Posted by : NightTheFox



Üç gün çok çabuk geçti...

Saate bakınca, oyunun resmi olarak açılmasından önce sadece bir dakika vardı.  Kaskını takmış yatağında yatan Rui bekliyordu.

Gücü açtı.

Görüşü karardı ve oyuna girdi.

Bir kez daha, hesabını yarattığı yere ulaştı.

"Oyun başlamadan önce sadece on saniye kaldı!"

"Oyun başlamadan önce sadece dokuz saniye kaldı!"

"..."

"Oyun bir saniye içinde açılacak!"

"Oyun açıldı, girmeyi istiyor musun?"

Nazikçe Hırsız silüetine yaklaşıp aktive edildikten sonra Rui'nin vücudu aniden onun içine çekildi ve kalan altı silüet parçalanıp yıkıldı.

"Oyuna gir!"

Beyaz, parlak bir şimşek gökyüzünü aydınlattığı sırada, Rui'nin görüşü yerine geldi, çoktan küçük bir kasabadaydı.

Vücuduna dokundu ve kumaşın varlığını hissetti. Görünen o ki oyuncunun karakterinin ve kendisinin mahremiyetini güvende tutmak amacıyla oyun şirketi oyuncuları iç çamaşırı ve sütyenle başlatmak yerine onlara bir koruma sağlamıştı.

"Lanet olsun, neler dönüyor burda? Burada oturup güzel bayanların vücutlarını seyredecektim!"

"Aaah, bu çok zalimce. Prostesto edicem!!"

"Siz iki apta, burada oturup söyleneceğinize niye gidip seviye atlamıyorsunuz. Kısa bir süre sonra o kadar çok insan olacak ki oynayamayacaksınız."

"..."

Kalabalığın konuşmasını duyunca, Rui gülmeye başladı.

Çantasını açıp sistemin ona verdiği Tahta Kılıcı buldu ve eşyayı çantasından çıkardı.

Eşyalarının özelliklerine bir göz attı.



'Lanet olsun, bu eşyalar bir mağara adamı ya da onun gibi bir şey için mi?'

Rui, küçük dilini yutmuş bir şekilde vücudundaki bez kıyafetlere, hasır sandaletlere ve elindeki tahta kılıca baktı.

Salla gitsin, onun için seviye atlayacak bir yer bulmak daha iyiydi, yoksa orada daha ve daha fazla insan olurdu.

Gökyüzü sürekli aydınlıktı çünkü her yeni oyuncu 'Kismet' e girdiğinde parlıyordu. Acemilerin köyü kapalı bir kasabaydı; bir oyuncu için 10 seviyeye ulaşmadan çıkmak kesinlikle imkansızdı. İçeride Acemi Köyünde kapana kısılmış ve bir an evvel 10 seviye olup oradan çıkma şansını bekleyen birçok insan vardı.

Tahta bir kılıç taşıyarak, Rui Hız statının 2 olmasının avantajıyla koşuyordu. Çok hızlı olmasa bile, daha 1 puanı bile olmayan oyuncularla karşılaştırıldığında (Çeviklikte 10 puan alamayanlar), çok hızlıydı.

Köyün çıkışına kadar olan tüm yolu koştu ve üstünde "Köy Reisi" yazan NPC'nin yanına doğru gitti.
(Ç/N: NPC'yi önceden belirtmemiş olmam gerek. Non Player Character yani Oyuncu olmayan karakter anlamına gelir. Bilgisayarın programladığı şekilde davranır/konuşur. Karşıda bunu yöneten biri olmaz.)

Bir görev!

Rui aniden durdu, Reis'e doğru yürüde ve onunda konuştu.

"Merhaba Reis, senin için yapabileceğim bir şey var mı?"

"Merhaba cesur Sly Hand, 22,222 numaralı acemi köyüne hoşgeldin. Umarım Kismet Dünyasında kendi yolunu bulabilirsin. Güçlü ol ve durmadan en üste doğru yüksel!"

"..."

Memnuniyetsiz bir şekilde Reis'e veda etti. Gerçekten, görevleri bu kadar kolay almanın hiçbir yolu yoktu.

Köyden çıktığı anda, orası çoktan dolup taşmıştı. Küçük tavşanlar ve tavuklar doğduğu anda, bir tahta kılıç onları kesmeden önce etrafa bakacak zamanları bile olmuyordu ve sayısız sayıda hayvan anında öldürülüyordu. Ne kadar üzücü! Neyse ki, kesilmiş hayvanların cesetleri çabucak ortadan kayboluyordu, yoksa yerler leşlerle kaplanır ve bu bir trajedi olurdu!

Birçok oyuncu canavarların yeniden doğması için yerleri gözlerken, Rui ilgisini kaybetti. Büyük bir grupla karışmak ve Kill Steal yapmak istemiyordu. Ötesinde, Acemi
 Köyünden çabucak çıkmak istiyorsa, küçük tavşanlar ve tavuklarla uğraşmak yeterli olmayacaktı. Olanakları kullanmak için, başlangıç noktası herkesten farklı olmalıydı. Normal oyuncularla onun statı arasında büyük bir fark olduğundan, doğal olarak öldürmek için gidip yüksek-seviye yaratıkları bulmalıydı.
(Ç/N: Kill Steal bir başkasının öldüreceği yaratığı öldürmeye verilen isim oluyor. Ölüm Çalmak anlamına gelir. Bazı zamanlarda oyuncular arası savaşlarda da geçerli olabilir.)

Köyden uzaklaştı ve tabiki doğal olarak yaratıklar güvenli-bölge'den uzaklaştıkça güçleniyorlardı. Çoğu insan 0 seviye olsa da, seviye 1 canavarlar karşı çıkabilirlerdi, fakat seviye 2 ve daha üstü için, birlikte çalışmadıktan sonra imkansıza yakın bir seviyeye çıkıyordu. Lakin, Rui'nin arttırılmış yetenekleri ve oyun hakkındaki bilgileriyle, yüksek seviye canavarlarla idare edebilmesi gerekiyordu.

Acemi oyuncular genelde 2 kategoriye ayrılırdı. İlk kategori Fiziksel-temel tarzı yani Şövalye, Savaşçı, Hırsız veya Okçu olan oyunculardı. İkinci kategori ise Büyü-temelli yani Büyücü, Çağırıcı ve Rahip olan oyunculardı. 10. seviyeye gelip Sınıf Yükseltmesi almadan önce fiziksel-temelli oyuncular normal saldırı dışında hiçbir saldırı yeteneğine sahip değillerdi. Lakin, bunun yanında %120 hasar verebilecek pasif bir efekleri vardı ki 'Fena değil' olarak sınıflandırılabilirdi. Büyü-temelli oyuncular nispeten daha zayıf sayılırlardı fakat onların 'Elemental Ball of Light' olarak adlandırılan ve bir miktar MP harcayarak %120 hasar vermelerini sağlayan bir yetenekleri vardı. Ancak, oyunun erken dönemlerinde oyuncuların MP İksiri almaya yetecek paraları yoktu. Dolayısıyla 'Elemental Ball of Light' kullanarak seviye atlamayla kıyaslandığında, tahta kılıçla canavarları öldürmek çok daha iyiydi.
(Ç/N: Elemental Ball of Light, Elemental Işık Topu olarak da adlandırılabilir. Fakat ben başta bu isimleri ingilizce bıraktığımdan bunu da değiştirmedim. İsterseniz bundan sonra Türkçesi güzel duranları değiştirebilirim. Aşağıya bu konuda yorum bırakırsanız ben de bir sonraki bölümde ona göre davranabilirim.)


Köyden uzağa doğru gittiğinde Sülün adındaki canavarlarla karşılaşıyordun ve onların Saldırısı ile Canı 1. Seviye tavşan ve tavukların iki katıydı. Nitekim, kısmen daha az oyuncu buraya gelmişti ve gelenlerin çoğu da arkadaşlarıyla birlikteydi ve bir parti kurmuşlardı.

Daha az insan olsa bile, etrafta yeterince canavar yoktu. Rui buradaki insanlarla bir çatışma içine girmek istemediğinden genel anlamda bir göz atıp daha ileriye doğru gitti.

Buna rağmen ortada Rui'nin aniden gözükmesini fark eden pek çok insan vardı. Ancak, kendi başına olduğundan, onlara ait canavarların çalınma olasılığı çok düşüktü ve bu sebepten dolayı köyden uzaklaşmasını kimse takmamıştı. Fakat yine de onu düşünen birkaç kişi vardı. Rui'nin uzaklaştığını görünce birçok insan alaycı bir gülümseme takındı. Seviye 2 bir yaratığı zorlukla öldürmek bir parti çalışması gerektirirdi ve daha güçlü yaratıklar arayan bir adam mı vardı? Canına mı susamış?

Rui insanların onun hakkında ne düşündüğünü önemsemedi ve önemseseydi bile sadece gülüp geçerdi. Seviye 2 Sülünlerin bölgesini de geçerek derinlere doğru ilerledi.

"Hey dostum, ilerideki bölge Gri Kurtların bölgesi, orası çok tehlikeli!" Yakışıklı bir genç Rui'nin arkasından bağırdı.

Rui arkasına dönüp ona ve grubuna baktı ardından nazikçe gülümsedi. Gencin ikna edici seslenmelerini yok sayıp tek başına Gri Kurtların bölgesine doğru ilerledi.

"Abi, onun hakkında daha fazla endişelenme. Eğer seviye 5 Gri Kurtların alanına gidersen öldürülürsün!" Kısa bir süre sonra, yakışıklı genci tutan kısa biri küçümseyici bir tavırla bunları söyledi.

"Gerçekten ölmeye mi çalışıyor?"

Rui arkasına baktı ve yakışıklı gencin göz kapaklarının buruştuğunu gördü fakat durup düşünmeye zamanı yoktu. Onun bir arkadaşı başka bir Sülün'ü onlara doğru çekmiş ve yeni bir savaş başlamıştı.

Gri Kurtların bölgesine atladıktan sonra bir inek boyutundaki Gri Kurtlardan biriyle karşılaşması uzun sürmemişti.


Gri Kurt'un statlarını gören Rui başından aşağıya doğru terlemeye başladığını hissetti. 'Bu da ne!? Buradan önceki mekanda canavarlar sadece seviye 2 idi fakat burada seviye 5?? Lanet olsun!!!'

Rui Gri Kurt'u farketti ve doğal olarak Gri Kurt'da onu farketti. Rui aslında onun bir seviye 3 canavar olacağını düşünüyordu. Şu anda Gri Kurtun bakışları onun üzerinde sabitlenmişti. Saldırmak bir seçenek değildi, geri çekilmek de. Çok garip bir durumdu! Tavşan, Tavuk ve Sülün gibi yaratıklara kıyasla, Gri Kurt'lar çok farklıydı, onlar saldırmak için başkasının ona saldırmasını beklemiyordu. Gri Kurt bir oyuncuyu bulduğunda, ona saldırırdı ve bu yüzden Gri Kurtlar oyuncular tarafından baş belası şeklinde tanımlanıyordu. Agresif-olmayan bir yaratığa karşı savaşan bir partide, hepsi bir anda vurursa o yaratık neredeyse ölü olurdu. Fakat agresif yaratıklarda bu strateji onlara saldırmadan önce yaratığın yakınına gidemediklerinden imkansızdı.

'Lanet olsun, sadece sanal bir kurt. Neler oluyor? Gerçek bir kurdu boşver, eğer gerçek bir aslan veya bir kaplan olsaydı bile, ben onları sadece bir kedi veya köpek gibi kesip biçebilirdim.'

Gri Kurt'un ön ayaklarını ve kafasını biraz indirip saldırı pozisyonuna geçiyormuş gibi göründüğünde. Rui'nin ruh hali aniden kasvetli bir hale döndü. Tereddüt etmeden Acemi Tahta Kılıcını elinin tersiyle yani bıçağı arkaya gelecek şekilde kaptı, onu bir bıçak tuttuğunu düşünerek tutmuştu.

Belki de Rui'nin de aniden bir saldırı pozisyonuna geçtiğindendir, Gri Kurt aniden kızgınlaştı. Arka bacaklarından aldığı güç ile, çabucak Rui'ye doğru koştu.

Önden saldırı?

Sonuçta, yaratık yine yaratıktı! Hiçbir zeka belirtisi olmadan, düşük seviye bir canavarla uğraşmak kolaydı.

Rui'nin dudaklarında bir çok hafif bir gülümseme belirtisi vardı. Hzılıca yaklaşan Gri Kurt'un vücudu ile, onun vucüdu hızlıca ısırma saldırısını atlatmak için yana kaçtı ve elindeki tahta kılıç sırtına sertçe savruldu.


Sarı renkli hasar numaraları aniden ortaya çıktı ve Rui sırıtmaktan alıkoyamadı kendini.

İyi bir başlangıç, ilk saldırısı bir kritik vuruştu, mükemmel!

Belki de saldırıya uğramış olmanın verdiği acıdan dolayı, Gri Kurt döndü ve bir çift saldırgan göz Rui'ye dikildi, dişlerini sıktı ve birbirine sürttü, iğrenç bir salya dişlerinden aşağıya doğru aktı.

'Lanet, sanal gerçeklik zımbırtısının genişliği çok mükemmel değil mi? Gerçek bir kurt gibi hissettiriyor.'

"Awoooooo..."

Sesli bir ulumanın ardından Gri Kurt tekrar saldırdı. Bu sefer koşu hızı ilk saldırıdan çok daha fazlaydı. Rui ne kadar hızlı olduğunu gördükten sonra şaşırdığından dolayı, onun için hazırlanmamıştı ve kurdun pençesi omzunda doğru bir saldırı yaptı.


Bir saldırı aldıktan sonra, canı neredeyse üçte birine düşmüştü.

Rui'nin gözleri delici bir donukluktaydı. Kurdun bir önceki saldırısına kıyasla, bunlar göstermişti ki hayati organlara veya zayıflıklara saldırmıyordu. Bu aşamada, Rui'nin savunmasından dolayı, çok fazla hasar almamalıydı. Ancak seviyesi düşük olduğundan bu onun 37 hasar almasıyla sonuçlandı.

Hafif kıvrılmış bir vücutla, bir çitanın duruşuna sahipti. Gerçekte, Rui bu kurda büyük bir hezimet verirdi. Lakin seviyesi düşük olduğundan statüleri onu sınırlıyordu. Bununla beraber, Crimson Shadow Ghos bir kurdun avlayabileceği küçük bir av değildi.

Hafifçe kısılmış gözlerle, Rui düz bir şekilde Gri Kurt'a baktı ve ardından soğuk atmosferden dolayı ürperdi.

Heh-, oyun gerçekten çok gerçekçiydi. Veriler tarafından yaratılmış yaratık korkuyu biliyordu! Gelip bir saldırı daha yapmaya cesaret edemediğinden, Rui oraya gidecek, onu öldürecek ve pençelerini ona dokundurmanın cezasını ödetecekti.

Rui'nin gözleri parladı, vücudunu biraz eğdi ve Gri Kurda doğru atıldı.

"Awoooooo..."

Rui'nin etkileyici tavırlarına bağlı olarak, Gri Kurt bir anda büyük bir moral düşüşü yaşadı. Düşmanının göz göre göre önden saldırmasını görünce, Gri Kurt uludu ve arka bacaklarından aldığı güçle o da Rui'ye doğru delici bir şekilde atıldı.

'Sen öldün!'

Gri Kurdun vücudunu havada görünce, Rui bir gülümseme patlattı.

"Nimble Wind!"

Nimble Wind aniden aktive edildi ve Rui'nin hızı dramatik bir şekilde arttı. Elindeki Acemi Tahta Kılıcı ile Gri Kurdun vücuduna doğru atıldı ve gözlerinde bir şüphe görüntüsü vardı. Küçük bir flaş belirdi.

Çabuk, öz, hızlı bir vuruş ve aynı gökyüzünde gürüldeyen bir gök gürültüsü gibi hızlı!

Bu Crimson Shadow Ghost'un insanları öldürme metoduydu, isabetli bir şekilde Gri Kurdun boğazını kesmek. Bir anında öldürme hareketi!


Ding!



Zayıflıklara saldırmak artı kritik vuruş! Bu Gri Kurda neredeyse 150 hasar verdi.

Hmm!

Gri Kurt yere indiğinde, Rui homurdandı. Nihayetinde, bu hala bir oyun dünyasıydı ve her şey stat'lara bağlıydı. Yoksa, bu durumda kurdun ölmesi gerekiyordu! Lakin, şu anda savaşın sonucu açık ve netti!

Nimble Wind'in hala açık olan etkilerinin avantajını kullanarak, Rui dengesini topladı ve Gri Kurda doğru atıldı. Çevresinde dönerek Acemi Tahta Kılıcından gelen sürekli saldırı dalgaları Gri Kurdun kalan azıcıp canını da bitiriyordu!

<<<2.Bölüm

{ 6 yorum ... read them below or Comment }

  1. Bölüm için teşekkürler bence ya hepsi ingilizce olsun yada hepsi türkçe ingilizce ve türkçe karışık olursa kafamiz karışır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim ^_^ Ben de senin gibi düşünüyordum :) Hepsini ingilizce bırakmak ve altına açıklama yapmak daha iyi duruyor...

      Sil
  2. Bölüm için çok teşekkürler bu seri ne kadar hızlı gelirse o kadar mutlu olucam :D çeviri için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Eline sağlık 2 hafta bekliyecez demek şimdiden darlandim :)

    YanıtlaSil
  4. ahahah ben oyunun adını türkçe sanmıştım meğerse orjinali kismet'miş hayal kırıklığı:(

    YanıtlaSil
  5. Elinize sağlık bölüm için teşekkürler

    YanıtlaSil

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan