Posted by : Adsız



"Taranıyor, lütfen bekleyin..."

Rui bütün vücudunu tarayan ışıkların bitmesini bekliyordu. Neredeyse 3 dakikanın ardından tarama bitmişti.

"Tarama başarılı! Lütfen karakteriniz için bir isim seçin!"

İsim?

Rui bir süre şaşkın kaldı ve biraz bekledi.

"Blood Shadow"
(Ç/N: Kanlı Gölge tarzı bir şey oluyor bu)

"Üzgünüm, o isim çoktan alındı!"

Bu mesaj geldikten sonra biraz şaşırdı. Eski alanıyla ilgili bir sınıf seçtiğinden dolayı kendine yakışan havalı bir isim ile devam etmek istemişti fakat bu ismin çoktan çalınmış olacağı aklına bile gelmemişti.

"Ghost Hand!"
(Ç/N: Hayalet Eller)

"Üzgünümi o isim çoktan alındı!"

"..."

"Sly Hand!"
(Ç/N: Sinsi Eller)

"İsimlendirme başarılı! Şimdi başlangıç statülerinizi görebilirsiniz!"

Derin bir nefes aldıktan sonra Rui istemsizce alnını sildi. Bir isim bulmanın bu kadar zor bir süreç olacağını düşünmemişti hiç.

Statü Pencerisini Aç!


(Ç/N:Demircilikte başarı derken bir silahı döverken silahın kırılmaması tarzı bir orandan bahsediyor. Çalma Oranını zaten anlarsınız :D Hırsız karakterimiz zaten ^^)
                           
"Huuh..."

Rui statülerine bakıp bir nefes aldı. 'Kismet'e başlarken alabileceğin maksimum statü miktarı 20 idi ve Rui dayanıklılıktan 10 puan alacak kadar şanslıydı. Dayanıklılık mental duruma bakarak belirlense de diğerleri rastgeleydi. Başlangıç Stat'larının dördü 10'dan küçük olmadığından dolayı statları çok güçlü gözüküyordu. Diğer yandan çeviklik 20 tam puanıyla dayanıklılık ile aynı durumdaydı.
(Ç/N: Anladığım kadarıyla Dayanıklılığın maksimum başlangıç değeri kendine özel bir şekilde 10 olabiliyor. Ama diğer statların hepsi 20'ye kadar başlangıç değerine sahip.)

Hafif bir şekilde gülümsese de Rui küçük şeylere hiç söylenmemişti. Onun için, Crimson Shadow Ghost olarak en güçlü özelliği hız olmuştu, bu alanda tam puan almak onun için gurur duyulası değildi. Dayanıklılık içinse, bir suikastçi olarak, uzun zamandan beri mental durumu bir kaya kadar sertti. Sıradan bir suikastçi bile rahatlıkla dayanıklılıktan 10 tam puan alabilirdi. Dayanıklılıktan 10 tam puan beklenmedik olmasa bile şaşırtıcı da değildi.

Ding!


(Ç/N: Nible Wind Çevik Rüzgar gibi bir anlama geliyor. Ama önceden de belirttiğim gibi bu tarz şeyleri İngilizce bırakmak istiyorum. İlerde nasıl şeyler çıkacağı belli olmaz.)

Ding!
(Ç/N: Ruhsal Dokunulmazlık anlamına geliyor)

İki yetenek?

Sistem sesini duyduktan sonra bir anda mutlu oldu ve yetenek penceresini açtı.

(Ç/N: Cooldown bu yeteneğin kullanıldıktan sonra tekrar kullanılabilmesi için geçmesi gereken süredir. Türkçeye uygun bir kelime bulamadım o yüzden ingilizce bıraktım.)


Çok Güçlü!!

Rui yetenek ekranındaki yeteneklere bakıp donakalmıştı. Spirit Immunity, oyun başlarında gücünü tam gösteremese de ileriki zamanlarda Bossların ve Oyuncuların Alan Kontrol efektlerine karşı korkutucu bir yetenekti. Anlık hasara kendini bağlamış kırılgan bir Hırsız için AK yetenekleri korkutucu hatta ölümcül bile olabilirdi. Tam Dayanıklılık ile bile AK yeteneklerini küçümseyemezdi, fakat şimdi, Spirit Immunity yeteneği ile en büyük zayıflığı yok olmuş sayılırdı.

Nimble Wind'de korkutucu bir yetenekti hatta neredeyse Üstün Güçlü* olarak sınıflandırılabilirdi. Bu yetenek Rui'ye daha 1. seviyede 2 hız vermişti. Hız'ın Çevikliğin 10'a bölünmesi ile belirlendiği düşünülürse, tam puanlıyken bile Rui sadece 2 hız'a sahipti, bu yetenek hızını tam 2 katına çıkartıyordu. Bu aşırı dengesizdi. Rui'nin ve Nimble Wind'in seviyesi yükseldikçe bu yetenek daha da dengesiz bir seviyeye gelecekti. Hız oyunların kralıydı zaten fakat bununla Hız Tanrısı olmak imkansız bir hayal değildi.

Durduk yere iki inanılmaz yetenek elde etmişti. Ve hala neşeli olan Rui mutlu bir şekilde oyundan çıktı.

Rui kaskı çıkarttı ve klasik çok oyunculu oyunlarda oyun ustalarının görevleri ve benzeri şeyleri tamamlamasını izlemek için bilgisayarını açtı. Suikastçiyken de oyunlar oynamıştı fakat hiçbiri onu tatmin edecek düzeyde değildi. İş hayatında, Suikastçilerin Kralı olarak çağırılmaya değer bir insandı, fakat oyunlarda, fiziksel olarak güçsüz olan biri bile bir usta olabilirdi. Bunu açıklamanın başka bir yolu yoktu, gerçek buydu. 'Kismet' in yayınlanması ile geleneksel klavye ve fare yerini Gerçeklik Teknolojisine bırakmış ve fiziksel olarak güçlü olanın yetneklerini ve özelliklerini kendi avantajında kullanıp daha iyi oynama şansını vermiştir. Buna rağmen öncelikle oyunun basitliklerini öğrenmek şarttı.

'Kismet' batıdaki uygarlıklara ait bir bölgede geçen büyülü fantazi tabanlı bir yapıya sahipti, buna rağmen birçok kültür ve değişik ülkeler de barındırıyordu. Hatta sadece gerekli şartlar oluştuğunda ortaya çıkan birçok gizli görev de vardı.

Bütün öğleden sonrasını oynanış videolarına bakıp, yetenekler ve taktikler öğrenerek geçiren Rui'nin başı dönmeye başladı. Rui'nin hayrete düşüren konsantrasyonu ile kendini her şeyi hatırlamaya zorladı. Fakat hepsini tamamen hatırlamaktansa en önemli bilgilerin küçük noktalarını ve parçalarını hatırlıyordu.

Rui bilgisayarı kapattı, kaskı aldı ve 'Kismet' in sloganına baktı——

Seninle birlikte tahmin edilemez bir dünya! Sen istediğin ve cesaret edebildiğin sürece her şey mümkün!

Herşey mümkün mü? Çok ilgi çekici!

Hafif bir gülümsemeyle Rui kaskı yere bıraktı, banyoya gitti ve soğuk bir duş aldı. Aldığı bütün erzakları görmezden gelerek dışarıya yemeğe çıktı fakat Fast-Food değil normal bir yemek. Daha yeni iki eşşiz yetenek kazanmıştı ve iyi bir havadaydı, doğal olarak, memleketinde yiyeceği ilk yemek fast-food olmamalıydı, usulüne göre yemeliydi.

Dışarı çıktığında saat çoktan 8 olmuştu. Yaz olsa bile hava kararmaya başlamıştı. Yol boyunca birçok enfes görünen yemekler satan sokak satıcılarını gördü; merakla, Rui neredeyse her adımında yemek yedi ve gördüğü her yemeği tattı.

Kızarmış Bifteğin son parçasını da hüplettikten sonra bambu çubuğu kenara fırlattı ve tatmin olmuş bir şekilde geğirdi. Yüzde 80'i dolmuş karnına dokunup yemek standında sıralanmış insanlara baktı ve biraz düşündükten sonra oraya yöneldi. Çok fazla insan var! Bu demektir ki içeride çok lezzetli bir şeyler satılıyor olmalı. Neredeyse tamamen doymuş olsa da yeni tatlar onu öldürmezdi.

"Usta, bana üç ızgara tavuk kanadı, on et kebap ve üç kuzu pirzola yolla!"

"Usta, üç kızarmış pirinç eriştesi ve üç tavuk budu istiyorum!"

"Usta, siparişlerim hazır değil mi? Birayı önce getir!!"

"..."

Küçük yemek dükkanı telaşlıydı ve birçok küçük masa çoktan insanlarla dolmuştu. Dükkanın içinde otuzlu yaşlarında, sıradan kıyafetlerin üstüne önlük geçirmiş bir kadın vardı. Şu an alnından düşen ter damlacıklarıyla meşguldü. Sahiden bu kadar insan onu cidden meşgul ederdi. Hala akşamüstü olsa bile yaz neredeyse sonuna yaklaşmıştı, fakat bu mekan ağzına kadar doluydu, kızın karşısındaki kızgın ızgaradan bahsetmeye gerek bile yoktu.

Müşterilere göz attı, çoğu erkekti ve gözlerini meşgul genç kadına dikmişlerdi. Kesinlikle art niyetli düşüncelerle buraya gelmişlerdi.

"Afedersiniz, yalnız mısınız?"

Birinin ona seslendiğini duydu, bakmak için döndüğünde diğer kadınla aynı görünen çekinden genç kızı gördü.

"Ah, evet yalnızım, boş yer var mı?" Rui güldü ve kafasını salladı.

"Hala boş yerimiz var, lütfen beni takip edin!"

Rui'nin güldüğünü gören kız hafiften kızardı ve hemen arkasını döndü. Büyük adımlarla yolu gösterdi.

"Ah..."

Aceleyle yürüyen kız masanın köşesine çarptı ve yere doğru düşmeye başlamıştı.

Hemen bir koruma adımıyla Rui düşen kızın omuzlarına sarılıp onu kaldırdı.

"Yo, evlat, çok iyi yeteneklerin var!"

"Hey, Little Fei, yakışıklı birini gördükten sonra heyecanlanman gerekmez!"

"Hehe, Little Fei, çekingen yapın hala küçük bir parça bile değişmemiş."

"..."
(Ç/N: "Little Fei" kıza takılan lakap olduğu için burayı da ingilizce bıraktım. Küçük Fei olarak kullanılabilir.)

Onunla dalga geçildiğini duyan kız, Rui rahatlıkla kollarındaki kızın yüzünün neredeyse patlayıp fışkıracak kadar kızardığını gördü. Yüzü o kadar ısınmıştı ki Rui kızdan çıkan ısıyı hissetti ve o anda kendini tutamayıp sesli bir şekilde kahkaha attı. Bu tarihte ve bu yaşta, hala böyle utangaç bir kız vardı, ne kadar da nadir!

"Ö... Özür dilerim!"

Ayakları tekrar yere bastıktan sonra Fei adlı kız Rui'nin kollarından çıktı ve kafasını eğip kahkahaları takmayarak ileriye doğru yürüdü.

Rui etrafına bakındı, uğultu ve alayların sesleri geliyor ve onu çaresiz hissettiriyordu fakat onlara karşı bir dargınlık hissetmiyordu. Bir suikastçinin yalnız yaşamına kıyaslarsa, bu şekilde yaşamayı tercih ederdi. Fakat, ona bakan genç erkekleri görünce utanmış hissetti kendini. Rui'nin yaptığı davranışlar onların gururunu inciltmişti.

Hafif gülümsemesiyle Rui, umursamış görünmüyordu. Bunun yerine eline bastıran nazik hissi anımsayarak parmaklarını ovuşturuyordu. Bu hareketleri insanların ona daha kızgın bir şekilde bakmasını sağladı. Bu insanların içinde bulunan sıradan bir his değil miydi, bir anda atılıp gerçek hayatta PK yapabilirlerdi Rui ile birlikte.
(Ç/N: Burada PK dediğimiz Player Kill yani Oyuncu Öldürmek anlamına geliyor. Daha da açıklamak istiyorum ben. Rui'yi öldürmek için atılabilirlerdi demek istiyor burada.)

Kafasını hafifçe sallayarak ve neredeyse dolmuş karnına dokunurken, Rui yine de yürüdü ve oturdu, ardından menüden spesiyalleri sipariş etti. Restorant'daki genç kadına ve Fei'ye bakan müşterilere göz attı. Rui aslında bunun biraz komik olduğunu düşünüyordu. Dükkandaki müşteri patlamasının bu iki kadından kaynaklandığı sonucuna varmıştı fakat ikisinin anne-kız mı yoksa kardeş mi olduklarını söyleyemiyordu.

"Şimdi siparişinizi alabilirim. Baharatlı tavuk beni az önce kurtardığınız için size hediyem!"

20 dakika sonra, Fei sonunda yemeği Rui'ye getirdi.

"Oh, teşekkürler."

Hafiften şaşkınca, masanın üstüne konulan altın rengi tavuğa baktı, bir aroma yayılıyordu, ardından Fei'ye baktı ve onun kızarmasını sağlayan bir şekilde gülümsedi.

Fei ona baktı ve beklemeden arkasını döndü. Neşeli bir gülümsemeyle, Rui kafasını tabağa doğru eğdi ve yemeğe saldırmaya başladı.

Söylemeliydi ki iş çok başarılıydı. Sadece iki güzel bayandan değil, yemekleri de çok lezetliydi. Çoktan neredeyse tamamen doymuş olan Rui, planladığı yemekleri tatmaktan tabağındaki yemekleri tamamen bitirmeye geçti.

Eve neredeyse saat 10'da ve tamamen dolu bir karınla döndü. Rui yediklerinin birazını harcamak için biraz egzersiz yapıp yatağa gitti.

<<<1.Bölüm

{ 18 yorum ... read them below or Comment }

  1. Emekleriniz için Teşekkürler :) Ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduğunuz için ben teşekkür ederim! Sizler olmasanız kimin için çevireceğiz...

      Sil
    2. Senin yerinde olsam bende kullanmazdım :D terimin orijinali daha güzel geliyor sonuçta.

      Sil
  2. Çeviri için teşekkürler.Bu arada cooldown terimini türkçe kullanmak istersen bekleme süresi olarak kullanabilirsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bekleme Süresi'ni beğenmediğimden kullanmadım aslında :D Cooldown'ı bir kere açıkladım. Öyle dursun :D

      Sil
  3. ellerinize sağlik güzel bölümdü

    YanıtlaSil
  4. çeviri için teşekkürler

    YanıtlaSil
  5. Elinize emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Çeviri için teşekkürler devamını bekliyoruz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim :D
      Yakında... Çok yakında(?)

      Sil
  7. Elinize sağlık güzel seri gerçek hayatta da güçlü olması daha çekici yapiyo

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katılıyorum. Karakter baştan böyle olunca olaylar da hızlı gelişiyor ^_^

      Sil
  8. Aynen kaç günde bir bölüm geliyor acaba ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genelde 2 haftada 1 yapıyorum 2 serimi de. Fakat bu sene yerleşemediğimden bölüm düzeninden emin olamıyorum. Büyük bir ihtimalle en az 3 hafta en fazla 6 haftalık bir seri hızım olacak bu sene

      Sil
  9. Elinize sağlık bölüm için teşekkürler

    YanıtlaSil

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan