böyle şeyler yapmak zorunda mı?'
'Saçmalama gerizekalı! Erkek adam erkek gibi davranmalı!'
Diyecek bir şey bulamama rağmen, eh bırakalım öyle olsun.
Cidden normal olan o.Cinsel fetiş olarak aralarında en normal olan Paul.
O herif sadece koca memeleri seviyor.
Ama bir dakika.Biraz daha dikkatli düşün.
Bu benim için çok normal bir şey olabilir, ama yine de bir yanlış yapıyorum.
'...Dik dik bakar~'
Bir kez daha Eris'i baştan aşağı süzüyorum.
Sadece aşağılanmışlık ve öfke hisleriyle dolu yüzünü görüyorum, sanki demir parmaklıkları dişleyen bir aslan gibi...
Geleceği düşünmekten vazgeçersem sorun olmaz değil mi?
Yo, bir dakika.Eğer şimdi vazgeçersem.Geleceği bir düşün.
Eris böyle bir şeyden nefret etmiyor mu!
O da bu resmiyeti reddediyor!
Eğer gelecekte aynı pozda benden bir şey talep etmeye kalkışırsa.
Hemen ardından, benim gibi bir velet, büyük ihtimalle parçalara ayrılır.
Pekala.Tam tersini yapıp bu alışkanlığa son vereceğim!
'Bir şey isterken böyle mi soruyorsun!'
Malikane yüksek sesimle inliyor.
Sonrasında açıklamak için büyük bir konuşma yapmam gerekiyor.
En sonunda sözlerimden etkilendiler ve o günden itibaren Boreas stili 'Talep etme' kaldırıldı.
Bir yandan Ghyslaine çabalarım için beni kutlarken diğer yandan Eris bana buz gibi gözlerle bakmaya başlıyor.

{ 6 yorum ... read them below or Comment }

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan