Posted by : Natsume


Kısım 4
Sylph'in babası da onun gibi bishounen.
Uzun sivri kulakları, parlak altın saçları ve kassız küçük bir vücudu var.'Yarı-elf' namını en ufak bir şekilde lekelemiyor ve bir erkek olarak hem insan hem de elf ırkının iyi yanlarını almış.
Gözlem kulesinin üstünde duruyor, elinde bir yay ile ormanı gözetliyor.
'Baba, bu, bento...'
'Ah, seni hep zahmete sokuyorum, Luffy.Bugün zorbalık etmediler mi?'
'Yo, biri yardım etti.'
Gözlerimiz buluşunca basit bir selamlama yapıyorum.
Luffy onun takma adı he.Neden içimde birden kollarını uzatacakmış gibi bir his var?
Eğer Sylph bu kadar iyimser olsaydı, belki de ona sataşmazlardı.
'Tanıştığımıza memnun oldum.Adım Rudeus Greyrat.'
'Greyrat....Paul'un ailesinden misin?'
'Evet.Paul benim babam.'
'Ohh, duymuştum.Cidden nazik bir çocuksun.Ah, kusura bakma.Ben Rawls.Genelde ormanda avlanırım.'
Dediğine göre, bu gözlem kulesi ormandan gelen sihirli yaratıkları gözetlemek için yapılmış.Günün 24 saati biri bulunuyor, köyün erkekleri burada devriye geziyor.Paul'un da mesaisi oluyor, bu yüzden Rawls daha önce onunla tanışmış ve ikisi birbirlerinin çocukları hakkında konuşmuşlar.
'Çocuğumuzun böyle görünmesinin sebebi biraz atalarımıza benzemesinden kaynaklanıyor.Umarım onunla iyi geçinirsin.' (Bkz ÇN)
'Tabi ki.Sylph Supard ırkından bile olsaydı, ona karşı tavrım değişmezdi.Babamın adı üzerine yemin ederim.'
Bunu duyduktan sonra, Rawls hayranlıkla mırıldanıyor.
'Bu yaşta onurdan anlıyorsun demek...Bu kadar harika bir çocuğu olduğundan dolayı Paul'u kıskandım.'
'Bu yaşta harika olmak ileride de aynı devam edeceğini göstermez.Gıpta etmek için çok erken.Sylph büyüyene kadar bekle.'
Aynı zamanda Sylph'i de teselli ediyorum.
'Gördün mü...Tıpkı Paul'un dediği gibisin.'
'...Ne dedi ki?'
'Seninle konuşurken bir baba olarak özgüvenini kaybettiğini söylüyordu.'
'Öyle mi.Peki o zaman, bugünden itibaren bana nutuk çekebilsin diye bazı hatalar yapayım.'
Konuşurken elbisemin kolu çekiliyor.Dönüp baktığımda Sylph'in elbisemin kolunu çekerken başını eğdiğini gördüm.Bir çocuk için yetişkinlerin konuşması çok mu sıkıcı?
'Rawls-san.Biraz oynayabilir miyiz?'
'Ah tabi.Ama ormana yaklaşmayın.'
Bunun söylenmesine pek gerek yok...
Ama muhtemelen yetersiz.
'Buraya gelirken tepede bayağı büyük bir ağaç var.Orada oynayacağız ve güneş batmadan Sylph'i geri getireceğim.Ama eğer siz eve giderken gelmemiş olursak, başımızın dertte olma ihtimali yüksek, o yüzden lütfen bizi arayın.'
'Ah....Ha.'
Yani bu dünyada cep telefonu yok.Bildirimler, iletişimler ve tartışmalar konuşulmalı.
Bu ülkede ulusal güvenlik iyi olsa bile, ne tür tehlikeler pusuya yatmış bilemezsiniz.
Rawls'ın şaşkın bakışları arasında, tepedeki büyük ağaca doğru yol alıyoruz.
'Ne oynayalım?'
'Bi-bilmiyorum...Daha önce hiç, bir arkadaşla oynamadım...'
Sylph 'arkadaş' mevzunda duraksıyor gibi.Muhtemelen daha önce hiç arkadaşı olmamış.

Ne üzücü.Benim de arkadaşım yok.
'Hmm.Düşününce, ben şu ana dek hep evde kalmıştım.Ne oynayalım ki?'
Sylph'in elleri durmadan kımıldıyor ve başını kaldırarak bana bakıyor.
Onunla aşağı yukarı aynı boydayım, ama bana bakmak için belini büküp başını kaldırıyor.
'Erm, neden zaman zaman 'Boku' ile 'Ore' arasında gidip geliyorsun?' (Bkz ÇN)
'Hm? Ahh.Karşındaki kişinin statüsüne göre konuşmanı değiştirmezsen kaba olur.Daha yüksek statüdeki birine karşı kibar konuşmak gerekiyor.'
'Kibar konuşmak?'
'Daha önce yaptığım işte.'
'Hmm?'
Galiba anlamıyor, ama bu birinin yavaş yavaş öğreneceği bir şey zaten.
Böylelikle insan yetişkin biri oluyor.
'Bunun yerine, daha önceki şeyi bana öğret.'
'Daha önceki?'
Sylph gözlerini kırpıyor ve anlatmak için ellerini kullanıyor.
'Ellerinden fışkıran sıcak su ve esen sıcak rüzgar.Onları.'
'Ah--Onlar.'
Çamuru yıkamak için kullandığım büyüler.
'Zor mu?'
'Zor olmasına rağmen, eğer pratik yaparsa herkes yapabilir...muhtemelen.'
Son zamanlarda mana kapasitem o kadar arttı ki ne kadar manaya sahibim ben bile bilmiyorum.Ayrıca normal bir insanın ne kadar manaya sahip olduğuna da bilmiyorum.
Sadece suyu ısıtmak için ateş büyüsünü kullanmamıza rağmen, eğer sessiz sihirli sözleri kullanmazsak hazır sıcak su elde etmek için, muhtemelen herkes benzerini kaynaşmış büyü ile yapabilir.Bu yüzden sorun olmamalı.Muhtemelen.
'Pekala.Bu günden itibaren özel eğitim yapıyoruz!'
Sylph ve ben hava kararana dek oynadık.

Kısım 5
Eve vardığımda Paul'u kötü bir ruh hali içerisinde gördüm.
Kızgın bir surat ifadesi vardı.İki eli belinde taraçada duruyordu.
Hm, çuvalladım mı? Düşününce, sadece dikkatle sakladığım kutsal sanat eseri(Roxy'nin külodu) var, ama bulunmuş...
'Baba, ben geldim.'
'Neden kızgınım biliyor musun?'
'Hayır.'
Bilmiyormuşsun gibi davran.Eğer külo...kutsal sanat eseri aslında bulunmamışsa, o zaman kendi mezarımı kazmış olurum.
'Biraz önce, Bayan Ada beni görmek için geldi.Görünüşe göre oğlu Somar'ı dövmüşsün.'
Ada, Somar.Kim?
Daha önce hiç duymadığım isimleri düşünmeye başladım.
Temel olarak, sadece köydekileri selamladım.
Kendi ismimi söyledim ve onlar da kendinikileri söyledi.Aralarında hiç Ada adlı biri var mıydı? Hem evet hem hayır gibi...
Hm? Bir dakika.
'Bugünle mi alakalı?'
'Evet.'
Sylph, Rawls ve 3 veletle karşılaştım bugün.
Bu Somar'ın 3 veletten biri olduğu manasına mı geliyor?'
'Ona vurmadım.Sadece çamur attım.'
'Daha önce ne dediğimi hatırlıyor musun?'
'Güçlü olmak havalı görünmek için değildir?'
'Doğru.'
Ah ha.
Anladım.Aklıma gelmişken, köye şeytan ırkıyla dost olduğumu duyuracaklarını söylemişlerdi.
Beni ne gibi yalanlarla suçladılar bilmiyorum, ama her halükarda oklar bana yöneltilmiş vaziyette.
'Ne tarz söylentiler duydun bilmiyorum...'
'Hayır!! Eğer hatalı bir şey yaptıysan, önce özür dilemelisin!!'
Feci azarlandım.
Ne duydu bilmiyorum, ama galiba şüphe etmiyor.
Çok can sıkıcı.Bu durumda, Sylph'e zorbalık ediyorlar diye yardım ettim desem, yalan gibi görünecek.
Ama elimden tek gelen en baştan başlayıp anlatmak.
'Aslında, yolda yürüyordum...'
'Bahane bulma!'
Paul iyice sabırsız olmaya başladı.Yalanı boş ver, açıklamamı bile dinlemiyor.
Öncelikle özür dilemekte sorun olmasa da, bunun Paul için iyi olduğunu sanmıyorum.
Erkek veya kız kardeşlerimin de böyle adaletsiz bir muamele görmesini istemiyorum.
Bu şekilde bir eğitim doğru değil.
'.....'
'Ne oldu, niye susuyorsun?'
'Çünkü diyeceğim her şey beni azarlaman için bir bahane olacak.'
'Ne dedin!?'
Paul öfkeyle bana bakıyor.
'Sinirlenip bir çocuğu bir şey demesine izin vermeden özür dilemeye zorlamak... Bugünlerde yetişkinlerin yöntemlerinin bu kadar kolay ve iş görür olmasına imreniyorum doğrusu.'
'Rudi!!'
Bam, suratıma şiddetli bir tokat yedim.
Vurdu.
Ama bekliyordum.Birini kışkırtmak dayak yemene sebeptir.Haliyle olacaktı.
Bu yüzden sabırlı bir şekilde durdum, 20 yıldır dayak yememiştim...
Yo, evden atılırken sudan gelinceye kadar dövülmüştüm, yani aslında 5 yıl.
'Baba, iyi bir çocuk olabilmek için her şeyi yaptım.Hiçbir zaman ebeveynlerimin öğretilerine sırt çevirmedim ve çabalarımla bir şeyler başardım.
'Bunun bugünle hiçbir alakası yok, değil mi?'
Paul bana vurmayı beklemiyordu.
Bariz bir şekilde kafası karışık görünüyor.
Bu iyi.
'Hayır, çok alakası var.Senin güvenini kazanmak ve gönül rahatlığına ulaşmak için çok çalıştım, ama sen benim hiçbir açıklamamı dinlemiyorsun, daha önce tanışmadığım birine körü körüne inanıyorsun ve sonra da bana bağırıp sonuç olarak vuruyorsun.'
'Ama Somar cidden yaralanmıştı...'
Öyle miymiş?
Ben öyle bir şey yapmadım.Kendisi mi yapmış?
Belki kazara olan bir şeyi kandırmak için kullanmıştır.
'Benim yüzümden yaralanmış olsa bile özür dilemeyeceğim.Babamın öğretilerine sırt çevirmediğimden dolayı, göğsüm dik bir şekilde 'ben yaptım' diyebilirim.'
'...Bir dakika, tam olarak ne oldu?'
Oh, sonunda ilgini çekti mi? Yani, dinlememek senin seçimindi.
'Bahane duymak istemediğinden reddetmemiş miydin?'
Soruyla karşılık verince Paul acı bir ifadeye büründü.Galiba biraz daha yüklenmem gerek.
'Merak etme baba, 3 kişinin savunmasız birine vurduğunu görmemiş gibi yaparım.Hatta onlara katılıp 4 vs 1 yapabilirim durumu.Üzerine bir de zayıflara zorbalık etmenin Greyrat'ın şanlı öğretilerinden olduğunu duyururum.Ve büyüdüğümde evi terk edip bir daha Greyrat adını kullanmam.Sözlü ve fiziksel hakaret cinsinden bir şiddeti görmezden gelmek ve devam etmesine izin vermek... Kendime bir Greyrat demekten utanırım.'
Paul'un nutku tutuldu.
Yüz rengi yeşilden kırmızıya bürünüyor, sanki kendi içinde bir çatışmadaymış gibi.
Kızgın mı? Yoksa daha da yüklenmem mi gerekir?
Pes et Paul.Ben 20+ yaşında devamlı her şeye başkalarının karşılık veremeyeceği bahaneler bulan biriyim.En ufak bir açıklıkta durumu beraberliğe bağlayabilirim.
Ayrıca ben tamamen haklıyım.
Kısaca, kazanma şansın yok.
'...Üzgünüm.Babanın hatası.Anlat bakalım.'
Paul başını öne eğiyor.
Evet.Amaçsız ısrar sadece iki tarafı daha mutsuz yapar.
Hatalıysan özür dile.Bu en iyisi.
Keyfim yerine gelince, olayı detaylarıyla bir bir anlattım.
Tepeye tırmanırken bazı sesler duydum.3 çocuk buğday tarlasından çamur fırlatıyorlardı.Ben onlara iki kere çamur atıp kavga ettikten sonra bize birkaç cümle ile hakaret edip gittiler.Ondan sonra büyü kullanıp çocuğu temizledim ve onunla oynadım.
Böyle bir şey.
'Eğer hala özüre gerek varsa, Somar Sylph'ten özür dilemeli.Bedendeki yaraların iyileşmesi kolay olur, ama manevi yaralar için aynısı geçerli değil.'
'...Haklısın.Babanın suçu.Üzgünüm.'
Paul'un omuzları düşüyor yenilgi içinde.
Onu böyle görünce Rawls'ın dediklerini hatırladım.
'Seninle konuşurken bir baba olarak özgüvenini kaybettiğini söylüyordu.'
Paul babalık yanını göstermek için bana bir ders vermek istiyor olabilir.
Sadece, bu seferlik başarısız oldu.
'Özür dilemene gerek yok.Eğer yanlış bir şey yaptığımı düşünüyorsan, lütfen tereddüt etmeden beni azarla, ama açıklamalarımı dinle.Her ne kadar olayı açıklamıyorsa veya yalan gibi duruyorsa bile, demek istediğim bir şeyler vardır.Lütfen dediklerimi anlamaya çalış.'
'Aah.Bunu dikkate alacağım, ama aslında hata yapacağını sanmıyorum...'
'O zaman buna eğitimsel deneyim olarak bak ve gelecekteki kardeşlerim için kullan.'
'...Peki öyle yapalım.'

Paul'un ifadesi tamamen yenik ve kendine güler bir vaziyette.
Çok mu abarttım? 5 yaşında bir çocuğa kaybetmek.Mmm.Ben olsam şok olurdum.
Bu adam bir baba için çok genç.
'Aklıma gelmişken, baba, kaç yaşındasın?'
'Hm? 24, ne oldu ki?'
'Anladım.'
19 yaşında beni yapmışlar yani?
Ortalama evlenme yaşını bilmememe rağmen, eğer ikide bir sihirli yaratıklarla veya savaşla karşı karşıyaysa, 19 yaşında evlenmesi uygun bir şey mi?
Benden daha genç biri evleniyor ve çocuğunun eğitimiyle ilgili endişeleri oluyor.Açıkçası, 34 yaşındaki işsiz, evsiz ve başarısız olan benim, hangi yanım ona kıyasla kazanıyor...
Ah, unut gitsin.
'Baba, bir dahaki sefere Sylph'i buraya getirebilir miyim?
'Eh? Ahh, elbette.'
Cevabından memnun bir şekilde eve giriyorum.
Paul'un şeytan ırkına karşı ayrım yapmaması iyi bir şey.

Kısım 6
--Paul'un bakış açısından--

Oğlum kızdı.
Daha önce kendini hiç ifade etmemiş olan o, şu an oldukça öfkeli.
Neden olaylar bu hale geldi?
Olay öğlenleyin Bayan Ada'nın evimize yaygara çıkarmaya gelmesiyle oldu.
Başkaları tarafından haylaz bir velet olarak görülen oğlu Somar'ı getirmiş, Somar'ın gözlerinin kenarları yaralanmış.Bir kılıç ustası olarak, bunun dövülme emaresi olduğunu anlayacak kadar tecrübem oldu.
Bayan Ada pek net değildi ama her nasılsa oğlum Somarı dövmüş.
Bunu duyunca aslında biraz rahatladım.
Muhtemelen Rudi Somar'a katılıp oynayacak birileri bulmak istedi.
Ama oğlum diğer çocuklardan farklı.Bu çocuk yaşına rağmen Su-Azizi bir büyücü.
Kibirlice bir şeyler söylemiş olmalı ve reddedildikten sonra kavgaya tutuştular herhalde.
Oğlum dürüst ve zeki olmasına rağmen, hala bazı yanları çocuğa benziyor.
Bayan Ada olayı devlet meselesi haline getiriyor, ama bu sadece bir çocuk kavgası.Gördüğüm kadarıyla yara iz bırakmayacak.
İşi bir iki cümle azarlamayla kapatırım.
Çocuklar tabi ki kavga edecek, ama Rudi diğer çocuklardan çok daha güçlü.Genç Su-Aziz seviyesindeki Roxy'nin öğrencisi olması dışında, aynı zamanda benimle vücudunu çalıştırdı 3 yaşından beri.
Tek taraflı bir kavga olurdu.
Sadece bugünlük bir şeyse sorun olmamalı, ama çok duygusala bağlarsa olayları büyütebilir.
Ayrıca Rudi o kadar zeki ki olayları Somar'a vurmadan da çözebilir.
Dövüşmenin düşünme eksikliği olduğunu ona iyice öğretmeliyim, ve bir şeyi yapmadan önce sonuçlarını düşünmesi gerektiğini.
Bu noktada katı olmalıyım.
Ama olaylar düşündüğüm gibi olmadı.
Oğlum özür dilemeye yeltenmedi bile.
Özür dilemeyi bırak, bana bir böcekmişim gibi bakıyor.
Belki oğlumun bakış açısından sayılara karşı mücadele idi, ama ne kadar güçlüyse o kadar gücünün farkında olması gerektiğini fark etmesi lazım.
Dahası birini yaralamış.Her neyse, özür dilemesini isteyeceğim.Oldukça zeki.Belki şimdi kabul etmeyebilir ama cevabı ileride kendiliğinden bulacaktır.
Bunu düşünüp daha sert tonda azarlarken bana iğneleyen sözlerle karşılık verdi.
Kışkırtmalarına karşı kendimi kaybedip ona vurdum.
Ona güçlünün gücünün farkında olmasını ve zayfılara karşı şiddet kullanmamasını öğretmek istememe rağmen.
Önce ben yaptım.
Az önce haksızdım, ama eğitici taraf olarak özür dileyemem.
Birine az önce yaptığımı yapmamasını öğretmek-bu argümanın tutarlı bir yanı yok.
Ben tutarsızken, oğlum yanlış bir şey yapmadığını ve eğer bunda bir sorun varsa evi terk edeceğini bildiren bir hal aldı.
Neredeyse 'o zaman defol git' diyecektim, ama kendimi tuttum.
Şu an için kendimi tutmam gerek.
Büyük bir kavga sonucu evi terk etmemden önce, aslen evimin şekilci kurallarına ve babamın katı azarlarına dayanamayan bendim.
Babamın kanından geliyorum.İnatçı ve dik kafalılığımı ondan alıyorum.
Rudeas da aynı.
Bu inatçı yanına bakınca, Rudeus gerçekten benim oğlum.
O gün, evi hemen terk etmem söylenince, bir çıkar yol bulamayıp evi terk ettim.Muhtemelen Rudeus da terk eder.Evi ancak büyüyünce terk ederim demesine rağmen, eğer gitmesini söylesem, mutlaka hemen giderdi.Bu bakımdan benziyoruz.
Ben gittikten sonra babam hastalanıp çok geçmeden ölmüş.O günkü kavgaya son derece pişman olmuş.
Ve bu olay için kendimi suçladım.
Yo, açık konuşmak gerekirse, pişmanlık içinde boğuluyordum.
Ve tam şu anda, eğer Rudeus'a gitmesini söylesem, mutlaka öyle yapar ve buna pişman olurdum.
İkimiz de pişman olurduk.
Dayan.Tecrübelerimden ders almalıyım.
Ayrıca, te o zaman karar vermemiş miydim? Babam gibi olmayacaktım.
'...Üzgünüm.Babanın hatası.Anlat bakalım.'
Doğal olarak özür diledim.
Ve Rudeus'un yüz ifadesi rahatladı, sakince anlattı.
Dediklerine göre, kazara Rawls'ın çocuğuna sataşıldığını görmüş, bu yüzden ona yardım etmiş.
Dövme mevzu olmamış.Sadece çamur atmış ve kavga çıkmamış bile.
Eğer dediği doğruysa, o halde Rudeus'un yaptığı cidden övünülecek bir şey.Ama onu övmek yerine, açıklamasını bile dinlemedim.
Ahh, şimdi hatırladım.
Gençken böyle tecrübelerim olmuştu.Babam beni dinlemeyip zayıf noktalarımı gösterirdi hep.Her seferinde bu durumdan mutsuz olurdum.
Ne büyük bir hata.'Ona bir ders vermeliyim' de neymiş?
Hah...
Rudeus beni suçlamadı ve beni teselli etti.Ne harika bir çocuk.Gerçekten benim oğlum mu.....Hayır, Zenith'in ilişkide olduğu erkekler arasında bile bu kadar parlak biri yoktu.
Uuu, spermlerim o kadar mı iyi...
Gururluyum demekten çok, galiba karnım ağrıyor.
'Baba, eve Sylph'i getirebilir miyim?'
'Ah? Ahh, elbette.'
Ama sanırım oğlumun ilk arkadaşı için mutlu olmalıyım.



ÇN
Not 1 : Burada ve buradan sonra birkaç yerde Rawls Sylph'den bahsederken 'she' kullanıyor, yani kızım böyle gibisinden, ama Rudeus mevzuya uyanmıyor ve Sylph den erkek olarak bahsetmeye devam ediyor.
Not 2 : İkisi de ben demek, boku erkeklerin kendisine ben deme şekli, ore daha çok sokak kullanımı bu ikisinin kullanımında git gel yapması yerine göre saygılı veya gündelik konuşmasından.

<<<7.Bölüm-Part 1

{ 10 yorum ... read them below or Comment }

  1. Tam anlamadım ama Sylph kız mı?Kızsa çok iyi.yaoi olmasını istemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. babası kızım şöyle böyle diosa kızdır heralde babasından ii mi bilcek :P

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Kız ama bizimkisi erkek sanıyor. Novel in fotoğrafındaki mavi saçlı Roxy ustası yeşil saçlı da erkek sandığı kız. Gögüsler düz olunca anlamadı herhalde. :)

      Sil
  2. elinize sağlık kısım 6 2. yarı çok güldüm :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler, yeni bölümü bekleyin olaylar olaylar :D

      Sil
  3. Rudinin şu tavırları, güldürüyor epey. Takma adının Luffy oldugunu ogrendigindeki dusuncesi zaten :D
    Ceviri icin tesekkurler, emeginize saglik^^

    YanıtlaSil
  4. Çeviri için teşekkürler elinize sağlık ��

    YanıtlaSil
  5. Elinize sağlık bölüm için teşekkürler

    YanıtlaSil
  6. Elinize sağlık bölüm için teşekkürler

    YanıtlaSil

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan