Posted by : NightTheFox



Çevirmen: NightTheFox



Memnun olmamış bir yüzle Hansen'in yanına gidip sordu.

"Daha uygun bir iş yok mu?"

"Hehe, şu çocuk. En başında olmana rağmen biraz açgözlü olmuyor musun? Bu mekanda daha bir yabancısın. Kim bir yabancıya önemli bir görev için güvenebilir ki? Büyük ödüllü görevler istiyorsan daha fazla güven kazanman lazım."

'Görünen o ki oyun içindeki ilişki seviyeleri de bir etken.'

Sanal gerçeklik oyunlarından önceki birçok oyun NPC'ler arası ilişkiler üzerineydi.

Bu tarz oyunlarda NPC ile arandaki seviyeyi belirleyen görevler, bilgiler ve açığa çıkardığın yeteneklerin oluyordu.

Bu tarz sistemler oyuncunun gerçekten o olayı yaşadığını düşündürmek için kullanılıyordu.

New World gibi yüksek teknolojili bir oyunun bu sistemi kullanmasına imkan yoktu.

'Başka bir deyişle, acemiler daha iyi ödüller alabilmek için önce küçük olanlarını tamamlamalılardı.'

Bu basit düzeni anladıktan sonra yeni bir sormak üzereydi.

Ama arkasından biri konuşmasını böldü.

"Sen de acemi misin?"

Arkasını döndü ve tatlı bir kızın yaklaştığını gördü.

"Evet, doğru."
"Bu yaşlıdan görev almaya çalışıyor olabilir misin?"

Yapmacık bir şekilde gülümseyerek onayladı.

Ark bu tatmin olmamış bakışı yaptığı anda kız gülümsedi.

"Oh, özür dilerim. Ama bu yaşlı adamdan görev istemek iyi bir seçenek değil."

"Niye?"

"Yaşlı adamın verdiği görevlerin hepsi düşük ödüllü ve düşük deneyimli görevler. Yine de emin olmak için birkaç tanesini yaptım, hep benzer görevler verdi. Etrafta 50'den fazla kez deneyenler de var. Ama kazandıkları tek şey yükselen tamir masrafları."

"O zaman başlangıçta ne yapmalıyım?"

"Yapılacak en iyi şey köyün dış tarafındaki Vahşi Köpekleri avlamak. 1. seviyede normal olan tavşan ya da rakunları avlamak olsa de kazandığın EXP bir fareden azıcık daha yüksek...  Köyde neredeyse kimsenin olmamasının sebebi de herkesin vahşi köpekleri avlamak için dışarıda olması."

"Vahşi köpekler?"

Soruyu sorduktan sonra kaygılı bir ifade takındı.

Birkaç fareyi öldürmek bile zor bir işti. Vahşi köpekleri avlamak daha zor olmaz mıydı?

Lakin kız aklından geçenleri okumuşçasına konuşmaya başladı.

"Yalnız başına öldürmesi zor. Herkesin onları avlamak için parti kurmasının da sebebi bu zaten. Ben ve birlikte avlandığım arkadaşım biraz zorlanıyoruz, yani bizimle avlanmak ister misin?"

"Evet? Uygun olduğundan emin misin? Ben yalnızca 1. seviyeyim?"

"Tabiki. Ben de bugün oynamaya başadım, yani yalnızca 2. seviyeyim. Diğer kişi ise 3. seviye."

"Tamami o zaman lütfen katılmama izin verin."
"Lütfen beni takip et. Diğer üye dışarıda."

Parti arkadaşı dışarıda buğday ekmeği yiyen iri bir adamdı.

Başlangıç köyünde uzun kılıç kullanan birini görmek nadirdi.

Kız kendini tanıttıktan sonra Ark onu baştan aşşağı inceleyip kafasını onaylarcasına salladı.

"Peki, en azından 3 seviye 1 ve 2'den daha iyi olur."

Erkeğin adı Andel ve kızın adı Bulma'ydı.

İkisi de oyuna yeni başlamışlardı fakat Ark'a göre daha bilgililerdi.

Neredeyse aynı zamanda başlamalarına rağmen bir parti kurup vahşi köpekleri keserek fazladan 2 seviye daha kazanmıştı.

"Tamam o zaman, oyalanacak zaman yok."

Biraz yürüdükten sonra Vahşi Köpeklerin gezindiği alana geldiler.

Bulma gergin bir sesle konuştu.

"Köye yakın olduğun için dikkati elden bırakmamalısın. Göründüklerinden daha güçlüler yani onları tek tek çekip öldürmelisin."

Andel yavaşça bir köpeğe yaklaştı, vurdu ve arkasını dönüp kaçmaya başladı. Diğer köpeklerin dikkatini çekmeyecek kadar uzaktalardı yani diğer köpekler karışamazdı, uzun kılıcını savurdu.

Delici hasar alan köpek acı içinde uludu.

Bu sırada Ark ve Bulma oraya doğru koştular. Yine de savaş onların sandığı kadar basit değildi. Korkuları yargılarını engelliyordu.

Birileri oyunda ne kadar korkabilirsin ki dese bile Vahşi Köpekler gerçekten farksız olarak en ince parçalarına kadar detaylıydı.

Gerçekte, bir kediyle bile savaşmamıştı. Bir Vahşi Köpekle savaşacağını hiç düşünmemişti ki şimdi onu yapıyordu. Vahşi Köpeklerin ona dişlerini göstermesi bile onu kemiklerine kadar ürpertmişti. Hareketleri endişe vericiydi. O kadar hızlılardı ki elindeki bıçağıyla onlara saldıran Ark'ın vuruşları bir kere bile yerini bulamadı.

"Tanrım, Ark. Ne yapıyorsun?"
"Aah hımm, ş-şeey..."

Ark o anda Vahşi Köpeğin kalçasını ısırmasından gelen acıyı hissetti.

Anında 30 HP kaybetmişti. Aynı zamanda onu korkutup geri çekilmeye başlatmıştı, Andel ve Bulma Vahşi Köpeğe arkadan saldırıp zar zor onun işini bitirmişlerdi. Vahşi Köpek yere öldüğünde yere deri ve et düşürdü.

Andel yerdekileri toplayıp hayal kırıklığı ile Ark'a baktı.

"Bu senin ilk defa Sanal Gerçeklik Oyunu oynaşın mı?"
"Pek sayılmaz..."

Bu onun ilk defa böyle bir şey oynayışıydı.

Andel Bulma'ya sitem dolu bir bakış attı.

Niye böyle birini getirdin ki?

Bulma Ark'a üzgün bir tavırla baktı.

Ark'ın yüzü kıpkırmızı oldu ve aniden ölü adam olarak damgalandı.

Daha fazla Vahşi Köpek öldürdüler fakat sonuçlar hep aynıydı.

"Ark, bir anda benim tarafıma gelirsen saldıramam!"
"Ah, cidden beni bıçaklayacak mısın?"

"Benim buraya mı çekilmemi istiyorsun? Nasıl saldıracağım?"
"Ah, cidden berbatsın."

Andel söylenirken kızgın bir ifadesi vardı.

Ark Vahşi Köpekleri sinirlendirip çekiyor, sonuç olarak Andel ve Bulma her şeyi öldürüyordu.

Bir bıçak darbesi bile atamadığından, o deneyim puanı bile kazanmıyordu. Hatta düşen deri ve et bile ikisi arasında paylaştırılıyordu. Bulma bir şey demese de sadece sorun yaratan Ark şikayet bile edemiyordu.

Hayır, bu şikayet etmekle alakalı değildi.

"Lütfen biraz arkada kalıp bizim ne yaptığımızı izle."

'Lanet, bu durumda atılacak mıyım?'

Ark Andel'in kaba ses tonundan dolayı huzursuz olmuştu.

Geriye sadece 4 parça ekmek kalmıştı. Ekipmanları parçalanabilecek kadar yıpranmıştı.

Hiçbir parti Ark'ın görünüşündeki atılmış bir oyuncuyu almazdı.

Çaresizce 10 parça ekmek ve 1 EXP için farelerle savaşacağı zamanlar devam edecekti.

Daha da beteri, ilişkiler oyunlarda çok önemliydi.

Eğer biri oyun oynadıysa, bir kişinin bile yanında olmasının ne büyük önemi olduğunu bilirdi.

'Tamam, bu sefer saldırıları karşılayıp pişman olmadan öleceğim.'

Ark'ın güzel bir çözümü vardı.

Bir anda Andel'in çektiği bir köpek ortaya çıktı.

Ark, Andel'in tavsiyesini dinlemeyip öncülüğü aldı ve bıçağını Vahşi Köpeğe doğru savurdu. O hayatını ortaya koyarak savaştıkça köpek yaltaklanıp geri çekilmeye başladı.

İlk defa Ark bıçağıyla köpeğe vurabilmişti.

Aynı anda, köpek de Ark'a saldırmıştı.


Ark'ın başı döndü ve düşmeden önce zikzaklar çizdi.

"O tarafa değil!"

Bulma bağırdı fakat Ark için endişelendiğinden değil, şaşırdığından. Vahşi Köpekler Ark'ın düştüğü yerden ilerlediler ve tekrar toplandılar.

"Lanet olsun, her şey bitti."
"İşte bu yüzden senin geride kalman gerekiyor!"

Ark'dan tatminsizlik fışkırıyordu.

'Lanet olsun, acaba partiden ayrılsam mı.'

Ark onlar elini ısırana kadar yumruklarını sıktı ve yerinden kalktı.

"Siz kaçarken ben onları engelleyeceğim."
"Evet? Ha, ama o zaman..."

Andel onu aniden çekerken Bulma şaşkınlıkla bakakalmıştı.

Arkasına bile bakmadan, Ark bıçağını çıkardı ve rastgele yerlere savurmaya başladı.

Vahşi Köpeklerden iki tanesi Ark'ın etrafına toplanıp onu takip ettiler. Aynı vakitte dört bir yandan parlayan kırmızı ışıklar gördü. Hasar aldığını belirten üç veya dört adet sistem mesajını duyduktan sonra gözleri kararmaya başladı. Kısa bir süre sonra Ark yere düştü ve Vahşi Köpekler olmaları gereken yere gittiler.

Onun ilk ölümü.

***

Gözlerini açtığında kale kapısındaki birkaç erzağı gördü.



"İyi misin?"

Sistem mesajı Bulma'nın sesiyle bölündü.

Ark utanmış ve kafasını kaşımaya başlamıştı.

"Oh, özür dilerim. Az kalsın benim yüzümden ölüyor muydunuz?"
"Hayır, senin sayende hayattayım. Ama Ark........"
"Sorun değil. Sonuçta %1 bile deneyim puanım yoktu."

Ark ölümünün önemli olduğunu düşünmüyordu.

Ölüm durumunda deneyim puanının düşmesi normal bir şeydi. Bazı durumlarda eşyaları da kaybediyordun. İnsanların ölmek istememesinin sebebi de buydu.

Hiç eşya düşürmediğinden. Ölümden korkmayan sadece 1. seviye oyunculardı.

Bulma'nın tepkisini anlayamadan başını salladı Ark.

"Evet? Ne deneyimi? Ben sadece..."

Andel, bir şeylerden şüphelenip Bulmanın yolunu engelledi.

"Ah evet, Ark-nim'in oyuna yeni başladığını hiç düşünmemiştim ben."

Bir şeyler düşünürken Andel'in gözleri parladı.

"O zaman şöyle yapsak. Gidip Vahşi Köpeklerden biraz daha güçlü bir şeyler avlayalım, mesela Kurt. Eğer Kurt avlarsak eminim onları alaşağı edebiliriz. Bazı durumlarda bir parti kurtları öldürüyorsa diğerlerinin partinin etrafından toplanıp avlanmayı imkansız kıldığını duydum. Ama eminim Ark-nim onları tanklarsa ve bizim yerimize ölürse denemeye değer. Ark-nim deneyim puanı kazanmayacak olsa bile kurtlardan düşürdüğümüz eşyaları paylaşabiliriz. Başlangıç eşyaları ortalama bir fiyata satılabiliyor."

"Ama Andel-nim."

Bulma Andel'e şaşkın bir yüz ifadesiyle baktı. Gözleri çok fazla şey istediğini ima ediyordu.

Buna rağmen Ark hiç düşünmeden kafasını salladı.

"Eğer siz istiyorsanız, neden olmasın."

Andel'in teklifinin kötü olmadığını düşündü.

Partiye katılmayı reddetse bile yapacak başka bir şeyi yoktu.

Bir kurtla karşılaşıp ona alışması daha yararlı olurdu.

Şu anda onların karşısında bir şansı yoktu; ölüm kaçınılmazdı.

iyi bir sebep de, kurtlar ortaya çıkmadıkça hiçbir eşya alamazdı.

"Ark-nim'in olması bizim de yararımıza."

Andel keyifle partiyi alana yönlendirdi.

Andel'in Ark'a olan tavrı 180 derece dönmüştü. Eşyalarını tamir etmek için 30 Bakır vermesi gerekiyordu. Ve durumlar tehlikeli olduğunda ölüm şansını azalttığı için müteşekkirdi. Parti eşyaların tamirini bitirdikten sonra Vahşi köpeklerin yanından geçerek kurtların olduğu bölgeye gittiler.

                                                                               ***

Kurtlar, şüphesiz ki Vahşi Köpeklerden birkaç kaç daha güçlülerdi. Kendi başına çok büyük zorluklarla yenebileceğin bir rakipti.

*Auuuuu!*

Birkaç kurt yakalanıp ölümün eşiğine geldiğinde gökyüzüne doğru uludular.

Bunun bir sebebi vardı. Uzaktaki kurtlar yardım etmek için yandaşlarının yanına gelebilirlerdi.

Tüm durumlarda, yollarını kesen 1. seviye Ark'tı.

"Sizi alçaklar. Hepiniz bana gelin!"

Onlar da çılgınca pençeleyip ısırmaya başladılar.

Ama Ark ölmeyi reddediyordu.

'Huhuhuhu. Benim istediğim gibi kesiyorlar. Sonuçta ben sadece kaybedecek bir şeyi olmayan acınası bir yaratığım.'

Ark tıpkı bir zombi gibi Erzak Deposunda tekrar ayağa kalktı ve kurtları bir kez daha avlamaya gitti.

Neredeyse 10 kere öldükten sonra bir bilgilendirme ekranı, ses efekti ve parıldayan ışıklar ile önünde belirdi.


'Aha, bu cennetten bir hediye mi?'

Bu acizlik miydi? Birkaç kez ölse bile yeni bir yetenek kazanacağını düşünmemişti.

Ark kurtları daha hızlı parçalara ayırdıkça daha hızlı ölüyorlardı.

Ark'ı izleyen insanlar yorum yapmaya başlamışlardı.

"Voaah. Şu adam hiç yorulmuyor gibi."
"Cesur bir savaşçı. Bir asker. 1. Seviye Kıdemli Asker."
"Aklını mı kaçırmış? Belki de oyunu nasıl oynayacağını bilmiyordur?"

Bazen birilerinin endişeli sesleri bazense dalga geçenler duyuluyordu.

'Hmm, bu insanlar hiçbir şey bilmiyorlar...'

Her şeye rağmen Ark onların sözlerini dikkate almadı. Çantasını açıp içine baktı. İçi Kurt derisi ve etle doluydu. Bunu görmek onu rahatlattı.

1. Seviyede Kurtlara ve Vahşi köpeklere alışıp onlardan düşen eşyaları alabiliyordu. Bunda ne problem olabilirdi ki? Andel ve Bulma'nın yüksek seviyelerine rağmen Ark dezavantajlı değildi.

Başkalarının gözünde Ark düşünmeden avlanıyor gibi gözüküyor olabilirdi, lakin Ark aslında birçok bilgi de ediniyordu.

Andel ve Bulma böyle bir oyun sanal gerçeklik oyun deneyimini hiç yaşamamışlardı.

Şu anki 3. seviye oyuncular Kurtların onları aştığını düşünüyorlardı.

Lakin, iki oyuncu ustalıkla kritik vuruşlar yaparak. Ark'ın liderliğinde kılıçlarını savurup saldırmaktan çekinmiyorlardı. 1. Seviye oyuncu sayesinde durmaksızın 2 saat boyunca kurt avlayabilmişlerdi.

'Ha, neler oluyor?'

Ark garip bir şeyler hissetmişti.

Nasılsa, zaman geçtikçe yavaş, yavaş ve daha yavaş hareket etmeye başlamış ve nefesi tükenmişti. Hatta bıçağını kaldırdığında gücü yeterli gelmiyordu.

Bu kollarında ve bacaklarında yük varmış gibiydi.

Ark'ın hareketlerinin yavaşladığını fark eden Bulma'nın yüzünü üzgün bir ifade kapladı.

Buna rağmen, mesafeyi koruyan Andel konuştu.

"Büyük ihtimalle sanal gerçeklik oyunlarına alışmadığından dolayı devam edemiyordur. Bugünlük burada bırakalım. Avlanma bölgeleri parti üyelerinden biri hareket edemezken tehlikeli."

"Evet, ben de öyle düşünüyorum."
"Senin sayende avlanmak çok daha kolaydı. Sonra görüşürüz."
"Seni... Arkadaş olarak kaydedebilir miyim?"
"Biz seni birdahaki sefere ararız."

Sonuçta, Andel bir şeyler daha söyleyemeden gitti.

Bulma duraksayarak ona yaklaştı, çantasından bir kılıç çıkartıp ona verdi.

"Bunu al. Kullanmak için kötü bir silah değil, özellikle oyun başında."

"Ah. Teşekkürler."

Ark silahı alıp Özellikler Penceresini kontrol etti.


Ark halihazırda 1-3 saldırı değeri olan bir bıçak kullanıyordu. İsimsiz, berbat ötesi 1. seviye bir bıçaktı, fakat Ark o bıçağa müteşekkirdi. Bunun yanında çantası kurt eti ve derisiyle doluydu. Bunların da üstünde, yeteneklerinde ustalaşmaya başlamıştı. Seviyesi aynı kalsa bile birinci gün için ilerlemesi iyiydi. Buna rağmen Bulma'nın yüzünde üzgün bir bakış vardı.

"Üzgünüm. Bu kadar acı çekmene rağmen sana verebileceğim bundan başka hiçbir şeyim yok."

"Hayır, gerçekten minnettarım."

Diğer kullanıcıların önünde iyi görünmekte yanlış bir şey yoktu.

Kendinden yüksek seviyede kişileri pohpohlamak iyi bir şeydi. Kelepir eşyaları almanın başka bir yolu yoktu. Kalbindeki bu neşeli hislerle birlikte Ark ilk oyun gününü bitirdi.

<<<1.Bölüm-Part 1

{ 1 yorum ... read them below or add one }

  1. Ellerinize sağlık, çok güzel bir seri, çok güzel bir çeviri. Merakla beklemedeyim.

    YanıtlaSil

Sohbet

Yeni Bölüm Geldiğinde Haberin Olsun

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © 2013 Aozora Çeviri Grubu - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan