Posted by : Natsume



Kısım 1
Dışarı çıkmaya karar verdim.
Roxy'nin beni dışarıya çıkarması kolay olmadı.Bunu ziyan etmemeliyim.
'Baba.Dışarı çıkabilir miyim?'
Bir gün elimde botanik ansiklopedisiyle beraber Paul'a sordum.
Bu yaşlardaki çocuklar göz açıp kapayıncaya kadar ortalıktan kaybolur.
Çok uzağa gidecek olmasam bile, kimseye söylememek ebeveynlerimi endişelendirebilir.
'Dışarı? Oynamaya mı? Bahçede değil mi?'
'Evet.'
'A-ahh.Tabi.'
Hemen izin veriyor.
'Aklıma gelmişken, kendine ayırmaya zaman vermedik hiç.Kendimizce kararlar alıp aynı zamanda büyü ve kılıç teknikleri öğrenmeni istedik, ama oynamak da bir çocuk için oldukça önemli.'
'Harika bir öğretmenle tanıştığım için minnettarım.'
Eğitime gelince aslında Paul'un çok katı biri olduğunu düşünürdüm, ama gerçekte mülayim ve düşünceli yanları da var.
Ben hatta gün boyu kılıç tekniklerine çalışmamın talep edilmesi ihtimalini bile göz önünde bulundurmuştum.Boşa uğraşmışım.
İçgüdüsel tarafa ait biri olsa da, 'Gayret varsa bir yol bulunur' tipinden değil.
'Demek cidden dışarı çıkmak istiyorsun, hm.Eskiden hep bünyenin zayıf olduğunu düşünürdüm.Zaman cidden hızlı geçiyor.'
'Bünyemin zayıf olduğunu mu düşündün?'
İlk defa duyuyorum, ben hiç hastalığa yakalanmadım.
'Çünkü bebekken hiç ağlamadın.'
'Öyle mi.Hiçbir sorun olmaması iyi bir şey değil mi? Sevimli ve dinç bir çocuk yetiştiriniz, heh.'
Paul'a komik bir ifade gösteriyorum, o da çarpık bir şekilde gülümsüyor.
'Aslında çocuk gibi davranmayınca beni endişelendiriyorsun.'
'En büyük oğlun bu kadar güvenilirken neremden memnun değilsin?'
'Yo, aslında bir şey yok.'
'Sorun değil, istersen tatmin olmamış bir ifadeyle beni kaydadeğer Greyrat Ailesi varisi olana dek eğitebilirsin.'
'Gururu bir kenara bırakıp diyebilirim ki, baban tüm gün kızların eteğini kaldırmanın yollarını düşünen vahşi bir çocuktu.'
'Etekleri kaldırmak he?'
Bu dünyada da mı varmış?
Bu adamın gerçekte vahşi bir çocuk olduğunu söylemesi...
'Eğer Greyrat'ın adına layık olmak istiyorsan, yanında bir kız getir.'
Ney? Biz öyle bir aile miyiz?
Sınırları korumuyor muyduk? Düşük seviye soylu değil miydik?
Herhangi tören mören bir şey yok mu? Her halükarda düşük seviyeyiz.Öyle olsun o halde.
'Anladım.O zaman köye gidip etek kaldırabileceğim bir yer bulayım.'
'Ah, kızlara iyi davranmalısın.Ayrıca, güçlüsün ve büyü kullanabiliyorsun diye edepsizlik yapma.Erkeğin gücü hava atmak için değildir.'
Oh, iyi laf söyledi.
Evet doğru.Eski kardeşlerimin de bunu duymasını isterdim.
Doğru, bir şeyleri yapmak için sadece kaba kuvvet kullanmak faydasız.
Paul güzel konuştu.Ben de mantıklı biriyim.
'Anladım baba.Güçlü olmanın amacı kızlar önünde havalı olmaktır!'
'....Yo, öyle değil.'
He? Konu oraya gitmiyor muydu?
Ups.Hehe.
'Sadece şaka yapıyordum.Güçsüzleri korumak için, değil mi?'
'Mmmm, doğru.'
Bunu konuşmayı bitirirken, botanik ansiklopedisini koltuk altıma aldım ve Roxy'nin verdiği asayı belime soktum.Ayrılmaya hazırlanırken bir şey hatırlayıp başımı çevirdim.
'Ahh doğru.Baba, gelecekte de ara sıra dışarı çıkacağım, ama çıkarsam birine söylerim ve günlük kılıç ve büyü pratiklerini aksatmayacağım.Hava kararmadan eve dönüp tehlikeli yerlere gitmeyeceğim.
'Ah...Haa.'
Ne olur ne olmaz durumu izah ettim.
Paul'un birden nutku tutuluyor.
Aslında bunları senin demen gerekirdi, değil mi?
'Neyse, ben çıkıyorum.'
'....Yolda dikkatli ol.'
Aynen böyle, kapıdan dışarı çıktım.

Kısım 2
Birkaç gün sonra.
Dışarısı korkunç değil.Sakin.Hatta yoldan geçenleri keyiflice selamlayabiliyorum.
Herkes beni tanıyor.Paul ve Zenith'in oğlu, Roxy'nin öğrencisi.
İlk defa karşılaştığım insanlara kendimi tanıtıyorum.İkinci defa karşılaşmamda ise selamlıyorum.Herkes de bana gülümseyerek selam veriyor.
Bu kadar rahatladığımı hissedeli çok uzun zaman olmuştu.
Bunun sebebinin yarıdan fazlası Zenith ile Paul'un ününden kaynaklanıyor.Kalanı ise Roxy sayesinde.
Aslen bunlar Roxy'nin eseri.
Kutsal sanat eserine(külodu) iyi bakacağım.

Kısım 3
Pekala.
Dışarı çıkmamın amacı kendi ayaklarımın üstünde durabilmem ve çevre coğrafyasını öğrenmek.
Eğer öğrenirsem, aniden evden atılsam bile kaybolmam.
Aynı zamanda bitkileri araştırmak istedim.
Şans eseri botanik ansiklopedim var ve yenebilen ve yenmeyen bitkileri ayırt edebiliyorum, ayrıca zehirli ve iyileştirici bitkileri de ayırt edebiliyorum....Bunları bilmek güzel.
Böylelikle, eğer evden kovulsam bile aç kalmayacağım.
Roxy, köyün bitkileriyle ilgile kabaca fikir vermişti: buğday, sebze ve koku için malzemeler.
Koku yapmak için kullanılan malzemeler, lavantaya benzeyen Bardius adlı bitkinin çiçekleridir.
Soluk mor bir renk ve de yenilebiliyor.
Özellikle göze çarpan bitkilere bakıp, botanik ansiklopedisinde gördüğüm bitkilere bakarak kıyaslıyorum.
Ama köy pek büyük değil, o yüzden çok çeşitli bitki yok.
Birkaç gün sonra güzergahım daha da geniş oldu ve orman istikametinde gitmeye başladım.
Ormanda birçok çeşit bitki var.
'Söylentilere göre, ormanın içi daha tehlikeli çünkü mana orada daha kolay toplanıyor.'
Mananın kolay toplandığı yerlerde sihirli yaratık oluşma ihtimali daha yüksek.
Bunun sebebi yaratıkların mana sebebiyle ani değişiklikler yaşamasıdır.
Gerçi mana neden ormanın içinde kolay toplanıyor bilmiyorum.
Ama bu bölgede çok az sihirli yaratık var, köydekiler onları periyodik olarak avladıklarından daha güvenli.
Sihirli Yaratık Avlama, kelimelerden anlaşıldığı gibi.
Her ay şövalyeler, avcılar ve kendi devriyesini gezen takımların adamları tam kadro ormana girip onları temizliyor.
Ama ormanın derinliklerinde, korkunç bir sihirli yaratık olma ihtimali olduğu söyleniyor.
Büyü bilmeme ve biraz dövüş gücüm olmasına rağmen, ben hala daha önce hiç savaşmamış bir NEET'im.
Burnu havada biri olamam.
Gerçek dövüş tecrübem yok.Kendini beğenmişlikten ötürü bir hata yapsam berbat olurdu.
Daha önce ölen bir sürü insan gördüm öyle.....mangalarda.
Ayrıca asabi biri değilim.Bence kavgalardan kaçınmak en iyisi.
Eğer bir yaratık görürsem, koşup Paul'a bildiririm.
En iyisi öyle yapayım.
Düşünürken küçük bir tepeye tırmanıyorum.
Kocaman yalnız bir ağaç var oldukça yükseğe uzanan.
Buralardaki en yüksek ağaç.
Buralardaki en büyük ağaçların cinsini öğrenmeyi planlıyorum.
Ve tam o anda.
'Şeytanlar burada olmamalı!'
Rüzgar bu sesleri taşıdı.
Nefret edilen bir anıyı hatırlattı.
Beni evde NEET olarak yaşamaya iten cinsten.
Ve de 'Sünnetsiz Dong' lakabını aldığım kabus gibi günleri.
Tartışmasız, belirgin sesler zorbalara ait.
'Kaybol!!'
'Al bakalım!'
'Vurdum!'
Şöyle bir göz attım ve alanın önceki yağmurlu günlerden bataklık gibi bir bölge olduğunu gördüm.
Arazide 3 çamurla kaplı çocuk, küçük bir oğlana çamur fırlatıyorlardı.
'Kafayı vurursan 10 puan!'
'Tamam!'
'Vurdum! Vurdum!'
Bu cidden sinir bozucu.Zorbalar bulundu.Bu tipler toplumun düşük tabakasındaki insanlara ne isterseler yapabileceklerini düşünüyorlar.Havalı silahlar alıp onlara sıkmalar falan.İnsanlara ateş edemeyeceğin bariz bir şekilde belirtilmiş olmasına rağmen.Onlara insan gibi muamele bile etmiyorlar.
Zorbalara insan gibi davranamazsın.
Ve küçük oğlana gelince, hızlıca kaçsa sorun olmayacak ama neden acele etmediğini anlayamadım.
Ona bir kere daha bakınca, göğsünün önünde sepet tarzı bir şey taşıdığını fark ediyorum, çamurlardan korumak için sıkı sıkı sarılmış.
Bu yüzden zorbalardan gelen saldırılardan kaçamıyor.
'Bir şey taşıyor!!'
'Şeytanın hazinesi!!'
'Bir yerlerden çalmış olmalı!!'
'Hazineyi vurmak 100 puan!!'
'Hazineyi çalalım!!'
Zorba çocuklara koşarken büyü kullanarak çamur topu yaptım.Atış mesafesine girer girmez tüm gücümle fırlattım.
'Haa!'
'Ne oldu?'
Lider gibi görüneni suratından vurdum.
'Aahh, gözüme kaçtı.'
'Ne yapıyorsun!!'
'Seni ilgilendirmiyorsa defol!'
'Şeytan ırkının dostu olmayı mı istiyorsun!!'
Hedef o anda bana çevirildi.
Hangi dünya olursa olsun bu aynıdır.
'Ben şeytan ırkının dostu değilim.Ben zayıfların dostuyum.'
Dedim gururla, ama çocuklar adaletten yana olduklarını düşünüyorlar.
'Ne diye havalı davranıyorsun be!'
'Sen o şövalyenin çocuğusun, doğru!!'
'Soyluların "genç efendisi", he!!'
Arara, kötü.Kim olduğum meydana çıktı.
'Sence şövalyenin çocuğunun böyle yapması doğru mu!!'
'Diğer insanlara şövalyelerin şeytan ırkıyla dost olduğunu söyleyeceğim!!'
'Abilerimize söyle gelsinler!!'
'Abi!! Burada garip biri var!!'
Çocuklar "Dost Çağırma" yı kullandılar.
Ama hiç etkili değil.
Buna rağmen, bacaklarım titriyor!
Off, karşıda 3 kişi olsa bile, çocukların destek çağırmasından dolayı bacaklarımın böyle olması çok utanç verici.
NEET olana kadar zorbalık görmemin sonucu mu bu...
'K-kes sesini! 3 kişiyken 1 kişiye sataşıyorsunuz, reziller!'
[Ha?] gibisinden bir ifade gösterdiler.
Sinir bozucu.
'Sinir bozucu olan sensin, ne diye bağırıyorsun, gerizekalı!!'
Sinirli olduğumdan bir top daha atıyorum.Iskaladım.
'Beyinsiz!!'
'Bu çocuk çamuru nereden aldı!!'
'Kimin umrunda, karşılık verin!!'
3 katı misilleme ile karşı karşıya kaldım.Paul'un bana öğrettiklerine güvendim ve büyü kullanarak zarifçe atılanlardan sıyrıldım.
'Onu vuramıyorum!!'
'Niye kaçıyorsun!!'
Hahaha, beni vuramamanız o kadar olağanüstü bir şey değil.
Bir süre atmaya devam ediyorlar, ama beni vuramayacaklarını fark edip, sanki sıkıcı bulmuş gibi bırakıyorlar atmayı.
'Ah~ahh! Çok sıkıcı!!'
'Hadi gidelim!!'
'Başkalarına şövalyenin oğlu şeytan ırkıyla dost olmuş diyeceğim!!'
Kaybetmedik.Sadece oynamaktan sıkıldık.
Bu tarz gerekçelerle, 3 haylaz buğday tarlasının diğer tarafına yürüdü.
Başardım! Hayatımda ilk defa zorbalara karşı kazandım!
Ehm, çok gururlanılması gereken bir şey değil.
Demişken, hala dövüşte iyi değilim.Kavgaya dönüşmemesi çok iyi oldu.
'Hey, iyi misin? Elindekilere bir şey oldu mu?'
Her neyse, başımı çamur atılan küçük çocuğa çeviriyorum...
'Ahhh...'
İnsanlara o yaşta olmadığını düşündürecek çekici bir erkek var karşımda.
Bir çocuk için saçı hafif uzun, yontulmuş gibi bir burun, küçük tatlı dudaklar, sivri uçlu çene.Porselen gibi cilt---ürkmüş bir tavşan gibi ifadesi ona tanımlanamaz derecede estetik bir güzellik katmış.
Kahretsin.Paul biraz daha yakışıklı olsaydı, belki ben de ....
Yo, Paul fena değil.Zenith de çok güzel.
Bu suratta bir sorun yok.
Önceki şişko selüloz suratıma kıyasla, kesinlikle bir kusur yok.
Kesinlikle, evet.
'Ehm...Ehm...Ben iyiyim...'
Küçük çocuk zayıf bir ifade gösteriyor.
Tıpkı küçük bir hayvan gibi, insanlarda koruma isteği uyandırıyor.
Onu gören herhangi bir shotacon onee-sana davetiye gibi. (Bkz ÇN)
Ama her yeri çamurla kaplanmış.
Elbisesinin her yerinde çamur var.Yüzünün yarısı çamurla kaplanmış ve saçları da çamur rengine dönüşmüş iyice.
Sepeti koruyabilmesi mucize gibi.
Yapacak bir şey yok.
'Elindekileri yere bırak ve su borusunun orada diz çök bir süreliğine.'
'Eh...? Eh...?'
O kadar şaşırmış olmasına rağmen, niye söylediğimi yaptı bilmiyorum.
Sanki emirlerime karşı gelemiyormuş gibi.
Emirlerime karşı çıkmak isteseydi, tam şimdi karşı koyardı.
Küçük çocuk emekleme pozisyonuna geçti ve su borusuna doğru döndü.
Eğer herhangi bir shotacon onii-chan görse bunu, eminim illegal bir şeyler yapardı.
'Gözlerini kapa.'
Ateş büyüsü ile suyun sıcaklığını uygun seviyeye ayarlıyorum.
40 derece civarına ısıtıyorum suyu.
Ve küçük çocuğun üzerine döküyorum.
'Waah!!'
Panikleyen küçük çocuğun boynundan tutup başındaki çamuru temizliyorum.
Başta karşı koysa da sıcaklığa alışınca sakinleşti.
Elbiseleri...Şey, en iyisi evde yıkamak.
'Pekala, bu kadarı yeterli olmalı.'
Çamuru yıkadıktan sonra, ateş büyüsünü kullanarak saç kurutma makinesindeki gibi sıcak bir hava yaptım aynı zamanda mendilimle dikkatlice çocuğun yüzünü sildim.
Elf-gibi uzun kulaklarla beraber, gözümün önünde zümrüt yeşili saçları beliriyor.
Rengi görür görmez Roxy'nin sözleri aklıma geldi.
'Kesinlikle zümrüt yeşili saçı olan ırka yaklaşma.'
Ehm?
Yo, hafiften bir fark var.
Hatırladığım kadarıyla...
'Zümrüt yeşili saçı ve alnında kırmızı renkte bir taş olanlara yaklaşma.'
Evet, doğru.
Alnında kırmızı renkte bir taş olan ırk.
Bu küçük çocuğun alnında güzel beyaz bir renk var.
Tamamdır, güvenli.
O, tehlikeli Supard ırkından değil.
'T...Teşekkürler....'
Bana teşekkür etmesi üzerine aklım başıma geliyor.
Hey, hey, bu biraz yerimden fırlamama sebep oldu.
Hafiften, utancımı saklamak için ona kibirli bir nasihat veriyorum.
'Bana bak.Eğer savaşmazsan her zaman peşinden gelirler.'
'Kazanamam...'
'En önemli şey karşılık verecek azminin olması.'
'Ama hep benden büyük çocuklar...Acıdan korkuyorum...'
Anladım.
Karşılık verirse, teslim olması için başkalarını mı çağırıyorlarmış?
Bu mutlaka tüm evrende aynıdır.
Roxy'nin çabaları sayesinde yetişkinler şeytan ırkını kabullendi, ama çocuklar için durum farklı.
Bazen inanılmaz derecede zalim olabiliyorlar.
Eğer birileri hafiften farklıysa, onları kabullenmiyorlar.
'Senin için zor olmalı.Saçının rengi Supard ırkına benzediğinden sana zorbalık ediyorlar.'
'Senin için mahzuru yok mu...?'
'Benim öğretmenim de şeytan ırkındandı.Sen hangi ırktansın?'
Roxy Migurd ırkı Supard ırkına baya benziyor demişti.
Belki o da onlardan biridir.
Aklımda bu düşünceyle sormuştum ama küçük çocuk başını iki yana salladı.
'...Bilmiyorum.'
Hmm, bilmiyor musun?
Belki yaşından dolayıdır?
'Babanın ırkı ne?'
'...Yarı-insan, yarı-elf.'
'Peki ya annen?'
'İnsan, ama biraz hayvan ırkının soyundan...'
Yarı-elf ve 1/4 hayvan soyundan mı?
Bu yüzden mi böyle bir saç rengi var...?
İyice düşünürken, genç oğlanın gözleri yaşlarla doldu.
'...Bu yüzden, babam şeytan ırkından olmadığımı...söylese de...saç rengim, annem ve babamınkinden farklı...'
Başını okşayarak teselli ediyorum.
Ama saç renginin farklı olması büyük sorun.
Annesinin başka bir erkekle zinada bulunma ihtimali var.
'Tek fark saç rengi mi?'
'...Kulaklarım, babamınkinden daha uzun...'
'Anlıyorum...'
Yeşil saçlı, uzun kulaklı sihirli ırklar...Her yerde böyle birileri olması mümkün.
Hmm, her ne kadar başkasının evi hakkında çok fazla soru sormak istemesem bile, ben de zorbalık gördüm, o yüzden en iyisi ona yardım etmek.Sadece saç renginden dolayı zorbalık görmesi çok üzücü olurdu.
Benim zorbalık görme sebebim kısmen benim suçumdu.
Ama bu küçük çocuk farklı.Hayata tekrar gelip kendine güvenmesi imkansız.
Doğuştan saçları yeşilden biraz farklı diye çamura tutuldu.
Uuu...bunu düşünmem bile donuma kaçırmaya yetecek kadar korkmama sebep oluyor.
'Baban sana karşı iyi davranıyor mu?'
'...Evet.Kızdığında korkunç olsa bile, onu dinlediğim sürece sinirlenmiyor.'
'Öyle mi.Peki ya annen?'
'O çok anlayışlı.'
Sesinden anladığım kadarıyla, ebeveynleri onu oldukça seviyor.
Hayır, böyle şeylerde emin olamazsın.
'Peki, gidelim.'
'...Gidelim mi, nereye?'
'Seni takip edeceğim.'
Çocuğu takip etmek ebeveynlerini görmemi sağlayacak.Bu çok mantıklı.
'...Ne-neden beni takip etmek istiyorsun?'
'Anlayacağın, o çocuklar tekrar gelebilir.Bırak eşlik edeyim.Eve mi dönüyorsun? Yoksa sepeti bir yere mi götürmek istiyorsun?'
'Babama...yemek götürüyorum...'
Yarı-elf babasına mı?
Elfler demişken, kitaplarda uzun yaşayan, yalnız ve diğer ırklara karşı kibirlilerdir.Hepsi okçulukta ve büyücülükte oldukça hünerlidir, özellikle su ve hava büyüsü.
Hakiki kulaklarla.
Roxy'e göre, [Temel olarak tanım tutuyor, ama gerçekten sonu gelmiş bir ırk değil.]
Tam umduğum gibi, elfler görünüş olarak güzel mi? Hayır, elflerin güzel olması sadece Japonların hayal gücü.Batılı oyunlarda kırılgan görünümlüler ve o kadar güzel de görünmüyorlar.Bazı kültürel farklar var bizim ülkemizde.
Bu çocuğa bakınca ebeveynlerinin göz alıcı bir cazibe kombinasyonu olduğunu düşünmeme rağmen.
'Neden beni koruduğunu... sorabilir miyim?'
Küçük çocuk kekeliyor, hareketlerine bakınca insanın onu koruma arzusu depreşiyor.
'Çünkü babam zayıfların dostu olmam gerektiğini söylediğinden.'
'Ama...başkaları tarafından dışlanacaksın.'
Bu doğru.
Sataşılan kişiye yardım edersem, bana da sataşacaklar---Bilindik bir şey.
'O zaman benimle oynamaya ne dersin.Bugünden itibaren, biz arkadaşız.'
'Eh!?'
O halde beraber takılan bir ekip olalım, tabi.
Zincirleme sataşmaya genelde yardım edilen tarafın yardım edene ihanet etmesi sebep olur.Yardım gören kişi sorumluluk alıp yardım edene karşı minnettar olması gerek.
Bu çocuk için durumların biraz farklı olmasına rağmen, zorbalık görmesinin sebebi daha derin bir sebepten.Bana ihanet edip zorbacılara katılacağını sanmam.
'Ah, ev işlerinde yardıma ihtiyacın var mı?'
'Ha-hayır'
Ayrıca fikirlerini dinlemem gerekir, ama başını zayıf bir şekilde iki yana sallıyor.
İfadeleri şahane.Mutlaka shotacon eğilimi olan onee-chanları peşine takacak.
Bu fikir bayağı iyi.
Kesin bu yüzle kızlar arasında bayağı popüler olur.O zaman onunla olursam, ondan kalanlar beni fark edebilir.Benim yüzüm öyle özel bir şey olmasa da, eğer biz ikimiz bir arada durursak, iyi kalite bir av gibi oluruz.
Kendinden emin olmayan tüm kızların hedefi bana dönecek.
Onları özgüvenle dolup taşan kızlara tercih ederim.
İşe yaramalı.Kızlar güzelliklerini ön plana çekmek için kendinden çirkinlerle takılırlar.Bense tam tersi.
'Syl...ph---'
Sessizce fısıldadı, ama geri kalanını pek duyamadım.Sylph, ha.
'Çok güzel bir isim.Tıpkı rüzgarın ruhu gibi.'
Dediğimde, Sylph kızardı ve başını salladı.

ÇN
Shotacon : Her ne kadar sevmesem de yaoi bir terim geldi, yaoi çiftlerinden genç yaşı tutmayan bir erkeğin seksüel aktivitede bulunmasını konu alan serilere ve bu küçük çocuk profillerine deniyormuş shotacon.'Shotaru Kompleks' den geliyormuş kelime, shotaru da işte bu ilişkide yaşı tutmayan erkek bireye verilen isim, her neyse işte.

***

Ekleme gereği hissettim, bu bölümde Sylph'e ikidebir 'young boy' diyor, bunun sebebi kendisini 40+ olarak düşünüyor hep yoksa aynı yaşlardalar aşağı yukarı.Ben de buna binaen küçük oğlan kullandım her ne kadar hoşuma gitmese de erkek olduğunu belirtmek için, kalan kısımda da küçük çocuk olarak geçiyor.

<<<6.Bölüm

{ 8 yorum ... read them below or Comment }

  1. ne olur bu slyph kız çıksın oğlan olursa komedisi azalcakmış gibi gelio :P

    YanıtlaSil
  2. slyph kızdır büyük ihtimalle. Ceviri icin tesekkurler, emeginize saglik^^

    YanıtlaSil
  3. slyph kız hadi sölim size

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaşlar böyle tartışmak iyidir hoştur da spoiler vermek hoş değil,sitemizde ilgili serilerin geleceği hakkında konuşmak yasaktır,dediğin şeyi aklıselim az çok herkes anlar zaten demesi sana kalmamış, ileriki bölümleri görmek istiyorsanız lütfen böyle şeyler yapmayın.

      Sil
  4. Bizimkinin plan yattı ahahaha

    Çeviri için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  5. Elinize sağlık bölüm için teşekkürler

    YanıtlaSil
  6. Elinize sağlık bölüm için teşekkürler

    YanıtlaSil
  7. Elinize sağlık bölüm için teşekkürler

    YanıtlaSil

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan