Posted by : -



Çevirmen: Euphia


*ting*





“Ugh…”

Lucas sağ elini başına götürürken inledi.

“Ben… yaşıyorum? Ama nasıl? Dahası, bu beceri de neyin nesi!!!???”

Lucas yeni edindiği becerisinden dolayı minnettar olup olmadığına karar veremedi. Böylesine ödlekçe bir beceriye sahip olmak gururunu incittiği için, sessizce küfretti, ama aynı zamanda onu kurtardığından başını iki yana salladı.

“Haah…Demek saçma bir şekilde yüksek şansın olunca böyle oluyor?”

Gerçek dünyada, şans sadece insanların suçlayacak bir şeye sahip olmak için her gün kullandıkları hayali bir figürdü. Ama burada, şans değerliydi, eğer burada bir piyango yapılacak olsaydı, oyuncuların kazanma ihtimallerini yükseltmek için tüm statlarını şansa yatırmaları gerekirdi. Dahası, bir oyuncunun düşürdüğü itemlerin sayısı ve enderliği de artardı, bu yüzden böylesine yüksek bir şansa sahip olduğu için memnun olmalıydı.

Ama onu rahatsız eden, statlarının oyun sistemine göre Lucas’ın bedeni ve aklı tarandıktan sonra rastgele seçilmiş olduğu gerçeğiydi. Bu, sistemin onu sadece şanslı ve hızlı bir insan olarak gördüğü anlamına gelirdi.

“Neyse, şimdi söylenmenin anlamı yok, öncelikle yalnızca diğer statlara odaklanmam gerekecek.”
Gelecekte ne yapacağını düşündükten sonra, envanterini açıp bir [Acemi İksiri] çıkardı ve HP’sini doldurmak için içti.

“Öyleyse…burdan nasıl çıkmalı…hm?”

Lucas’ın bakışları gerçek hayattaki zamanın oyundakiyle birlikte gösterildiği, görüşünün en sağ üst kısmına çevrildi. Oyunda zaman gerçektekinden 3 kat daha hızlı ilerlediği için, gösterilen zamanlar farklıydı.

[12.15]

[23.45]

“…”

O yukarıdaki zamana bakarken, ortamı bir sessizlik kapladı.

Lucas gerçek zamanla 17.00 civarında oyuna girmişti, [Antrenman Odası]’nda 3 saatten fazla, ilk bayıldığında 12 saat ve ikinci ölüme yakın deneyiminde 6 saat harcamıştı.

Bu, o zamandan beri akşam yemeği yemediği anlamına geliyordu.

“…”

Bir kez daha, ortam sessizliğe büründü.

“O-o zaman yarın kahvaltıda baya yiyeyim…”

Oyuna bağımlı hale geldiğinden, yemeği geciktiriyordu.
Gerçek hayatta 5 saat daha oynayabileceği için, burada, oyunda 15 saat daha dayanabilirdi.

Daha hızlı bir zaman akışı gerçekten de rüya gibi…belki de ödevimi burda yapmalıyım, böylece oynamaya daha fazla vaktim olur?”

Böylesine tembelce bir düşünceyle, kafasında zamanı hesapladı. Eğer burada 1 saat boyunca ödev yaparsa, gerçekte bir saat geçinceye kadar 2 saat boş zamanı olurdu, ama ödevini gerçek hayatta 1 saatte yapacak olsaydı, oyun zamanından 3 saat kaybederdi! Bunu aklında bulundurarak,

Lucas, ödevini burada, oyunda yapacağına dair kendine yemin etti.

Bunu söylemiş olmasına rağmen, ödevini gerçekten yazmanın ve oyuna getirip çıkarmanın bir yolu yoktu. Yani aslında, oyundayken zamanın ilerisinde çözümler düşünmekten başka yapabileceği bir ödev yoktu.

Her neyse, hala bir problemi vardı.

“…Bu yerden nasıl çıkacağım yahu?...”

LVL 31’in sistem tarafından “Düşük seviyeli canavar” olarak adlandırılmasına şaşırmış olsa da, bu Lucas’ın hala ondan çok daha düşük bir LVL 1 olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.

Eğer ölmüş olsaydı dirileceği yerden bir kez daha etrafını taradı.

“Haah…görünüşe göre ilerlemekten başka çare yok, ha?”

Hiçbir fikri olmadığını görünce, yavaş ve sessizce ilerlerken gözlerini deneyip karanlığa alışmaya odakladı.

*kikikiki kikik kiki ki kikiki*

Birkaç dakika yürüdükten sonra, tekrar bir [Dracula Yarasa] sürüsüyle karşılaştı.

“Kahretsin, hadi bunu ısırın da göreyim-!”

Diye bağırdı Lucas, yalnızca havayı doğrayan hançerini aşağıya, sola ve sağa savururken.

*kikikiki*

Yarasalar, onunla dalga geçercesine, bu sallayışları soğukkanlılıkla kolayca geçiştirdi ve sadece Lucas’ın etrafında uçtu. Sanki onu istedikleri zaman öldürebileceklerini söylermiş gibi.

“…Düşündüğüm gibi…Bana başka bir seçenek bırakmadınız-!”

Lucas yarasaların nedense  bir anlığına ürkmesine sebep olacak şekilde, bakışlarını keskinleştirdi.
Lucas yarasalara bakmaya devam ederken, ortam gerildi.

Birkaç saniye sonra, Lucas kılıcını aşırı hızla savurarak yarasayı ikiye doğrayıp HP’sini bir saniyede bitirdi!...fakat, gerçeklik epeyce acı olabiliyordu.

“KOOOOOOOOOOOOOOOŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ!!!!!!!!!!!!”

Lucas bir kez daha sıvıştı ve hayatı için koşmaya başladı.

Lucas’ın hareketlerinden dolayı aptallaşan yarasalar, kendilerine geldikten sonra kovalamaya başladılar. Daha yakından bakılırsa yarasaların yüzlerinin rakiplerinin hızına yakalanışlarından dolayı utandıkları için hafifçe kırmızılaştığı görülebilirdi. Ama elbette ki Lucas buna aldırmadı ve koşmaya devam etti.

“Tch, eğer bel bağlayabileceğim bir şey varsa bu yalnızca hızım ve çılgınca şansım olabilir!!! Lütfen, bir şekilde bu durumdan kurtulmamı sağla, 57 şansım!!!!”

Sanki Tanrı onunla oyun oynarmış gibi, şansına güvenmeyi düşündüğü anda ayağı takıldı ve yere kapaklandı.

“L-lanet olsun, şansımın yüksek olması gerekiyordu!!! Neden ihtiyacım yokken kötü şansa sahip oluyorum!!!???”

Yerde yuvarlandıktan bir süre sonra, zar zor sığabileceği küçük bir boşluğa düştü. 

Boşluğa düşmesinin ardından, yarasalar onu kaybetmiş gibi üzerinde uçtular.

“…Sonuçta, şanslı mıyım, değil miyim…?”

Ya 57 LUK’u ya da düşmesine sebep olan kötü şansı sayesinde, bu karmaşadan sıyrılmayı ve hayatta kalmayı başarmıştı.


 Güvende olduğundan emin olduktan sonra iç geçirirken tanıdık bir pencere belirdiğinde, o ufak delikte rahatlıyordu.  


“Oooh!!!”

Lucas bildirim penceresini okurken heyecanla bağırmadan edemedi.

Bu beceriyle, gözleri mağaranın içinde daha iyi görecekti. Bunu doğrulamak için, mağaradan çıktı ve etrafına bakındı.

“Oooh, gündüz kadar net olmasa da, hala öncekinden daha iyi, demek ki ustalığımı arttırana kadar sadece böyle seyahat etmem gerekecek.”

[Gece Görüşü] hala LVL 1 acemide olduğu için, görüşünün bir anda netleşmemesi beklenen bir şeydi. Tarif edecek olursak, Lucas’ın gece görüşü ince bir sis tabakasının ardından bakmaya benziyordu.

Lucas kendi diriliş noktasına geri yürüdü, en azından denedi ama bulamadı. Soğuk terler alnından aşağı süzüldü.

Kolay olması gerekiyordu, sonuçta, o nokta güneş ışığının olduğu tek yerdi ve hala günbatımı vakti gelmemişti… tabi eğer… o boşluk bir şey tarafından bloke edilmediyse.

Diriliş noktasını bulmak için bölgede bir saat boyunca yürüdü fakat faydasızdı. Doğruydu.
Kaybolmuştu.

“O-o zaman başka şansım kalmadı…”

Kendini sakinleştirmeye çalışırken, başka bir bölgeye doğru yürümeye koyuldu.

+++

“Çabuk! Ona yan tarafından vur!”

“Aaaahhh-!”

*bam!*

Geeves LVL 10 [Yavru Ayı]’yı sol tarafından yakaladığında sert bir ses duyuldu.

Ayı, ani darbe yüzünden bir saniyeliğine tökezledi. Bu fırsattan yararlanan Rice ayıyı önden bıçakladı ve onu geri itti.

Geriye doğru düşerken ayağı takılan ayı, arkasındaki iri kaya parçasına çarptı. Onun ağırlığını kaldıramayan kaya parçası parçalandı ve bir mağaraya gidiyor gibi görünen boşluğu doldurdu.

““Evet!!!””

Oyuna başladıklarından beri kendisine yenildikleri ayıyı sonunda alt ettikleri için, iki oyuncu heyecanla bağırdı.

Bu ikisi, mesaj piyangosundan [Portal] kazanan 1000 şanslı kişidendi, 2 en yakın arkadaşın bir tane elde edebilmesinin muhteşem bir tesadüf olduğunu düşünmüşlerdi.

 “Abi, bunlardan birini bedavaya alabildiğimiz için feci şanslıyız…  Diğerleri ne yaptı acaba?”

“Haha, eğer onlar da kazandıysa, artık bu tesadüflükten çıkıp kader olur, öyle değil mi?”

“Belki de, haha. Pekala, hadi şu düşürdüklerimizi gidip satalım, böylece nihayet biraz zırh alabiliriz.”

+++

Ve işte Lucas’ın düştüğü delik böyle kapanmıştı.

Elbette bunu kimin nasıl yaptığı hakkında hiçbir fikri yoktu, şu anda, o hala bir çıkış yolu bulmaya çabalıyordu.

Gözde yerini bulmak için olduğu yeri terk ettiğinden beri yaklaşık 10 dakika yürüyen Lucas, nihayet alçak bir tavanda tek başına asılı duran bir [Dracula Yarasa]’ya rastladı. Onu hala fark etmemiş gibi görünüyordu, fark edilmeden önce yarasayı gördüğü için [Gece Görüşü]’ne minnettar olmalıydı.

“Mükemmel, tek başına. Bana yaptıkları her şeyi onlara ödeteceğim!”

Lucas bedenini yere yaklaştırabildiği kadar yaklaştırdı ve olabildiğince sessiz bir şekilde süründü.
Yarasanın saldırabileceği uzaklıkta olduğuna karar kıldığında, nefesini tuttu ve elinden gelen en hızlı kesiği salıverdi.

*kiiiiiiiiiii!*

Yarasa acı bir çığlık kopardı. Savaş başladığı için, artık Lucas yarasanın üzerinde HP ve MP barını görebiliyordu.

“Güzel! Bu ani saldırı HP’sinin %30’unu kaybetmesine sebep oldu!”

Hasar almış olmasına rağmen, hala yaşıyordu, dolayısıyla Lucas yarasaya o uçarken vurmak zorundaydı.

*kikikiiiiiii!*

Yarasa üzerine saldırıp Lucas’ı tırmalamaya başladı ve HP’sini %10… %15… %25 düşürdü, hala da düşürüyordu.

“K-kahretsin, onun hareketlerini izlemeli ve ayak uydurmalıyım!”

Lucas [Dracula Yarasa]’ya yakından baktı ve hareketlerini takip ettiğine emin oldu. İşi kavradıkça, saldırılarını geçiştirmede daha iyi hale geliyordu. Çok geçmeden, yalnızca tek basamaklı hasarlar almaya başladı.

“Sola, sağa, arkaya….sağa…”

Lucas gözünü bile kırpmadan yarasaya odaklandı. Zihnini temizledi ve fırsat anını bekledi.

“İşte-!”

Çok geçmeden, bir açığını yakaladı ve hançerini yarasaya sapladı.

*kiiiiiiiiiiii!!!*


Yarasanın HP’si çoktan %70 tükenmişti.

“Seninle işim hala bitmedi-!”

Lucas hançerini bir kere daha savurdu ve HP’sinin %20’sini daha yok etti.  

Yarasa şimdi zayıf sırtını Lucas’a göstererek yavaşça ve alçaktan uçuyordu. Lucas sessizce yarasaya doğru yürüdü ve son darbeyi vurdu.

*kiiiii!*

Yarasa, yavaşça yok olurken son çığlığını attı.

Lucas hançerindeki kanı silmek için onu salladı, gerçi bu bir oyun olduğu için orada kan yoktu.

“Görünüşe göre eğer yalnızsa, zayıf oluyor.”

*ting*





“Voaaaaaaahhhh!!!”

Lucas zafer çığlığı atarken yumruğunu havaya kaldırdı.

Sadece bir yarasayı yenerek 7 level kazanmıştı! Koca bir sürüyü alt etseydi ne olurdu, bir düşünün!

“Şimdi, [Stat Puanları]’nı dağıtmalı.”

[Stat Puanları], level atladıktan sonra kazanılan puanlardı, 1 level oyuncuya 5 [Stat Puanı] verirdi ve bunları statlarını yükseltmek için dağıtmakta özgürdü.

“7 level…yani 35 [Stat Puanı]…hadi şimdi STR’ye 10 koyalım, INT +5… VIT +10, SPD…+5, LUK yeterince yüksek bu yüzden bu kadarı yeterli.”

Statlarından memnun bir şekilde, birkaç [Dracula Yarasa] avlamak için mağaranın etrafında gezinmeye başladı.

Bu arada, önceden savaştığı [Dracula Yarasa]’dan 2 [Dracula Yarasa Kanadı], 1 [Dracula Yarasa Derisi] ve 1 [Dracula Yarasa Dişi] düşürmüştü, elbette bunların ne için kullanıldığı hakkında hiçbir fikri yoktu.

Gururlu bir şekilde kendini abartarak yürürken, Lucas bir [Dracula Yarasa] sürüsü gördüğü anda herhangi türden bir stratejiye sahip olmadan onlara saldırdı.

Her şey bittiğinde, kazanmış… değildi.

Apaçık bir şekilde kaybetmişti, yarasalar grup halinde hareket ettiklerinde kesinlikle yalnızken olduklarından daha güçlülerdi.

Lucas bir yarasaya saldırmaya odaklanmışken, bir başka yarasa ona arkasından saldırıp asıl hedefini ıskalamasına neden olmuştu, daha sonra hedeflediği yarasa karşı saldırı yaparak suratına girişmiş ve daha fazla zarara yol açmıştı. Bu şekilde saldırıya uğramasına rağmen, her yönden sayısız yarasa ona hücum etmişti.

Ve böylece, Lucas oyundaki ilk ölümünü tecrübe etti, bu sefer gerçekten.







{ 7 yorum ... read them below or Comment }

  1. Elinize sağlık güzel seriymis

    YanıtlaSil
  2. çeviri için ty. elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  3. Rica ederiz, okuduğunuz için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  4. Bu seri Filipinler yapımi mi acaba ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Filipinli bir arkadaşımızın yazdığı FanFic . Çevirmek için kendisinden izin aldık.

      Sil
    2. Öyle fanfic yayınlandığını bilsem bnde de varcbi kac tane guzel kendi yapimim ama bize güvenen yok :) kolay gelsin bekliyorum yeni bolumu

      Sil
  5. Bölüm için teşekkürler. ...

    YanıtlaSil

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan