Posted by : Natsume


Çevirmen: Hermione
Kontrol/Düzenleme: NatsuJunn

Bölüm 1 - İntihara Eğilimli Mimizuku ve İnsandan Nefret Eden Gecenin Kralı

Mimizuku uzaktan gelen kuş cıvıltısı sesleriyle uyandı. Işık, beklenmedik bir şekilde gözlerini kamaştırdı ve birkaç kez gözlerini kırpıştırdı.
Uyanık mısın? Uyanık mısın? İnsan evladı. Dişi insan.
Yavaş yavaş, sesler kulağını doldurdu. Konuşması çok bozuktu ve çok zor anlaşılıyordu.
Dişi insan.
Tıpkı bir refleks gibi Mimizuku’nun ağzının kenarındaki kaslar gevşedi ve bir gülümseme oluştu.
“Ben insan değilim. Mimizuku’yum,” diye belirsiz bir şekilde cevapladı, hayal meyal gelen bir sese yanıt veriyormuş gibi.
“Oh”
 Sonra yarasa kanatlarınınki gibi hışırtılı bir ses duydu.
“Çığlık atmayacak mısın? Şaşırtıcı. İnsan tavırlarını iyi bilirim.” 
“Çığlık?” Avuç içleriyle gözlerini ovuşturdu, adeta bir papağan gibi aynı kelimeyi tekrarladı.
“Beni gördüğün için çığlık çığlığa değilsin: Tebrik ederim. “ Ses böyle söylediğinde Mimizuku kafasını kaldırdı ve onun kaynağını kavradı.

Fakat, Sanpaku gözleri ve sesin kaynağı arasındaki mesafe o kadar küçüktü ki, yaratığın bedeni çevresindeki tüm ağaçların gövdesinden daha büyük gibiydi. Mimizuku’nun tüm görme alanını kaplayan yaratığın bedeni koyu lacivert rengindeydi. Bir yarasanınki gibi uzanan iki kanadı vardı ve vücudu biraz insanlarınkini  andırıyordu; ancak gövdesi oldukça kaslıydı ve bedeninin iki yanından ince, göze çarpan kollar çıkıyordu. İki süt beyaz boynuz alnından dışarı fırlamıştı ve dudakları bir fındıkkıran gibi üstünden ikiye bölünmüştü. Ağzında bir kısmı sararmış olan dişlerinin arasından kırmızı bir dil fırlamıştı. Ağzındaki saf kırmızı çok itici ve iğrenç görünüyordu. Mısır yaprakları gibi yele kılları vardı ve gözlerinin öyle bir şekli vardı ki hangi yöne baktığını anlamak imkansızdı.
Şüphesiz korkutucu ve fantastik bir görünüşü vardı.Fakat, Mimizuku o kadar korkutucu olduğunu düşünmüyordu. O daha önce hiçbir şeyden  korkmamıştı.
“… Sen canavar mısın?” boynunu biraz yana eğerek sordu Mimizuku. “Ben,” diye başını salladı garip yaratık, sesi havayı titretiyordu.
Mimizuku tavrını değiştirmeden sordu ,“Beni yiyecek misin?”
“Seni yemeyeceğim.” Diye çabucak karşılık verdi.
“Aah… Ne kadar üzücü.” Sesi giderek inceldi.
Dün gece gördüğü güzel yaratık onu yememişti ve şimdi onu yemeye daha istekliymiş gibi görünen bu canavar da onu yemeyi reddetti.

“Dişi insan. Yenmek mi istiyorsun?
“Evet! Evet, istiyorum! Ama hey! Ben dişi insan değilim, Mimizuku’yum, MI-MI-ZU-KU.” Bir çocuğun çileden çıkmış hali gibi kollarıyla bacaklarını havaya savuştururken ,kol ve bacaklarındaki zincirlerin sallanıp tıngırdamasına sebep oldu.“Neden? Neden? Neden beni yemiyorsun? Mimizuku canavarın sert bedenini defalarca şikayet edercesine yumrukladı.Fakat, Mimizuku güçsüzdü ve canavar yerinden biraz olsun bile kımıldamamıştı. Sonra canavar kavis çizer gibi arkasını döndü ve aniden kanatlarını çırparak uzaklaştı.
“Hee?”
***
Canavarın vücudu aşağı yukarı bir tavuğun boyutuna dönüştü ve gerçek, gösterişsiz boyu ortaya çıktı. Canavar vücudunu  sarstı ve kanat çırparak gökyüzüne doğru uçtu.Canavar aşağı baktı ve Mimizuku’yla göz göze geldiler. Konuşma kaldığı yerden devam etti.
“Bu ormandaki Ieri asla insan yemez.Bana seni yiyip yemeyeceğimi sormuş olmana rağmen, seni yemeyi reddediyorum.”
Mimizuku birden bire suskunlaştı. Ieri. Bunu daha önce bir yerde duymuştu. Hafızasının derinliklerinde bir yerde Ieri canavarlarını çağıran insanlar vardı.Konuşmaları tam anlaşılmadığından, canavar Mimizuku’ya açıklamasını tam olarak anlatamıyordu. Gerçi kelimeleri anlıyordu, ama aksanı ona bazı uzak ülkelerdeki dillerin kelimeleri gibi geliyordu.
Sanki daha önce duymadığı kelimelermiş gibi.
“Neden?”
Çünkü canavar Mimizuku’dan çok daha küçük olduğundandı tabiki. Onun yiyebileceğinden çok daha fazla gelirdi. Fakat Mimizuku daha büyük bir canavarı gördüğünü hatırladı, onu bir parçada yiyip bitirebilecek kadar büyüklüğe sahipti. Canavara onu sordu.
“Çünkü çünkü çünkü, sen Gecenin Kralı’yla tanıştın.” diye yanıt verdi Canavar. “Gecenin Kralı’nın çekip gitmesini istediği biriyle arkadaşlık kuramam.”
“Gecenin Kralı mı?”
“Evet, Gecenin Kralı. Ay gibi gözlere sahip olan kişi bu ormanın mutlak yöneticisidir.”
Konuşma tarzı sözlerindeki kişiye olan derin saygı ve hürmetine ihanet ediyordu.Dediklerini duyduktan sonra Mimizuku başını kaldırdı.
“Ah, o, Ay gibi tatlı gözleri olan.” Dedi sırıtarak. Ay gibi gözler. Bu konuda yanılmıyordu. Tıpkı gerçekmiş gibi parlıyorlardı. Mimizuku hala hatırlıyordu.
”Ne olmuş ona? ”  
“Seni yemedi mi?”
“Yoo”
Her ne kadar ona defalarca böyle söylemiş olsa da, onu yememişti, o yüzden sonunda yakındaki bir ağacın köklerinin üzerinde uyuyakalmıştı.O kadar kir ve kokunun, yerde akan suyun olmasına rağmen rahatça uyuyabilmişti.
“Eğer durum buysa, o halde bu ormanda, gecenin ormanında, buradaki hiçbir canavar tarafından yenmene izin vermeyecektir.” Dedi canavar kesin bir şekilde.
“Anladım.” Mimizuku başıyla onayladı. Fakat nedenini aslında anlamıyordu. Eğer bu koca adam onu yemek istemezse, onu yemeye hazır olan diğer canavarların hiçbiri de onu yemek istemeyecekti. Bu oldukça kötüydü. Tüm bu yolu kat etmek için o kadar çileye katlanmıştı.
“İyi o zaman, ben de bir şekilde beni yemesini sağlarım.” Hala yeni uyanmış olmanın mahmurluğu vardı üzerinde, Mimizuku yalpalayarak döndü ve sonra ayağa kalktı. Ama görünüşe göre yattığı yeri bir sürü başka canlıyla paylaşmıştı, bacaklarındaki kana birikmişlerdi ve bacaklarının mavi renk almasına sebep olup halsiz bırakmışlardı.Sanki ağaçtan düşen meyveler gibi birden köklerin olduğu yere yığılıverdi.
“Ne yapıyorsun?”
“Hmm Sanırım bir süre uyuyacağım, sorun olmaz, değil mi?
“Sen bilirsin, fakat…”
Canavar kanat çırparak alçaldı ve doğruca Mimizuku’nun gözlerinin önünde durdu.
“Genç hanım, oldukça garipsin.”
“Garip? Belki öyleyim, fakat bana ‘Genç hanım’ deme benim adım Mimizuku…”
“Mimizuku. Bu bir gece kuşunun ismi.”
“Evet, öyle.”
“Güzel bir isim.”
Mimizuku açıkça gururu okşanmışçasına biraz kıkırdadı.  Bu mutluluğu daha önce hissetmiş miydim? diye kendi kendine düşündü.
“Adın ne Bay Canavar?”
" ————"
“Ha? Üzgünüm ama tekrar söyleyebilir misin?”
“İşe yaramaz. İnsan kulakları Ieri’lerin isimlerini algılayamaz.”
“Peki o zaman… Sana  nasıl sesleneyim?”
“Bana hoşuna giden herhangi bir şekilde seslenebilirsin.Tüm insanlar kendilerine sevdiği hayvanların ismini mi koyuyor?” Canavar kollarını birbirine bağladı.
“Imm”
Ama O bir insan değil, diye düşündü Mimizuku. Bir miktar kafa yordu, fakat çok derine inmeden, arsızca sırıtmadan önce :
“Peki buldum, ‘Kuro’ nasıl?” dedi.
“’Kuro’ ? Gecenin rengi…” Kuro başını salladı.Verdiği adı kabul etmesi Mimizuku’yu mutlu etti. Gülümseyerek göğsüyle doğruldu.
“Mimizuku. Otlar seni yaralıyor ve kanının akmasına neden oluyor.” Kuro sol-alt koluyla uzandı ve Mimizuku’nun yanağına dokundu, çamur ve yaralarla kaplı olmasına rağmen basitçe “ Ah öyle mi.” diye cevapladı. Eğer kendi yarasına dokunsaydı, mutlaka bakteriler yaralardan içeri sızıp enfeksiyon oluştururdu. Bu kadarını biliyordu. Ama her şey yolundaydı.
Kenardaki ağacın dalını kopararak Mimizuku’nun başına salladı.Garip bir duyguydu, çünkü başında ondan gelen herhangi bir ağırlık belirtisi hissetmiyordu.
“Mimizuku.”
“Hmm?”
“Alnının üstündeki bu numaralar, onlar büyü mü?”
“Aaa, onlar?” Mimizuku alnına neşeli bir şekilde okşayarak dokundu.Esmerimsi saçlarının kahkülleri arasından 3 rakam görünüyordu.
“Ben numara üç yüz otuz ikiyim.” Mimizuku dürüst bir şekilde cevap vedi.
“Bunun anlamı ne?”
“O benim numaram.”
“Tamam. Ama anlamadım.” Kuro’nun cevabı içtendi.
“Kızgın mısın?”
“Hayır, aslında kızgın falan değilim.” Kuro sakince cevap verdi, Mimizuku’nun kalbi her zamanki gibi hızlıca atmaya başladı.
Rüyada mıyım? diye düşündü bir an. Bu en başından beri tuhaf hissettiriyordu. Kuro’nun sözleri daha önce duymadığı şeylerdi.
Bu biraz tuhaftı.
“Hey, Kuro, nedendir bilinmez ama bu tuhaf.”
“Tuhaf olan ne?”
“Neden bana bu kadar nazik davranıyorsun?” Mimizuku ot ve ağaç yapraklarının üzerinde çıplak ayaklarıyla adım atarak sordu. Ayak tabanlarının derisi o kadar kartlaşmıştı ki ucu sivri bir taşa bassa yine kesmezdi.
“Nazik miyim?” diye yanıtladı Kuro aksini ima edermiş gibi.
“Evet! Çok naziksin.”dedi Mimizuku tüm kalbiyle gülümseyerek.Ayak bileklerinin etrafındaki zincirler ağaç köklerine takılmıştı ve adım atarken dengesi bozuldu.
“Ahh!”
Fakat yüzü yere çarpmadı. Tam yere çarpmadan önce tuhaf bir ses çıktı. Yüzü öne dönük olan Mimizuku, doğal bir şekilde geriye sıçradı,  o kadar sıçradı ki diğer yöne doğru devrilecek gibi oldu.
“A-aa-ahh”
Hızlıca dengesini sağladı.
Her nasıl olduysa, kurtulmuştu. Gerçekten ne olduğunu anlamadı fakat ses kulağına bir homurtu gibi gelmişti.
“Sanırım bu hareketim ‘nazik’ sayılabilir.” dedi Kuro gülerek.
“Şimdi, bu sen miydin, Kuro?”
“Evet. Aynen öyle!”
“Neden?” Ayaklarını durdurdu, gözelerini çevirerek Kuro’ya baktı. Görüş alanından sadece Kuro’nun kanatlarının bir kısmını  görebiliyordu.
“Gerekçeye ihtiyacım mı var? Demek insanlar bu tarz yaratıklar. “ Bu kelimeler üzerine Mimizuku Kuro’nun dengesini bozmamaya özen göstererek yavaşça başını salladı.
“Galiba Mimizuku insanlarla alakalı bazı şeyleri anlamıyor. Ben de sebebini bilmek istiyorum. Kibar olmak için bir sebep varsa bunu duymak istiyorum.” Mimizuku homurtu sesini tekrar duydu. Bu galiba Kuro’nun gülüşüydü. Çok kulak tırmalayıcı bir sesti.
Aniden Mimizuku’nun başının üstünde kanat çırptı, sonra gözlerinin önünde belirdi ve konuştu.
“Bilgiyi arzuluyorum.”
“Bilgi?”
“Yeni şeyler öğrenmek hoşuma gidiyor. Birçok kitap okumama rağmen sadece insanların gizemini çözemedim. Sen bir insansın. Bu yüzden seni gözlemlemek hoşuma gidiyor.” Mimizuku birkaç defa duygusuzca gözlerini kırpıştırdı ve Kuro’nun söyledikleri hakkında düşündü.
Böyle gözlerle nasıl okuyabiliyor?
Her neyse.
Kuro insanlar hakkında bilgi edinmek istiyor. Mimizuku bir insan.İnsan olduğum için Kuro bana karşı nazik davranıyor.
Mimizuku sıkıntıyla buna kafa yordu.
Sanırım Kuro’nun söylediklerine karşı çıkmalıyım çünkü ben bir insan değilim.
Kuro! Anlıyorum! Anladım! Bu şaşırtıcı…”
“Hoho. Ne anladın Mimizuku?” Kuro kafasını Mimizuku’ya çevirerek ilgiyle sordu.
“Böyle bir insan olmama rağmen, beni hala kabullenebilen insanlar var. Bu biraz garip.” İleriye doğru yürüdü.Ayağındaki zincirler bir yere takılmasın diye her adım attığında ayağını iyice kaldırıyordu. Mimizuku’nun kafasının üzerinden kanatların çırpınma sesi geliyordu.
“Ben bir insan değilim, fakat… sen sahiden oldukça ilginç bir tanesisin.” Dedi Kuro cansız bir tavırla ve düşünceli bir tonla.
“Ehehe…” Mimizuku güldü.
Çok mutlu hissediyordu.

 ****
Son kısımların ingilizceye çevirilmesi biraz yavan olmuş galiba mantıklı gelmiyor pek ama olsun.Bu seride pek aksiyon yok onu da tekrardan hatırlatayım hayattan kesitler/fantezi karışımı zaten.

{ 2 yorum ... read them below or Comment }

  1. Pek okunacağını zannetmiyorum ama hadi hayırlısı :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her malın alıcısı vardır ya, nasıl animede shounen ve hayattan kesitlerin hitap ettiği kesim farklı,bunda da öyle.

      Sil

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan