Posted by : Miranami#Tsuki



Çevirmen: MiranamiTsuki
Kontrol/Düzenleme: NightTheFox

Bölüm 2:  Çözünürlük

Sisli Köşk, Donglan Dağı'nın eteklerinde yer alır. Yüzeyi bir grup vahşi askerce bir devriye ve koruma halinde, ama içinde gizliden kaç tane usta asker olduğu dışarıdakilerce bilinmiyor. Dahası, Sisli Köşk Doğu Fatihi Prens'e ait olduğundan, sadece ömrünün çok uzun olduğunu düşününler buraya sorun çıkarmaya gelir.

Sisli Köşk'ün dışında iki devasa taş aslan ve siyah zırhlar giyen iki asker ana girişin iki yanında dimdik duruyorlar. Sürekli dışarıyı süzüyor ve iki yalnız gururlu çam ağacı gibi görünüyorlar. İri güçlü bedenlerinde doğal bir katil havası var. Bu katil havası sadece kanlı savaşlar görüp geçirmiş askerlerin sahip olabileceği bir şey.

"Üçüncü Prens!"

2 siyah zırhlı asker aniden diz çöker ve saygıyla seslenir.

Qin Yu hızlıca kaplanın sırtından atlar. Siyah kartal sıkıca omzunda duruyor. Qin Yu şu anda açıkça çok mutlu ve heyecanlı. Girişi çok yüksek bir hızla koşar ve aynı anda gülerek 2 askere seslenir.
"Amcalar, lütfen hemen kalkın."

2 siyah zırhlı asker kalkar. Qin Yu'nun küçük bedeninin ana bahçeye koştuğunu gördüklerinde gözlerinde gözlerinde sevgi emaresi vardır.


"Ha ha, büyük abim ve küçük abim kaplıcaya girmiş olmalılar." çok fazla düşünmeden, Qin Yu direkt Sisli Köşk'ün batı bahçesine doğru koşar. Hatta "Humph, humph, Ben açık açık Sisli Köşk'ün efendisiyim. Bu iki herif ne cüretle kaplıcaya iznim olmadan girer?" diye bile mırıldanır.

Bir süre sonra, Qin Yu Köşk'ün batı bahçesine ulaşır.

Elleri belinde dikilir ve birden sağ eliyle işaret eder. Öfkeliymiş gibi kaplıcadaki ikiliye dik dik bakarak der ki: "Hey! Yiğitler! Buraların efendisi benim. Ne cüretle benim iznim olmadan kaplıcaya girersiniz? Ah..." Qin Yu bir el onu tutup çekmeden önce ancak sesli bir çığlık atabildi. Birden dengesini kaybeder ve kaplıcaya doğru düşer.

"Hey, kıyafetlerimi çıkarmadım!" diye feryat eder Qin Yu. Bedeni kaplıcadan dışarı sayısız su damlacığı yollayarak büyük bir gürültü ile çarpar. Qin Yu'nun omzundaki siyah kartal kaplıcaya düşmesini engellemeye imkan sağlamak için aceleyle kanatlarını çırpmak zorunda kalır. Yoksa bu heybetli kartal sırılsıklam bir civcive dönüşürdü.

"Ha-ha, Xiao Yu, sakın abilerine küstahlık etmeye cüret etme. Çok ileri gittin. Abilerin sabah akşam manyaklar gibi çalışırken, sen kaplıcaya giriyorsun, ve bu da Sisli Köşk'ün kaplıcası, başka birinin değil!" der çok öfkeli genç, ama gözlerinde bir eğlenme parıltısı vardır.

"Pffft!"

Qin Yu zorlukla bir yudum su tükürür. Bütün bedeni sırılsıklam olmuş. Önündeki gence sinirlice bakar.

"Küçük abi, yani gerçekten de sendin. Sen olduğunu biliyordum. Sadece sen beni suya çekerdin. Büyük abim bunu asla yapmazdı." Qin Yu hızlıca cüppesini ve külodunu çıkarır. Sadece bir çift çorap giyerek kaplıcaya atlar ve küçük abisi Qin Zheng' e küskünce bakar.

Qin Zheng hâlâ sadece 12 yaşında bir ergen, ama yüzünde hep cana yakın, gülümseyen bir ifade var. Konuştuğu insanları hep bir bahar melteminde yüzüyormuş gibi hissettiyor. Qin Zheng sadece kardeşlerinin yanındayken canının istedği gibi ergenlik yapabiliyor.

"Büyük abim mi dedin? Ha-ha, çoktan uyuyakaldı." der Qin Zheng gülerek.

"Qin Zheng, sen büyük abini domuz mu sanıyorsun? Nasıl bu kadar hızlı uyuyabilirim?" der daha birkaç dakika öncesine kadar kaplıcanın bir köşesinde gözleri kapalı yatan havalı ve aklı başında genç adam. Gözlerini açtıktan ve bunu Qin Zheng'e bunu söyledikten sonra Qin Yu'ya bir gülümsemeyle döner ve "Xiao Yu, bu Sisli Köşk'ün kaplıcası olanüstü etkili. Geçen sefer sadece bir kez girdim ama yaralarım baya iyileşti. Şimdi sadece izleri görünebiliyor. Eğer birkaç gün daha girersem, belki bütün bedenim seninki gibi olur." der.

Bu Qin Yu'nun çoktan 16 yaşında olan büyük abisi Qin Feng. Dövüş sanatları çalıştığından sanki 18 ya da 19 yaşında gibi görünüyor. Büyük abi Qin Feng, Qin Yu'nun en çok hayran olduğu insan. Karşılaştıkları en son zaman, büyük abisinin, bir yetişkinin uyluğu kadar büyük bir ağacı tek yumrukla parçalarına ayırdığını kendi gözleriyle görmüş ve dövüş ustalığını çok kıskanmıştı.

Büyük abisinin kaplıcanın olağanüstü etkileri hakkındaki konuşmasını duyan Qin Yu, afacan bir tavırla ayağa kalkar, küçük göğsü ilerde, küçük kafası yukarıda der ki: "Tabii ki, Sisli Köşk'ün kaplıcası olağanüstü etkili olduğu tartışılmaz. Humph, Sisli Köşk'ün efendisinin kim olduğunu göremiyor musunuz? Küçük kardeşinizden başkası değil!"

"Şu velet!"

Hem Qin Feng, hem de Qin Zheng kahkahalara boğuldu.

Qin Yu büyük abisini ve küçük abisini uzun zamandır görmüyordu, ve birbirleriyle uğraşmak hoşlarına gidiyordu. Ama Qin Feng ve Qin Zheng, Qin Yu'ya belli belirsiz bir avantaj veriyorlardı çünkü ikisi de küçük kardeşlerine düşkünlerdi.  Hepsi anne eksikliği çekiyordu, yani doğal olarak küçük kardeşlerinin daha çok üstüne titriyorlardı.

Biraz oynadıktan sonra, Qin Yu kaplıcada rahat ve sessizce yatar. Qin Feng ve Qin Zheng de yatar.

"Siz çok MEŞGUL değil misiniz, abiler? Beni ziyaret edecek zamanı nasıl buldunuz?" diye sorar Qin Yu.

"Babam, o..." Yanlış birşey söylediğini fark eden Qin Feng, hemen "Aslında hiçbir şey. Sadece şimdi orduda hiçbir İŞ yok bu yüzden döndüm. Babam da izin verdi. Sonra küçük abini buldum ve onu da getirdim." der.

Qin Zheng de başını sallar ve Qin Yu'ya bir gülümsemeyle "Bu doğru. Bu ziyarete zaman bulamk için çok uğraşmam gerektiğini bilmeye bilirsin. Ama yine de sadece yarım günlük molam var. Yarım günden sonra, hemen geri dönüyorum."

"Ben de, yarım günden sonra küçük abinle birlikte geri dönüyorum." der Qin Feng özür diler gibi.

"Oh, sadece yarım gün," diye cevap verir Qin Yu. Açıkça düş kırıklığına uğramış. Önceki heyecanı ve afacanlığı tamamen gitmiş.

Qin Yu'nun 3 akrabası var- babası ve iki abisi. Babası o kadar MEŞGUL ki onu iki yılda sadece bir kere ziyaret etti. Şu zamanlarda abileriyle karşılaşmak onun için çok zor, ama yarım günden sonra, yine kendi başına olacak, ya da belki, daha kesin olmak gerekirse, kaplıcanın yanında duran Xiao Hei, hâlâ yanında olacak.

Qin Feng ve Qin Zheng bakışıyorlar. İkisi de güçsüz hissediyorlar.

Qin Yu birden güler ve ayağa kalkar. "Abi, babam Engin Çöl'ün oraya gitti. Sana savaş sanatıyla ilgili birçok şey öğretti, değil mi?" diye hemen sorar. "Babamın askeri kuvvetlere önderlik etmede iyi olduğunu biliyorum. Lian Büyükbabam öyle söyledi."

"Bu doğru. Babamın savaş sanatı baya iyi. O ve ben satranç matkaplarıyla kara savaşı yaparken, taleplerini az buçuk karşılayabilmem bile yarım yıl aldı." Qin Feng o yılları hatırlar gibi görünüyor. Bilinçsizce "Babamın savaş sanatı gerçekten oldukça iyi!" der.

"Abi!" Qin Zheng ona bakar. Qin Feng'in kalbi duracak gibi olur. İçinden acı acı gülmeye engel olamaz. Dediklerinde dikkatsiz olduğunu biliyor.

Qin Yu bunu fark etmiş gibi görünmüyor. Çok heyecanlı bir ifadeyle, Qin Zheng ve Qin Feng'le bu günlerde onlara neler olduğunu konuşmaya başlıyor. 3 kardeş kaplıcada uzun bir süre sohbet ediyor. Sonra sadece akşam yemeği partisinden sonra Qin Feng ve Qin Zheng ayrılıyor.

Sisli Köşk'ün dışında, brokar siyah bir bornoz giyen Qin Yu, iki abisi giderken gözleriyle oları takip edior ve elini sallıyor.

"Hoşçakalın, büyük abi, küçük abi!" Qin Yu'nun gözleri durmadan parlıyor.

Qin Feng ve Qin Zheng kafalarını çevirir ve Qin Yu'ya gülümserler. Sonra iki Vahşet Kaplanına atlarlar. Arkalarında yaklaşık 100 bölük asker var, onlar da Vahşet Kaplanlarına biniyorlar. Kısa zamanda çoktan dağ yolundan iz bırkamadan kaybolmuşlardı.

***

Dağ yolunun aşağısındaki bir yerde, Qin Feng ve Qin Zheng yan yana 2 Vahşet Kaplanı sürüyorlar.

"Abi, bu sefer kelimelerinde dikkatsiz davrandın. Xiao Yu entika kurma ve politika gibi şeyleri sevmiyor. Ayrıca, danian sorunundan dolayı, askerî komutanı olmak için de çalışamaz. Yani, hem askerî hem de edebi sanatlarda iyi olamaz. Babam, Xiao Yu onu bütün bir yıl göremezken enerjisini biz ikimize harcadı. Hep tek başınaydı. Babamla senin yarım yıl boyunca satranç matkaplarıyla kara savaşı yaptığınızı söyledin. Bunun hakkında ne hissettiğini düşünüyorsun?" der Qin Zheng, Qin Feng'e. Açıkça çok siniri bozulmuştu.

Qin Feng zorlama bir gülümsemeyle der ki: "İkinci kardeş, dantian biriktirme probleminden dolayı, Xiao Yu hem askerî hem de edebi sanatlarda iyi olamaz. Kendini korumak için yeterli gücü olmayacak. Biz ikimiz Xiao Yu'yu iyi korumalıyız. Kimsenin ona kabadayılık etmesine müsaade etmemeliyiz."

"Eğer herhangi birileri Xiao Yu'ya kabadayılık etmeye kalkışırsa, onları doğduklarına pişman ederim!" der gözlerinde bir zalimlik iziyle Qin Zheng.

Kısa bir süre sonra, iki kardeş ve arkalarındaki korumalar Donglan Dağı'nı arkada bırakıp, Yan Şehri'ne doğru hızlanadılar.

****

Gecenin ilerleyen saatlerinde, Donglan Dağı'nda, küçük, ince bir beden dağın tepesinde soğuk esintiler içinde oturuyor. Omzunda siyah genç bir kartal sessizle duruyor. Qin Yu bu şekilde yıldızlı gökyüzünü izliyor, ama gözlerindeki bakış aynı yaştaki diğer çocuklara göre çok daha olgun.

Her gün, ya kitap okur ya da bir şeyleri tartıp biçerlerdi. Bu Qin Yu'ya diğer 8 yaşındakilerden çok daha üstün bir zekâ verdi.

"Xiao Hei." Qin Yu birden mırıldanır, ama gözleri hâlâ yukarıdaki yıldızlı gökyüzüne bakıyor. Omzundaki siyah kartal biraz hareket ediyor, kapakara gözleri birkaç kere ortalıkta geziniyor, ama sahibinin neden ona seslendiğini anlamıyor.

Qin Yu'nun suratında birden soluk bir gülümseme var, parıldayan mutlu bir gülümseme: "Xiao Hei, biliyor musun? Ben çok küçükken, babam arasıra benimle kalırdı ve beni çok önemserdi. O 12 öğretmen geldikten sonra, çalışmak için o öğretmenleri takip etmeme izin verdi. O şeyleri sevmesem de, babam mutlu olsun diye onlara çalışmak için kendimi zorlamaya çok çalıştım. O karakterleri çok hızlı öğrendim, babam bana dâhi bile dedi, ama ondan sonra..."

Bir dakika durur sonra devam eder.

Çok net hatırlıyorum, 6 yaşımdayken, babamın konağının gizli avlusunda, o 12 öğretmen yönetici olmaya uygun olmadığım gibi birşeyler söylediler.Sonra Feng Amca dantianımın problemli olduğunu ve iç enerji biriktiremediğini, bunun dövüş sanatları çalışmamı imkansızlaştırdığını söyledi. Ondan sonra Sisli Köşk'e geldim. Ondan beridir de babam artık bana ilgi göstermedi ya da önemsemedi. O zamanlar dantianın ne olduğunu bilmiyordum, ve yöneticinin ne olduğunu bilmiyordum. Yani babamın buraya gelip oynamama izin vereceğini bile düşündüm. Ama..."

Qin Yu başını eğer ve dudağını dişler. Gözleri çok üzgün görünüyor. "Bu iki yılda, Wang Amca gibi insanalara dantian ve yöneticinin ne olduğunu bile sordum. Galiba sonunda babamın neden bana artık ilgi göstermediğini biliyorum."

Qin Yu yine durur ve yukarıya yıldızlı gökyüzüne bakar.

"Kurnazlık politika hakkındaki kitapları gerçekten sevmiyorum. Doğrusu onlara çalışmak için kendimi zorladım. Gerçekten, gerçekten babamın gülümsemesini görmek ve onun beni kabul edip övdüğünü duymak istedim, ama o entrika kitapları, o zalim kitaplar... Ben, ben onları okumak için kendimi zorladım ve nefretimi bastırdım. Entrika ve kurnazlık hakkındaki herşeyi biliyorum, ama onları icraata dökemiyorum. Onları yapamıyorum.. Baba, cidden yapamam!"

Qin Yu alçak sesle acı acı ağlar. İnce ve zayıf bedeni titriyor. Onun bir yanında duran Xiao Hei, gözlerini ortalıkta dolaştırır ve küçük kanatlarıyla Qin Yu'nun yüzünü temizler.

Qin Yu başını yaslar ve omzundaki genç kartala bakar. Sonra onu sıkıca bağrına basar. Kartal sanki küçük efendisinin o anki ruh halini biliyormuş gibi bağrında sessiz kalır. "Xiao Hei, gerçekten babamın övgüsünü duymak, mutlu gülümseyişlerini görmek istiyorum, gerçekten istiyorum..." diye mırıldanır Qin Yu gittikçe alçalan bir sesle.

***

Dağın tepesinde gizli bir yerde, Qin Yu'yu gizlice koruyan 3 uzman durmadan iç çekiyor.

Birden- bir meteor yıldızlı gökyüzünü göz kamaştıran ışık demetleri saçarak kesiyor. Bir dakikalığına gökyüzündeki meteorun mükemmeliği her yıldızı geçiyor.

"Meteor!"

Qin Yu'nun gözleri birden parlıyor. Hemen Xiao Hei'yi bağrından salar, kalkar, ve gözlerini sıkıca kapatıri ellerini önüne koyar: "Babamın beni önemsemesini diliyorum, aynı büyük abim ve küçük abime davrandığı gibi. Bana şaplak atmasından ya da cezalandırmasından korkmuyorum. Sadece beni görmezden gelmemesini istiyorum."

Qin Yu yavaşça gözlerini açar ve ufka ulaşan meteora bakar.

"Babam bir keresinde meteorla tutulan bir dileğin gerçekleşeciğini söylemişti. Beni kandırmış olamaz. Kesinlikle gerçekleşecek." Yıldızlı gökyüzüne bakarken, Qin Yu'nun çocuksu yüzünde kararlı bir ifade var.

Birden Qin Yu'nun aklına harika bir fikir eser.

Gözleri parlar. Kafasına vurur. "Ah, ne salaktım. Dövüş ve edebi sanatlar; dövüş ve edebi sanatlar; Edebiyatta iyi değilim, ama dövüş sanatlarında da mı başarılı olamam? Wang Amca dünyada bir sürü iç enerji tekniği olduğunu söyledi. Belki bazıları benim dantianıma uygundur. Eğer yoksa bile, Dövüş sanatlarında içsel teknikleri çalışmanın kaçınılmaz olduğunu kim söylemiş?"

Qin Yu herşeyden önce sadece 8 yaşında bir çocuk. Zekâsı kendi başına bir sürü kitap okumakla olgunlaşmış bile olsa, o hâlâ bir çocuk. Geçmişte Fengyuzi dantian problemi olan birinin dövüş sanatlarını öğrenemeyeceğini söylediği için, Qin Yu'nun aklında sabitlenmiş bir düşünce oluşmuştu. Ancak şu an uyanabildi.

Garip bir dantianı olan birinin dövüş sanatları çalışması gerçektten imkansız mı?

"Ee, çözünürlük getirirsek, demir dövülerek iğneye dönüştürülebilir. Bu prensip babamca söylendi. Çok çalıştığım müddetçe, başarılı olurum!" Qin Yu defalarca kafasını sallarken kendi kendine böyle der. Gözleri benzersiz bir kendine güven ve ayrıca kararlılıkla dolu.

"Xiao Hei, hadi gidelim.  Hadi köşke dönelim!" Qin Yu az önce söylediğini hemen yapar. Artık bir hedefi olduğu için, herşey farklılaşır.

Qin Yu'nun omzundaki siyah kartal da çok mutlu görünüyor ve defalarca kanatlarını çırpıyor. Qin Yu Sisli Köşk'e doğru sekerken, 3 siyah silüet kısa bir müddet görünürler ve 3 tutam siyah duman gibi Qin Yu'yu takip ederler.

<<<1.Bölüm

Leave a Reply

Subscribe to Posts | Subscribe to Comments

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan