Posted by : Eva 01



“Burası görüşmenin olduğu yer mi?”

Kim Hyun Woo kafasını kaldırıp baktı.

Bina Güney Seoul İstasyonundan 5 dakikalık yürüme mesafesindeydi.

Binanın önündeki siyah mermerden yapılma ‘Global Exos Kore’  yazısına güneş vuruyordu.

Bu tabelanın hayatta karşısına yalnızca bir kez çıkabilecek bir şey olması onu korkutuyordu.

İçeri girmeye cesaret edemiyor fakat geriye dönüp kaçamıyordu da.

Sonunda derin bir nefes alıp binaya yöneldi.
“İş görüşmesi için buradayım.”
“Üçüncü katta.”
Manken gibi bir resepsiyonist onu asansöre doğru yönlendirdi.
“Ah, tamam. Teşekkürler.”
Kafasıyla onayladı, geri çekildi, kafasını eğip uzaklaştı. Arkasından gelen bastırılmış kahkaha onu utandırmıştı, kızarmaya başladı.
Kızın neden güldüğünü zor anladı.
İş görüşmesi aninden karşısına çıkınca kendine büyük gelen ödünç aldığı takım elbiseyi giymek zorunda kalmıştı.
Ne kadar aptal ve çirkin göründüğünü düşünüp utandı.
Tabiki burada çok sayıda yerden önerilmiş kişi vardı. Fakat bağlantıları bu görüşmede işe yaramayacaktı.
Üçüncü kata vardığında salonun ağzına kadar dolu olduğunu gördü.
Şaşalı elbiseler giyen insanlar her yerdeydi.
Şaşırtıcı bir şekilde kot ve tişört giyen rahat ve deneyimleri yüzlerinden okunan kişiler de vardı.
Görüşmeye bu insanlarla gireceğini düşününce gözleri bulutlandı. Hayır, bu durumda görüşmeye girebileceğinden emin değildi.
‘Gelmemeli miydim acaba? Bu şekilde başka bir fırsatım var mı acaba?’
Hyun Woo yüzünde kaygılı bir bakışla iç çekti.

                                                                             ***

Hyun Woo sıradan bir gençti. En azından 5 yıl önce.

Marka eşyaları seven, ailesinin verdiği son model telefonlardan taşıyan ve bütün hafta sonunu oyun oynayarak geçiren bir gençti. O zamana kadar televizyonda başka çocukların hikayelerini izlerken bir yandan da empati kurar, asla onlar gibi yaşayamayacağını söylerdi. Tabi, bu hepsi gerçek olana kadardı.

Okuldayken acil bir telefon geldi.

Ona ailesinin trafik kazası geçirdiği söylendi.
Sadece basit bir arama, Hyun Woo’nun hayatını değiştirmişti.
Babası ölmüş, annesi birçok ameliyat geçirmiş fakat iyileşmemişti.

Kazanın sebebi babasının arabayı sürerken uyuyakalmasıymış. Kazazedelere de ödeme yapılması gerekiyormuş. Buna rağmen sigorta şirketi bunun kendi sorunu olmadığını söylerek onları reddedip sigortalarını iptal etmişti.

Polisler ve kazazedelerin avukatı ödeme için birkaç sefer Hyun Woo’nun evine uğradılar.
Hyun Woo olan biteni kavrayamadan evleri satıldı, bazı sigortalar iptal edildi ve onlar için ödeme planları yapıldı. Ayrıca kenarda birikmiş paraların hepsi harcandı.
Bu sorunları giderebilmek için küçük, tek odalı bir daire tuttular. Fakat annesine hala özel ve düzenli bir bakım gerekiyordu.

Özel sağlık sigortaları 10 yıl önce alınmıştı.
Annesi soğuk algınlığı, karın ağrısı veya benzeri herhangi bir rahatsızlıkta hastaneye gittiğinde normal hastalara göre daha çok ilgi gerekiyordu. İhtiyacı olan tedavi de eklenince, sigorta şirketinin tavrı değişmeye başlamıştı. Vermeleri gereken tazminatı arttırmak konusunda gevezelik yaparken bu olayla ilgili Hyun Woo’nun eline bir broşür tutuşturdular. Sigorta için aylık 3-4 Milyon won para ödemeleri gerekiyordu.

Zor olabilir fakat annen için dayan. Bunları annenin hastane masraflarını ödemek için kullan.
Anne ve baba tarafından beş amcası daha düzgün düşünemiyorken Hyun Woo’nun eline bir zarf sıkıştırdılar.

Sonra da bir daha ortaya çıkmadılar.

Berbat hissediyordu. Cebindeki para zar zor 3 milyon ediyordu. Aylık masrafa bile yetmiyordu bu para.
Temel masraflar ve hastane masraflarını karşılarken borçlar düzenli bir şekilde birikti. Hyun Woo bunun ilk kez farkına varmıştı. Televizyonda gördüğü, kendi hayatını kazanan o kişi bir çocuktu. O, büyümekten başka şansı olmayan bir durumla yüzleşiyordu. Olgunlaşması gerekn bir durumla.

Bu sözlerin anlamını çok iyi biliyordu. Hyun Woo’nun hayatı değişmişti. Para kazanmak için gün ağarırken gazete ve süt dağıtmak için uyanıp sonrasında yarı zamanlı bir işte öğleden akşama kadar çalışıyordu. Bir inşaatta yarı zamanlı çalışırken duş alabilmek bile akıl almaz geliyordu önceden.

Bütün vücudu ağrımasına rağmen dinlenmek yerine çalışmaya devam etti.

Hevesli olduğundan değildi. Bundan başka seçeneği yoktu.  Buna rağmen kazandıkları zar zor masraflara yetiyordu.

“Ziyarete gelenlerin sesinden dinlenemiyorum bile!”

Her gelişlerinde onun yapabildiği tek şey yumruğunu sıkmaktı.

Babasının iyi bir kişiliği olduğunu duymuştu. Hiçbir arkadaş toplanmasını kaçırmazdı ve biri büyük bir soruna düşse biriktirdiklerini hiç düşünmeden verirdi. Buna rağmen cennetin ona verdiği ödül neredeyse bir romandan çıkmış gibiydi.

Babası öldükten ve annesinin hastane faturaları ortaya çıktıktan sonra hiç kimse onlara yardıma koşmadı. Daha kötüsü onlara borç bile vermediler çünkü paralarının geri döneceğini düşünmüyorlardı. İlişkileri zayıftı, çünkü bu dostluk aile durumu iyiyken kurulmuştu.

Hyun Woo’da acı gerçeğin soğukluğunu daha liseden mezun olmadan hissetmişti.

Bir insan ne kadar özel olursa olsun, hepsinin sonu aynı olacaktı.

“Ben sadece anneme ve kendime bakmak için varım!”

Aklına liseyi bırakmak da gelmişti fakat annesi, hasta yatağında, hiçbir şey bilmemeliydi. Bu yüzden bir yıl daha dayanmaktan başka çaresi yoktu.

Mezun olduktan sonra Hyun Woo iş aramaya çıktı. Çalışabildiği saatler artmasına rağmen diğer her şey aynı kalmıştı. Her zaman olduğu hastane masrafları ve her ay büyüyen borçları yetiştirebilme kaygısıyla bütün gün çalıştı.

Yavaş yavaş akranlarının sahip olduğu son model telefonları ya da son moda eşyaları kıskanmaya başladı.

Ayrıca harcayacak paraya sahip olanları da kıskanmaya başlamıştı. Bu Hyun Woo’nun kendini kıskanmaktan alıkoyamadığı şeydi. Hyun Woo küçüklüğünden beri bir oyun şirketinde çalışmayı hayal ediyordu. Kazadan önce genellikle bütün gecesini oyun oynayarak geçiriyordu. O olmazsa bilgisayara bağlı başka bir kariyer belki.

                                                                             ***

Üniversiteye gitme hayalini yok etse de hayalini yok etmedi.

Her ay özel bir enstitüye 300.000 won ödemesinin sebebi buydu.

Bir gün bir eğitmen Hyun Woo’nun yanına gelip sordu.
“Hyun Woo, hiç bir oyun firmasında çalışmayı düşündün mü?”

“Oyun firması?”

“Bir sunbae bana bir oyun firmasının yeni eleman alımı yaptığını söyledi. Benden de birkaç mükemmel öğrenci önermemi istedi, ben de seni önermeyi düşünüyordum. Ne dersin? Bir oyun firmasında işe alınmak ister misin?”

“Lise mezunu biri kabul edilir mi?”

“20 yaş ya da üstünü arıyorlar. Eğitim derecesi ya da cinsiyet fark etmiyor.”

“Nerede?”
“Hiç Global Exos’u duydun mu?”
“Evet?”

Hyun Woo donakaldı.

Küçük bir şirket için eğitim derecesinin önemsiz olması beklenebilirdi.

Fakat Global Exos kadar büyük bir firma! Bütün oyun firmalarının tepesindeydi Global Exos!

Onlar sanal gerçekliği bir oyunun içine yerleştirmiş ilk şirketti. Ayrıca 1 Trilyon won satış yapan iki mükemmel oyun çıkartmışlardı.

“Global Exos’un benim gibi birine nasıl ihtiyacı olabilir ki beni işe almak istesin?”

“Detayları ben de bilmiyorum. Sunbae’den aldığım bilgiye göre eleman alım işlemleri kendilerine özgü yöntemlerle yapılıyormuş. Öğrenim düzeyi ya da iş tecrübesi öncelik değil. Test edilen şeyler de tamamen farklı tabiki ödeme şekilleri de. Öte yandan birçok başvuru var. Bu kolay olmayacak… Nasıl bir iş olacağını bilmediğimden. Dosyalarını uydurmaya çalışacağım.”
Öğreniminin önemsiz olduğu bir dünya. Uzun zaman önce söylenmiş bir sözdü bu.

Şu var ki Hyun Woo böyle sözlere inanacak kadar sade biri değildi.
Öğrenim  Derecesinin olmaması bir kişinin büyük yerlerde iş bulma şansını azaltıyordu ve normalde yan pozisyonlarda iş bulabiliyorlardı. Global Exos’da aynıydı ve işe kabul edilmezse buna gerçekten çok üzülecekti.
“Lise diplomamla başvurmam beni kabul ettirmeyecek. Yani bunu …”



Global Exos çok büyük bir şirketti. Tabiki her başvuruyu incelemeyeceklerdi. Düşününce incelemeleri de imkansızdı.

Belki, denemekten zarar gelmezdi. Zaten kaybedeceği bir şey yoktu.
Bütün bu zaman boyunca bu beklenmedik haberler geldiğinde başvuruyu tamamen unutmuştu.
“Geçen gün sana Global Exos’dan bahsetmiştim ya? Senin başvurun ilk aşamayı geçti ve bizle irtibata geçtiler.”
Hyun Woo’nun öğretmeni de onun kadar şaşırmıştı.

                                                                            ***

O hayal kurmaya devam ederken görüşmeleri yapan kişi çoktan gelmişti. Her durumda bu kişiyle tanışma şansı olacaktı.
Belki bu altın fırsat olabilirdi. Bu yüzden yapabileceğinin en iyisini yapmak istiyordu, görüşmecinin bacağına yapışması gerekse bile.

‘Delirdim mi ben? Buraya gelmem kimin fikriydi? Uyduruk bir diplomayla başvurmam sorunların en küçüğü… Bu durumda başıma nasıl şeyler gelebileceğini kim bilebilir. Global Exos beni sahte evraktan dolayı şikayet ederse çok büyük bir yükün altına girerim. Ama buraya kadar gelip de geri dönmek aşırı çılgınlık olmaz mı?”
İstemsizce ellerinin kelepçelendiğini ve muhabirlerden gelen soru bombardımanını düşündü.
“Oh, burada durmaya devam mı edeceksin?”
Aniden yanında bir kadının sesini duydu.
Şaşırıp kafasını kaldırdığında aşağıdaki resepsiyonist kadının resmi kıyafetler içinde karşısında durduğunu gördü.
“Bu sandalye boş. Oturmak ister misin?”
Kız onayladı ve yanına oturdu.
“Önceden güldüğüm için üzgünüm. Seni kırdım mı?”
“Sorun değil. Gülmemek zor olmalı. Gerçekten komik duruyorum di mi?”
“Evet?”
Resepsiyonistin cevap olarak attığı değişik bakıştan sonra yüzü şaşkın bir hal aldı.
“Ah…..Görünüşe göre bir yanlış anlaşılma var. Ben kıyafetlerin yüzünden gülmüyordum sana. Gerçekten hiç kimse resepsiyonistlere böyle derinden reveranns yapmaz. Gülüyordun çünkü senin eksantrik biri olduğunu düşündüm. Ayrıcai kıyafetlerin sana gayet yakışmış.”
Hyun Woo’nun yüzü kızardı. Bu onda aşağılık kompleksi olduğunu mu gösterirdi?

“Yanlış anlaşılma için özür dilerim.”
“Hayır, yanlış anlaşılmaya sebep olduğum için ben özür dilerim.”
“Bu arada, neden buradasın?”

“Doğrusunu söylemek gerekirse ben de başvurdum. Benim adım Kang Misu”
“Oh, ben de Kim Hyun Woo.”

Kang Misu elini uzattı. O sırada  Hyun Woo elini pantolanuna silip elini sıkmak üzereydi ki…

“Bütün adaylar lütfen konferans salonuna yöneliniz.”
‘Hay bin lanet. Neyse. Büyük ihtimalle ölür ya da bayılırım zaten. Bekle, bundan dolayı ölmem. Ölür müyüm yoksa?
Kalabalığı kıramayan Hyun Woo onlarla birlikte konferans salonuna yöneldi.                                                                
                                                                             ***

Yaklaşık 2000 kişi konferans salonuna sıkıştırılmıştı.
10 kişi ya da ona yakın bir sayıda insan seçileceğinden oran her 200’de 1 di. Herkesin dikkati sahnedeki 25-30 yaşlarındaki adamdaydı.

“Tanıştığımıza memnum oldum. Ben Plan Müdürü, Ha Myung Woo. Global Exos adına buraya geldiğiniz için size teşekkürlerimizi iletiyorum.”
Konuşmasını büyük bir alkış takip etti.
Ha Myun Woo kibarca onayladı ve devam etti.
“O zaman direkt herkesin merak ettiği konuya geçiyorum. Burada olan sizlerden yeni  sanal gerçeklik oyunumuz ‘New World’ü duyanlar elini kaldırabilir mi?”
Kalabalığın çoğu elini kaldırdı. Hyun Woo kaldırmadı.
Sanal gerçeklik oyunları normal bilgisayarlara uyumlu değildi.
Eğer oynamak istiyorsan onun için tasarlanan pahalı bir özel üniteyi alman gerekiyordu.
Ayrıca bunun için Sanal Gerçeklik Oyun Merkezleri vardı.
Ünitelerin fiyatları pahalı olduğundan yüksek bir servis ücreti gerekiyordu.
Ha Myun Woo başını salladı.
“Görüyorum ki çoğunuz bunu duymuş. Ama yine de çok sınırlı bir bilgi sunduğumuzdan şimdi daha detaylı açıklayacağız. Global Exos oyun endüstrisini değiştirmiş olan dünyanın ilk Sanal Gerçeklik Oyununu yarattı. Bir süre sonra birbiri ardına oyun şirketleri sanal gerçeklik oyunları çıkartmaya başladılar ve nihayetinde sanal gerçekliğin popülaritesini arttırdılar. Fakat bizim yayınladığımız bu yeni oyun tamamen orijinal bir oyun ve yeni bir buluş.”
Bu tarz oyunları oynamış birkaç klşi onayladı.
Süregelen konuşmayı Hyun Woo ağzı açık dinledi.
Bu zamana kadar sanal gerçeklik oyunları belirli resimlerin gözler yardımıyla gerçekmiş gibi canlandırılmasıyla gerçekleştirilmişti.
Fakat yeni oyun New World diğer oyunlardan farklı olacaktı. Retinadan alınan bilgiler direkt olarak beyne transfer edilecek bu sayede oyuncu gerçek dünyadaymış hissine kavuşacaktı.
Bu sayede sadece görmeyecek beş duyu organıyla hissedilebilecekti de.
En az 3 yıl boyunca Hyun Woo oyun oynamadan yaşadı bu yüzden teknolojideki bu gelişme onu çok şaşırttı.
“Fiyatın şimdiki ünitelerin 4 katına erişeceği doğru. Fakat New World sıradan bir oyun değil. Yepyeni bir çağa yöneliyoruz. En az 10-20 yıl dayanabilecek yeni bir kültür yaratacağımıza eminim. Bu seferki görüşmenin amacı New World’ü yönetebilecek ve tabiki tarih yazabilecek birisini bulmak.
“Görüşmeyi geçmek için gerekenler ne?”
Hemen sonrasında biri sordu.
“Büyük bir ihtimalle herkes bunu merak ediyordur. Geçmişte ne olduğunuzu unutun, kendinizi deneyimsiz ya da eğitim görmemiş biri olarak tanıtabilirsiniz fakat şu an herkesin bu etiketlemeleri unutmasını istiyorum. Biz bunları bir kriter olarak almamaya karar verdik. New World yıllarca sürecek bir proje ve biz bu projede sizi uzun vadede yetenekleriniz için seçiyoruz. Daha basit söylemek gerekirse, biz sizi bu oyun için beslediğiniz arzuya ve tabiki gelecekte ne kadar gelişebileceğinize göre değerlendireceğiz.”
Fizikçi, kimyager, gökbilimci, tıp uzmanları ve hatta nanabilim ustaları. Tonlarca profesör yıllarını New World üzerinde çalışarak geçirecek.

Fakat, Global Exos bilgili bir çalışan aramıyor. Onun yerine ateş yakmasını bilen. Ateşi manipüle edebilen birini arıyor. Ha Myung Woo’nun açıkladığı buydu.

“Uygun olan kişileri nasıl belirleyeceksiniz?”
“Kullanacağımız yöntem basit.”
Ha Myung Woo dudaklarını ayırıp cevap verdi.
“Yarın öğleden sonra, buradaki herkes içine New World yüklenmiş bir üniteye sahip olacak. Bu ünite ile kendi karakterinizi yaratacaksınız, eğer belirli bir şartı yerine getirirseniz , bir etkinlik gerçekleşecek ve o andan sonra kendinizi resmi sertifikalı eleman sayabilirsiniz. Üstelik test süresi boyunca Global Exos size aylık minimum 1.5 Milyon won para vericek. Bu sizin oyuna tamamen konsantre olabilmeniz ve benzer koşullarda yarışabilmeniz için yapılmış bir şey.”
Eşi benzeri görülmemiş bu olayda salonda kargaşa oluşturmaya yetti.
Herkes sakinleştiklen sonra sorular sorulmaya başlandı.
“Hangi şartlara erişmeliyiz?”
“Bir görevden mi bahsediyordunuz?”
“Ya da nadir birkaç eşyayı toplamakla mı alakalı?”
“Kafanızın sorularla dolmuş olduğunu tahmin edebiliyorum fakat size bu bilgiyi veremem. Söyleyebileceğim tek şey bunu kazanmak için birçok yol olduğu ve ayrıca hedefe giden ayarlanmış bir yol yok.”
“Yani demeye çalıştığınız şey bu testin amacının oyun içinde bir şeye ulaşmak olduğu mu?”
“Doğru söylüyorsun. Ve tabiki biz size hiçbir ipucu vermeyeceğiz. Oyunun eğlenceli yanı da bu değil mi?”
Neşeli bir şekilde söyledi Ha Myun Woo. Lakin onun mutluluğunu paylaşan hiç kimse yoktu.
“Oyun içinde yapacağınız her şeyde özgürsünüz. Fakat size özgürlüğünüz verilmiş olsa da kurallara uymak sizin sorumluluğunuz. Ve kendi hedeflerinizi seçmek de size kalmış. Durumunuza göre bizim uygun gördüğümüz şekilde değerlendirileceksiniz.”
“Test süresi ne kadar peki?”
“Kaç kişi alınacak?”
“Sadece 10 kişiyi alacağız.”
“Test süresi de biz 10 kişiyi seçene kadar.”
Ha Myung Woo bir gülümsemeyle ekledi.
“Belki de bu tarihin en uzun test süresi olabilir. Ama kuşkusuz, New World zaman ve efor harcadığınıza değer.”
“Umarım bu insanları güçlerini birleştirmeye ve birlikte çalışmaya iter. Savaş-“
Dedi Kang Misu yüzünde güzel bir gülümsemeyle konferans salonundakilerle konuşmaya giderken.
Bu güzellikte bir kızla bütün gün bir kağıt yığının içinde çalışmayı dört gözle bekliyordu.


***

Hyun Woo iş yerinde boş boş dikilip elindeki Global Exos broşürüne baktı.

Dünyanın en büyük şirketlerinden biri olduğunu biliyordu fakat bu kadar yüksek bir seviyede olmasını beklemiyordu.

Broşürde özel testi geçenler hakkında bilgiler yazıyordu.

New World'ün Planlama Departmanının yaklaşık 100 Milyon won aylık aldıģı söylentisi duyulmuştu.

Büyük bir kuruluşun başlangıç masraflarının 40 Milyon won olduğunu düşününce, bu sıradışıydı.

Bunun yanısıra şirketin garantilediği yararlardan oluşan bir sayfalık bir makale vardı.

'Görünüşe sadece 2000 kişi seçilmiş. Eğer herkese 1.5 Milyon won verirlerse ayda 30 Bilyon won eder!! Test sadece 3 ay sürse bile neredeyse 100 Bilyon won harcamış olacaklar. Sadece giriş testine böyle para harcıyorlarsa...'

Buna hayallerin mesleği diyebiliriz.

Bu meslek Hyun Woo'nun tüm sorunlarını tek seferde yok edebilecek bir meslekti.

Her şeyden önemlisi, bu eşsiz test Hyun Woo'yu büyülemişti.

Onlar TOEIC sınavında* tam puana yakın birini istemiyorlardı, muhteşem bir çalışma deneyimine sahip birini istiyorlardı.


Eğer o türden birni arasaydı, bu iş için başvurmazdı bile.

Lakin oyun içindeki bir başarıya ulaşmak onlarîn sınavıydı. Yani tek şartları oyunlarda iyi olunmasıydı.

'Cidden benim öğrenimimi incelemediler mi?'

Eğer belgesindeki yanlışlar ortaya çıkarsa başı büyük bir belaya girebilirdi.

Hayır, hiç fark edilmeyebilir bile. O bunları düşünürken umutları büyümeye başladı.

'Bu şekilde, belki hala bir umudum olabilir.'

Hyun Woo gençliğinden beri oyun oynamayı sevmişti.

Zamanının çoğunu harika oyunlar oynayarak geçirmesine raģmen aklında bir yere sahip olamamışlardı.

Ötesinde, bir oyunu bitirdiğinde kazandığı bütün eşyaları para için satanilirdi.

Buna rağmen işe alınmanın kolay olacağını düşünmüyordu.

200'e 1 oran. Diğer katılımcılar da bu işi almak için var gücüyle saldıracaklardı.

Eşit şartlarda başlayacaklarından arkada kalmayacağına inancı tamdı.

'Bu hayatta yalnızca bir kere karşına çıkar. Bunu kaçıramam!'

Aynı gün, süt-gazete dağıtımını ve yarı zamanlı işini bıraktı.

Fakat aylık ihtiyaçları ve hastane masraflarından dolayı iki yarı zamanlı işine devam ediyordu.

Global Exos'un verdiği 1.5 milyon won aylık ile hastane masraflarını yetiştiremiyordu.

Tabiki körü körüne borçların kendi kendine kapanacağına inanmamıştı. Yarın, borçları tekrar yükselecekti.

Bununla birlikte kenara biraz daha para koymalıydı.

'Herkesten az zamanım olduğu düşünülürse, bunu ölüm kalım savaşı verir gibi yapmalıyım.'

Çalışmayı bitirdiği anda hiç beklemeden eve yöneldi.

'Oyun hakkındaki bilgilere bakmalıyım...'

Fakat Hyun Woo kafasını sallamaya başladı.

'Sadece birkaç bilgi. Birinci elden denemek bana daha hızlı öğretir.'

Hemen üniteye yöneldi. Gücü açtıktan sonra sessiz bir dönme duydu ve bir anda her şey karardı.

Aniden parlak bir ışık, yeni bir dünya ile birlikte, önüne açıldı.


{ 4 yorum ... read them below or Comment }

  1. Teşekkürler çeviri için. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl okuduğunuz için biz teşekkür ederiz

      Sil
  2. çeviri için teşekkürler konusu biraz moonlight sculptor'a benziyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında biraz bakarsanız bu konuyu işleyen bir sürü novel bulabilirsiniz.Sonuçta popüler bir konu.Bu arada okuduğunuz için teşekkürler.Devamını haftaya vermeye çalışacağız

      Sil

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan