Posted by : Eva 01






“Z, M, Y, F, D, R ve diğer ülkeler 'Kismet' adında Tam Dalış Sanal Gerçeklik Oyunu tasarladılar ve üç gün sonra oyunu başlattılar. 'Kismet' gelenekse klavye ve fare sistemini bütün ülkelerin ellerinde bulundurduğu teknolojiyle değiştirdi. Ve sanal gerçeklik cihazlarını kullanıp beyin dalgalarını oyunun içine yönlendirdiler. Oyun, oyuncuya çok yüksek derecede gerçekçi bir deneyim yaşattırıyordu.'Kismet'in yapımcısı bu sistemi oyuncuyu oyunu 'oynamak' hissini kaldırmak amaçlı yaptığını söylüyor. Oyuncular sanal dünyaya oyun oynamak için değil, yüksek gerçekliği tatmak için giriyor. ...'Kismet' için yapılan Gerçeklik Makinesi bugün satışa sunuldu ve gördüğünüz üzere insanlar sıralarını beklerken uzun kuyruklar oluşturdu bile.Bu cihazı 'sıcak' olarak nitelendirmek bile yetersiz. ...Eğer denemek isteyeceğeniz bir şeyse, kesinlikle bir sanal gerçeklik makinesi almalıi oyuna girmeli ve yepyeni bir hayatı keşfetmelisiniz."

Chu Rui reklam panosuna baktı ve dudakları sinsi bir gülümsemeyle süslendi.

Telefonundan küçük bir titreşim geldi. Çıkartıp baktı ve garip bir sembol olduğunu gördü.

Telefonu açtığında karşısındaki kişi biraz bekledikten sonunda bir ses çıkarttı; sadece duyması bile bir adamı kendinden geçirebilecek bir kadın sesi.

"Bu konuyu hiç mi düşünmeyeceksin?"

"Kararımı verdim!"

 Gülümseyip belli belirsiz bir bakış attı fakat bu kadının sesinden gelen bir şey değildi.

Kısa bir sessizlikten sonra karşı taraftaki kadın sordu, "Anladım!... Bana ne yapacağını söyleyebilir misin?"

"Ne mi yapacağım?" Kafasını kaldırıp hala devam eden Kismet reklamına baktı ve gülerek konuşmaya başladı, "Belki de Kismet'e girerim! Uzun zaman boyunca meşguldüm, şimdi benim rahatlama zamanım."

"Peki, seni anlıyorum!... Elveda Crimson Shadow Ghost!"
(Ç/N: 'Crimson Shadow Ghost' türkçeye 'Kızıl Gölge Hayaleti' olarak çevrilebilir. Fakat bir lakap olduğundan dolayı türkçeye çevirmemeyi tercih ettim.)

Telefonun biplediğini duyan Rui kafasını kaldırığ hafifçe nefesini verdi. Bir suikastçi olarak geçen birçok yılı sonunda bitiyordu.

Evet, Rui Süper Suikastçiydi; Crimson Ghost Shadow olarak adlandırılandı! O, suikastçi dünyasında yüzde yüz başarı oranıyla tam bir Ustaydı. M Eyaletinin sekreterini ve Internal Affair R'in başkanına suikast düzenleyen, Suikastçilerin Kralıydı. Lakin, bunların hepsi geçmişte kalan şeylerdi. En başında neden bir suikastçi olduğu bilinmiyordu, fakat sonunda kurtulmuştu. Son görevini bitirdikten sonra memleketine döndü, yapmak istediği tek şey normal bir hayata sahip olmaktı.

Telefonu kapattıktan sonra çöp kutusuna fırlattı. Artık Crimson Ghost Shadow değildi ve bu yüzden telefonu yanında tutmasına gerek yoktu. Telefonun ucundaki kadın ise o ve müşterileri arasında ilişkiyi sağlayan aracıydı. Söz yerine getirilmişti, artık özgür bir adam olmuştu ve ne yapacağı sadece ona kalmıştı.

Bavullarını çekerken, Rui gayrimenkul merkezinde durdu. Para konuşuyordu, yani kendi evini alması kolay bir meseleydi.

Bir oda bir salon, eşyaları da dizdikten sonra kendine yaşam masraflarını idare edecek bir miktar para bıraktı kalanını da bağış yaptı.

Birkaç işi daha halleden Rui bilgisayarın ekranındaki beş haneli birikimine bakarken bayık bir gülümseme vardı yüzünde. Altın Kart'ı çıkartıp ona baktı ve aşağıdaki çekmecelerden birine koydu. Bu onun isviçredeki bankaların birinden aldığı bilyon dolar limitli kredi kartıydı. Ama, eğer onu kullanırsa birçok insan onun konumunu öğrenebilirdi.

"Tamam, oyun konsolunun yanında okul masrafları da var. Lanet olsun, bu para yeterli olacak mı acaba?"

Ruinin kafasına iki şey dank etti, kafasını biraz pohpohladı ve yüzü biraz seğirdi. Suikastçi olduğunda 15 yaşındaydı ve şimdi 18 olmuştu, daha okul hayatının tadını bile almamıştı. Memleketine döndükten sonra pişman olacağı bir hayat yaşamak istemiyordu bu yüzden üniversite hayatını yaşamak istiyordu. Ancak, şuan yaz zamanıydı ve birdahaki dönem başlamadan önce daha bir ayı vardı. Önceliklerini düzenledi ve ilk sırada oyun konsolunu almak vardı.

Bankaya gidip 10.000 RMB(1600$) çekti ve direkt ekipmanın satıldığı yere yöneldi.

Sırayı gören Rui soğuk terler dökmeye başladı. Ne kadar abartılmıştı, tahtadan bariyerler bile vardı?? Oha, trafiği bile tıkamıştı. Ne diye Şanghay'da bu kadar çok insan vardı?
(Ç/N: Bilmeyenler varsa diye söylüyorum. RMB yani Renminbi Çin'de kullanılar para birimidir. Ayrıca Şanghay'da Çindeki bir şehir.)

İçinden beddua edip çaresizce uzun kuyruğa katıldı. İster istemez önünde, binanın içinde satın almaya yakın insanları kıskanıyordu. Bu sıcak günde dışarıda güneşin altında kızaranların aksine klima sayesinde serinleme şansları vardı. Rui terini sildi. Onun dayanıklılığına rağmen bu sıcakta ölecek gibi hissetti. Fiziksel olarak zayıf olanları düşünmek bile yersizdi, kafandan aşşağıya bir kova soğuk su dökmek bile yetersizdi ve birkaç kişi güneş çarpmasına maruz kalmıştı bile.

Neredeyse 3 saat süren acılı bir bekleyişin ardından sonunda binaya girebildi. Önündeki iki düzine insanı gören Rui'nin kafasını siyah çizgiler kapladı. Bu da ne, o kadar uzun süre kuyrukta kaldıktan sonra bile hala önümde birçok insan var. Niye burada bu kadar çok kişi var?!

Sakinleşmek için derin bir nefes aldı. Sessizce 20 dakika bekledikten sonra sonunda onun sırası gelmişti.

"Merhaba bayım, nasıl bir ekipman istediğinizi sorabilir miyim?" Satıcı kız yüzünde bir gülümseme ile kibarca sordu.

"Tabi, emin değilim elinizde ne çeşitler var?" Rui garip hissediyordu, kafasını kaşıyarak sordu.

"Toplamda dört çeşit cihaz var. 2000 RMB'lik %90 gerçkelik seviyesinde sıradan bir cihaz, 5000RMB'lik %93 gerçeklik seviysinde orta seviyeli bir cihaz, 10000 RMB'lik %95 gerçeklik seviyesinde yüksek kalitede bir cihaz var ve 100000 RMB'lik %98 gerçeklik ile ütopik seviyede bir cihaz var. İstediğin model hakkında istediğin soruları sorabilirsin!"

"Yüksek kaliteli cihazı istiyorum!"

İstemsiz bir gülümsemeyle bankadan çektiği 10000 RMB'yi harcamıştı.

"Tamam! Çalışanlarımızdan birinin evinize kadar cihazı getirmesini ister misiniz?"

"Ben şimdi götüreceğim."

Rui bir form doldurup mağazadan elinde bir kutuyla ayrıldı.

Birkez daha bankaya gidip küçük bir miktar para çekti, birkaç gerekli eşyayı alıp eve döndü.

Aldığı sebzeleri buzdolabına koyup banyoya gitti. Ardından odasına gitti, klimayı çalıştırdı ve beklentiyle kutuyu açtı.

İçinde motosiklet kaskına benzeyen gümüş beyazı çok güzel duran bir cihaz vardı. Rui eline alıp talimatları okudu. Orada yazanlara göre fişe bağladı ve gücü açtı.

Rui kaskı taktığı anda bir siyahlık gözlerini kapladı ve onu simsiyah bir boşluğa yolladı. Üstünde yıldızlarla dolu sonsuz bir evren vardı. Bir süre havada süzüldü ama bir anda parlak bir ışık belirdi ve Rui'nin gözlerini kapatmaktan başka bir şansı kalmadı.

Ardından bir çiçek kokusu Rui'ye burnunu çektirdi. Gözlerini açtığında kendini Xanadu Vadi'sine benzeyen bir yerde görüp şok oldu.

"Merhaba, Kismet'in Dünyasına hoş geldiniz. Oyun daha açılmadı ama karakterinizi yaratıp sınıfınızı seçebilirsiniz!"

Tatlı bir kadın sesi Rui'nin kulaklarına geldi, bir anlığına dona kaldı. Bu ses, duyması ne kadar keyif verici olsa da duyuları aşan bir şeydi ki bu da sanal gerçekliğe aykırıydı.

"Sınıf seçenekleri neler?"

"Kismet 7 ana sınıf üzerine kuruldu: Şövalye, Savaşçı, Büyücü, Hırsız, Okçu, Çağırıcı ve Rahip."

Sentezlenmiş kadın sesiyle birlikte, yedi farkli figür ve onların ilüzyönları Rui'nin önünde belirdi.

Herkesin koruyucusu, at üstündeki özgüvenli Şövalye. Uzun Kılıcıyla savaşa hazır Savaşçı. Vücudu elementlerle sarılmış Elf Büyücüsü.

Karanlığı temsil eden muhteşem bir siyah elbiseyle ve elindeki bıçağıyla Hayalet Hırsız. Ormana yayını gererek dalan Okçu. Çeşit çeşit kuş yanında dolanırken yanında çömelmiş bir yaratıkla duran Çağırıcı. Saf beyaz elbisesi, elindeki asa ve etrafındakı kutsal ışıkla Rahip!

Sırayla hepsini en ince detaylarına kadar inceledi.

Şövalye savunma alanında yani etten kalkan olarak özelleşmişti. Savaşçılar öncülüğü ilke edinmişler. Büyücüler cennetten gelen arzularıyla uzun menzilli savaşçılardı fakat aslında son derece zayıflardı.

Hırsızlar bir çeşit Suikastçiydi, iz bırakmadan bir yerlere girip çıkıyor, gizli saldırılara ve çevikliğe önem veriyorlardı. Okçular da uzun menzilli savaşçılardı fakat büyücülerle kıyaslandığında fiziksel olarak daha güçlülerdi, son derece çevik yetenekleri vardı ve belirli alanları kapsayan tuzaklar kurabiliyorlardı.

Çağırıcılar onlarla anlaşma yapan canavarları çağırabiliyorlardı fakat dövüş yetenekleri pek de iç açıcı değildi. Buna rağmen yaratıklarının yeteneklerini geliştiren 'Güçlendirme'leri vardı. Rahip ise şifacıydı, takım arkadaşlarının yeteneklerini 'Geliştirici' ile arttırabiliyorlardı fakat en önemli özellikleri onların yenileme yetenekleriydi.

Çenesini ovuşturup düşünürken sayfa sayfa ilüzyonlara baktı. Hırsız ilizyonu kendini gösterdiğinde kafasını kaldırdı ve gölgesel görüntüye baktı. Bu sırada kendini şaşırmış hissetmekten alıkoyamamıştı. Bir çift kan kırmızısı göz bakıyordu ve ellerinde kana susamış, sinsi bir bıçak taşıyordu.

Şu an bir suikastçi olmasa bile bedeni ve ruhu bunu tamamen atabilmiş değildi!

İstemsizce gülümseyerek 'Hırsız' olmaya karar verdi!

"Sınıfınızı seçtiğiniz için sizi tebrik ederiz! Şimdi, vücudunuzu tarayıp karakterinizin yeteneklerine karar verilecek!"

                                                                                                       2.Bölüm>>>

{ 4 yorum ... read them below or Comment }

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan